28 Mart 2026 Cumartesi

5 kentte gözaltına kaybedilenlerin akıbetleri soruldu

Gözaltında kaybedilenler ve katledilenler için Hakkari, Amed, Batman, Urfa ve İzmir'de gerçekleşen eylemlerde adalet talebi yinelendi.

Gözaltında kaybedilenler ve katledilenler için Hakkari, Amed, Batman, Urfa ve İzmir'de gerçekleşen eylemler devam etti. Kayıp yakınları ve hak savunucuları kayıpların akıbetini sorarak adalet talebini büyüttü.

HAKKARİ
İHD ve kayıp yakınları, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" eylemlerini 220. haftasında Sanat Sokağı'nda gerçekleştirdi.  Bu haftaki eylemde, 1992 yılındaki Şirnex Newrozu'nda gözaltına alınarak katledilen 17 yaşındaki Bişeng Anık'ın faillerini soruldu.

Açıklamayı okuyan İHD Hakkari Eşbaşkanı Ozan Akbaş, Anık'ın 1992 Newroz günü  özel harekat ekipleri tarafından evine düzenlenen baskınla gözaltına alındığını belirtti. Aynı gün gözaltına alınan diğer kişilerin serbest bırakıldığını ancak Anık'ın bırakılmadığını anımsatan Akbaş, ailenin tüm başvurularına rağmen yetkililerin gözaltı ve işkenceyi reddettiğini dile getirdi.

'İNTİHAR ETTİ DENİLDİ' 
Sabah saatlerinde aileyi arayan polislerin, Anık'ın karakolda bir polisin silahını alarak "intihar" ettiğini iddia ettiğini söyleyen Akbaş, ailenin karakol ve hastaneye gitmesine rağmen Anık'ın bedeninin kendilerine gösterilmediğini, hastaneye çıkan yolların kapatıldığını ifade etti.

Akbaş, yıllar sonra itirafçı Murat İpek'in yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, Anık'ın gözaltında işkence gördükten sonra yaşamını yitirdiğine dair beyanların ortaya çıktığını kaydetti. 17 yaşındaki Bişeng Anık'ın gözaltında işkenceyle yaşamını yitirmesine rağmen sorumluların ortaya çıkarılmadığını ve yargılanmadığını belirten Akbaş, olayın "faili meçhul" bırakıldığını söyledi.

Akbaş, Bişeng Anık ve tüm kayıplar için adalet talebini yineledi.

AMED 
Amed'de, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" eylemi 894'üncü haftasında Koşuyolu Parkı'nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde sürdü. Bu haftaki eylemde, 11 Mart 1997 tarihinde Amed'de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen İlyas Eren'in akıbeti soruldu. Eyleme, İlyas Eren'in kardeşi Hanifi Eren'in yanı sıra İHD Eş Genel Başkanları Oya Ersoy, Cihan Aydın ile avukat Eren Keskin de katıldı.

Açıklama öncesi konuşan Cihan Aydın, kayıplar için yürütülen mücadelenin uzun yıllardır sürdüğüne işaret ederek, "Derdimiz intikam değil, adalet ve hakikattir. Kalıcı bir barış için somut adımlar atılmalı, kayıpların akıbeti açıklanmalı ve failler yargılanmalıdır" dedi. Daha sonra konuşan İlyas Eren'in kardeşi Hanifi Eren, faillerin belli olduğunu belirterek, "Barıştan söz ediliyorsa sesimiz duyulmalıdır. Katiller yargılanmalı, kayıplarımız bulunmalıdır. Bu talebimizi her zaman dile getireceğiz" diye belirtti.

İLYAS EREN'İN HİKAYESİ
Eren'in kayıp hikayesini İHD Amed Şube Yöneticisi Berfin Eliçi, şöyle aktardı: "İlyas Eren, 11 Mart 1997 tarihinde kayınbiraderinin evini taşımak üzere Amed'e geldi. Ardından Pasûr'a dönmek için terminale gitti. Saat 13.00 civarında terminale gelen sivil giyimli 4 polis, birçok köylünün ve akrabasının gözleri önünde İlyas Eren'i zorla siyah bir araca bindirerek kaçırdı. İlyas Eren'in bindirildiği aracın Pasur'daki bir korucuya ait olduğu çevredekiler tarafından biliniyordu. Ailesi o tarihten beri İlyas Eren'den bir daha haber alamadı."

Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.

BATMAN
Batman'da, gözaltında kaybedilen ve katledilenler için yapılan eylem 730. haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde devam etti. Bu haftaki eylemde, 1998 yılı Nisan ayında Batman'da kaybedilen İzzet Seven'in akıbeti soruldu.

