Rotraut Hake Michelmann ETHA'ya konuştu: Umarım Alman devleti bu bilgileri ciddiye alır, harekete geçer
ETHA'ya konuşan gazeteci arkadaşımız Eva Maria Michelmann'ın annesi Rotraut Hake Michelmann, kızı ve Ahmet Polad'ın Halep Hapishanesi'nde olduğu yönündeki tanıklıklara dikkat çekti, "Umarım Alman devleti bu bilgileri ciddiye alır, harekete geçer" dedi. Alman devletinin Suriye Geçiçi Yönetimi'ne verdiği desteği eleştiren Anne Michelmann, "Suriye'de bir hukuk devleti olmadığını, insanların ortadan kaybolduğunu, insan haklarının hiçe sayıldığını duyurun. Bunu görünür kılın ve hükümetlerinize baskı yapın ki Suriye yönetimine bu durumun değişmesi için baskı uygulasınlar" çağrısında bulundu.
Rakka'da 18 Ocak'ta Özgür TV programcısı Ahmet Polad ile birlikte kaçırılan ajansımız ETHA'nın gönüllü muhabiri Eva Maria Michelmann'ın Halep'teki hapishanede tutulması üzerine haklarında yürütülen mücadelenin talepleri de güncellendi. "Eva ve Ahmet nerede?" sorusunun yerini, "Eva ve Ahmet'i serbest bırakın" talebi aldı.
Kaçırıldığı haberini aldığından aldığı andan itibaren kızı Eva Maria için mücadele eden anne Rotraut Hake Michelmann, ETHA'ya konuştu. Suriye'deki mevcut yönetimin hiçbir hukuka saygı duymadığını bildiklerini ve bu nedenle her türlü olasılığa kendilerini hazırladıklarını söyleyen anne Michelmann, son gelişmeyle birlikte yeniden umutlandıklarını anlattı.
Bugüne kadar Alman devletinin somut adım atmamasını eleştiren Michelmann, tam da bu süreçte Colani'nin Berlin'de ağırlanmasına anlam veremediğini vurguladı.
Michelmann'ın ETHA'nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle;
Eva'nın gazeteci olarak motivasyonları nelerdi? Özellikle Rojava'ya neden gitti ve orada nasıl bir gazetecilik faaliyeti yürüttü?
Eva, insan haklarına her zaman büyük ilgi duymuştur; buna kadın hakları da dahildir. Bence Rojava'daki yeni toplumsal düzen onu çok etkilemiş ve derinden sarsmıştır. Örneğin görevlerin kadınlar ve erkekler arasında eşit şekilde dağıtılması ve orada yaşayan farklı etnik gruplar arasında oransal temsil sağlanması onu çok etkilemiştir. Bu da muhtemelen Rojava'ya gitmesinin ve gazeteci olarak çalışma fırsatını değerlendirmesinin sebebiydi. Sonuçta insan yaşamak zorunda, para kazanmak zorunda ve gazetecilik bunun bir yolu. Ayrıca gazeteci kimliği belli bir koruma da sağlar. O, Alman pasaportuna ve gazeteci belgelerine güveniyordu ve bu sayede iyi korunacağını düşünüp benim endişelenmemem gerektiğini söylemişti. Ama gördüğümüz gibi bu bir yanılgıydı.
18 Ocak 2026'da Rakka'da neler olduğuna dair neler biliyorsunuz?
Tanık ifadelerine göre Eva Maria ve Ahmed, Rakka şehrinde IŞİD'in yeniden güç kazanmasını araştırmak için bulunuyorlardı. 18 Ocak'ı 19 Ocak'a bağlayan gece Arap milisler şehirde yağma ve şiddet eylemleri gerçekleştiriyordu. Bunun üzerine Eva ve Ahmed bir gençlik merkezine sığındılar. Oradan yardım istendi; Suriye'deki askeri otoritelere de başvuruldu. Ardından Suriye birlikleri, yani HTŞ güçleri (Suriye geçiş hükümetinin resmi birlikleri) geldi, gençlik merkezindeki insanları kurtardı ve onları hâlâ Kürt yönetiminin kontrolünde olan bir hapishaneye götürdü.
Ancak iki gazeteci, Eva Maria ve Ahmed, başka bir araca bindirildi ve o andan itibaren kendilerinden hiçbir haber alınamadı. Bu durum ancak altı hafta sonra ortaya çıktı. Eva Maria'nın da çalıştığı haber ajansı ETHA, bunu ancak Şubat sonunda fark etti çünkü o süre zarfında internet ve telefon bağlantıları kesikti. Biz de hemen bilgilendirildik; People's Bridge adlı STK aracılığıyla da haber aldık.
ETHA'dan gelen haberi hemen çevirdik ve 28 Şubat'ta Eva Maria'nın kaybolduğu bilgisini aldık. O günden beri arama çalışmaları parça parça devam ediyor.
Elbette çok sabırsızdık. Aldığımız tüm bilgiler Kürt dostlarımızdan ve bölgede iyi bağlantıları olan bir hukuk bürosundan geldi.
'ALMAN DEVLETİNİN NE YAPTIĞI HAKKINDA BİLGİM YOK'
Kaçırıldıkları açıklandıktan sonra avukatınız aracılığıyla Alman hükümeti nezdinde girişimlerde bulundunuz. Neler yapıldı ve Alman devleti size ne söyledi?
Alman devletinin ne yaptığı hakkında bilgim yok. Biz elimizdeki bilgileri hemen paylaştık; özellikle süreci koordine eden avukat Roland Meister aracılığıyla.
Bu bilgiler derhal Dışişleri Bakanlığı'na iletildi. Dışişleri Bakanlığı ise her zaman "Bunu çok ciddiye alıyoruz, yoğun şekilde çalışıyoruz" diyor ama bize somut bir bilgi vermiyor.
Suriye devleti, iki gazeteciyi gözaltında tuttuğunu tamamen inkâr ediyor.
Colani'nin Berlin ziyareti sırasında, Eva'nın durumunu Alman hükümeti gündeme getirdi mi? Basından takip ettiğimiz kadarıyla gündeme gelmedi. Sizin bu konudaki bilginiz nedir?
Ben yine de Dışişleri'nin bu dosya üzerinde çalıştığını ve ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyorum. Buna inanıyorum.
Ama Alman hükümetinin genel politikası ayrı bir mesele. Yüz milyonlarca euronun, insanların ortadan kaybolduğu bir devlete aktarılacak olması öfke yaratıyor. Üstelik kaybolan sadece Eva ve Ahmed değil. Onların Halep'te bir devlet hapishanesinde tutulduklarına dair tanık ifadeleri var. Yani herhangi bir aşiret milisi değil, resmi güçler tarafından kaçırılmış ve tecrit altında tutuluyorlar.
Böyle bir devlete destek verilmesi ve oradan kaçan insanlara artık sığınma hakkı tanınmaması, hatta geri gönderilmelerinin düşünülmesi kabul edilemez. Oysa orada Dürziler, Ezidiler, Aleviler ve Kürtlere karşı soykırım yapıldığı biliniyor.
Bu gerçekten insanı dehşete düşürüyor; anlamak mümkün değil.
En son görgü tanığına göre Eva ve Ahmet hayatta, Halep Hapishanesi'nde tutuluyorlar. Alman devletine avukatınız, bu bilgiye ve görgü tanığının videosunu iletti. Bu durum sizde neler hissettirdi?
Elbette onların tecritte olması iyi bir durum değil ama daha önceki belirsizlikle kıyaslandığında bir ilerleme. Daha önce hiçbir bilgi yoktu. Aşiret milisleri tarafından kaçırılmış olma ihtimali de vardı. Ancak Rakka'da Halep İç Güvenlik Güçleri Sorumlusu Muhammed Abdulqani'nin varlığı biliniyordu, bu yüzden kaçırılmanın HTS güçleri tarafından yapıldığı zaten oldukça açıktı.
Ama yine de daha kötü ihtimaller vardı: Esirlerin öldürülmüş olması, toplu mezarlara gömülmüş olmaları gibi. Son zamanlarda Rakka'daki saldırı sonrası yeni toplu mezarlar bulunduğuna dair haberler de çıkmıştı. Bu nedenle Eva Maria ve Ahmed'in akıbeti konusunda ciddi endişeler vardı.
Bu yüzden Halep'teki hapishanede görüldüklerine dair tanıkların olması en azından bir nebze rahatlatıcı.
Tam da şimdi Alman devletinden beklentiniz nedir?
Umarım Alman devleti bu bilgileri ciddiye alır, harekete geçer ve tutuklularla temas kurmanın yollarını bulur. Normalde konsolosluklar, yurtdışında tutuklu bulunan vatandaşlarla iletişim kurar ve onları destekler. Bu, vatandaşların sahip olduğu bir haktır. Suriye devletinin tutumu ise uluslararası hukuka açıkça aykırıdır. Gazetecilere yönelik bu tür uygulamalar zaten bir savaş suçudur.
Ahmet Polad'ın ailesine bir mesajınız olur mu?
Öncelikle, hepinize içten selamlar. Güçlü kalın. Hayat devam ediyor ve çocuklarımızı oradan çıkarmayı başaracağız.
Kamuoyundan neler bekliyorsunuz?
Bu durumu mümkün olduğunca yaygınlaştırın. Suriye'de bir hukuk devleti olmadığını, insanların ortadan kaybolduğunu, insan haklarının hiçe sayıldığını duyurun. Bunu görünür kılın ve hükümetlerinize baskı yapın ki Suriye yönetimine bu durumun değişmesi için baskı uygulasınlar.