İHD yöneticisi Metin Nas, İzzet Seven'in kaybedilme hikayesini eşi Emine Seven'in dilinden şu şekilde aktardı: "Eşim İzzetin Seven, Nisan 1998 tarihinde ikindi vakti namazını da kıldıktan sonra evden çıktı, işe gittiğini biliyorduk. Sabaha kadar eve gelmeyince iş yerinde arkadaşlarından sorduk. İşe gelmediğini söylediler. Yakınlarımıza haber verdik, gören olmamıştı.

'HİZBULLAH KAÇIRMIŞ OLABİLİR DENİLDİ'
90'lı yıllarda Batman'da her gün sokak ortasında birkaç kişi infaz ediliyor veya kaçırılıyordu. Yetkililere yazılı olarak başvuru yaptık, ifadelerimiz alındı. Emniyet yetkilileri eşimin kendilerinde olmadığını söylediler. 'Hizbullah örgütü tarafından kaçırılmış olabilir' dediler. Yuvam yıkılmış, çocuklarım yetim kalmıştı.

'UMUDUMUZU YİTİRMEDİK'
Aradan yıllar geçti hep ağlayıp inledim, gözlerim yollarda kaldı derdimize çare olacak kişi ve kurum bulamadık. Ta ki; İnsan Hakları Derneği'nin 'Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın' adı altında başlattıkları eylem ve etkinlikleri bize bir ışık kaynağı oldu.  Belki vicdan sahibi biri çıkar da eşimin ve eşim gibi kayıpların hakkında ölü veya diri bilgi verir diye. Tekrar umutlandık halen de umutlarımızı yitirmiş değiliz." 

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.

URFA
İHD Urfa Şubesi, "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" eyleminin 70. haftasında Novada Park AVM önünde açıklama yaptı. Bu haftaki açıklamada, 1994 yılında Urfa'nın Viranşehir ilçesinden okumak için gittiği Amed'de gözaltına alındıktan bir hafta sonra cenazesine ulaşılan Ramazan Keskin'in failleri soruldu.

İHD Riha Şube Yöneticisi Selma Ateş, Ramazan Keskin ve gözaltında kaybedilen herkes için mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayarak, "İnsan hakları savunucuları olarak kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımız için adalet arayışından vazgeçmeyeceğiz" dedi.

Açıklama, bir dakikalık oturma eyleminin ardından son buldu.

İZMİR 
İHD İzmir Şubesi, gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sormak için iki haftada bir düzenledikleri oturma eylemini Konak eski Sümerbank önünde devam ettirdi. Açıklamada, "Kayıplar belli failler nerede" ve "Kayıplar vicdanındır sahip çık" pankartları açıldı.

Basın metnini okuyan İHD İzmir Şube yöneticilerinden Evrim Kubilay, gözaltında kaybedilen, Neslihan Uslu, Metin Andaç, Hasan Aydoğan, Mehmet Ali Mandal, Ahmet Şahin ve Mirze Ateş'in akıbetini soran Evrim Kubilay, Neslihan Uslu, Metin Andaç, Hasan Aydoğan ve Mehmet Ali Mandal'ın Çeşme Alaçatı'da gözaltına alındığını ve işkenceye maruz kaldıklarını belirtti.

'İTİRAFLARA RAĞMEN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ'
Ardından bu kişilerin bindirildikleri teknenin Seferihisar açıklarında patlatıldığını söyleyen Kubilay, "Olayın detaylarını anlatan Turan Ünsal, işkenceye katılanların eşkal bilgilerini ve isimlerini de verdi. Etkin bir soruşturma yürütülmedi. Neslihan Uslu, Metin Andaç, Mehmet Ali Mandal ve Hasan Aydoğan'ın akıbetleri karanlıkta bırakıldı.

Kubilay, Amed'te 18.03.1993 tarihinde askerle tarafından gözaltına alınan Ahmet Şahin'in ailesinin Diyarbakır DGM'ye yazılı başvuruda bulunduğunu ve DGM'den Şahin'in gözaltına alındığını ancak serbest bırakıldığı cevabını verdiğini söyledi. Kubilay, Şahin'den bir daha haber alınamadığını aktardı.

AYLAR SÜREN IŞKENCE VE GÖZALTI
Kubilay, 18 Mart 1994 tarihinde Amed Kulp'a bağlı Konuklu köyünde gerçekleşen baskınlarda birçok kişinin gözaltına alındığını ifade etti. Kubilay, "Gözaltına alınan köylüler, aylarca gözaltında tutuldu ve ağır işkence gördü. DGM'ye çıkartılan bu insanlardan bazıları serbest bırakıldı, bazıları tutuklandı. Gözaltına alındıkları reddedilen Mirze Ateş ve Kuddusi Adıgüzel'den ise bir daha haber alınamadı" dedi.