Aleida Guevara: Artık çok iyi koşamam ama hala ateş edebilirim*
Enternasyonalist çocuk doktoru ve Che Guevara'nın kızı Aleida Guevara, Küba'daki son durumu, hükümetin seçeneklerini ve ABD ile diyalogu Neues Deutschland gazetesine anlattı. Röportaj, Ivana Benario tarafından ETHA için çevrildi.
Küba'daki durumu nasıl tanımlarsınız? Trump yönetiminin dayattığı enerji ambargosu, uluslararası hukuka aykırı kolektif bir cezalandırma yöntemi, durumu daha da zorlaştırdı.
Durum gerçekten dramatik. Şehirler bazen 72 saat boyunca elektriksiz kalıyor. Ne yazık ki, elektrik üretiminin büyük bir kısmı petrolle çalışan santrallere bağlı. Ancak Küba'nın petrolü çok az, kendi üretimi ülkenin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Elimizdeki sınırlı elektrikle var olan her şeyi devam ettirmeye çalışıyoruz. Elektrik olmadan gaz temini yapılamıyor, elektrik olmadan su pompaları çalışmıyor. Her şey daha karmaşık hale geliyor. Hastanelere gitmek için ulaşım araçları nasıl bulunacak? İşe nasıl gidilecek? Durum gerçekten çok zor.
Hükümet bu duruma nasıl tepki veriyor?
Temiz enerji kaynaklarının aranması yoğunlaştırıldı; örneğin güneş ve rüzgar. Güneş, hiç kimse tarafından engellenemez. Yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılmasıyla sorunları çözmeye çalışıyoruz. Şu anda, güneş panelleri en önemli polikliniklere, hastanelere, araştırma merkezlerine ve okullara kurulum aşamasında. Ayrıca, bütün gün boyunca güneş panelleri monte eden öncü işçilere bunları satın alıp evlerinde kurma imkanı veriliyor. Bunu gerçekten harika buluyorum çünkü bu insanlar bütün gün boyunca olağanüstü bir özveri ile çalışıyorlar. O zaman eve döndüklerinde, en azından daha iyi dinlenebilmeleri için elektrikleri olmalı. Sorun şu ki, güneş panelleri satın alabiliyoruz ve Küba'da artık üretmeye başladık, ancak enerjiyi depolamak için bataryalarımız yok, bu da gece sorun yaratıyor. Batarya üretimi ancak 2025 yılında başladı. Şu anda, gece enerjiyi kullanabilmemiz için üretimi artırmak, hızlı bir şekilde çözmemiz gereken en büyük sorun.
Toplumda nasıl bir ruh hali var? Maddi durum, 2021'deki protestoların ardından özellikle genç Kübalıların göçüne yol açan o döneme göre daha dramatik.
Göç dalgası bir süre önce yaşandı. Birçok genç, Küba'daki ekonomik durum nedeniyle zaten yurt dışına göç etti. Durum gerçekten çok zor. Bu, gerçeğin kendisidir. Göç, halkın ideolojik ve siyasi eğitiminde, özellikle yeni nesillerin eğitiminde başarısız olduğumuzu ve bu konuda daha fazla çalışmamız gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, gençlere daha fazla kulak vermeliyiz ve fikirlerini siyasete dahil etmeliyiz. Başkanımız Miguel Díaz-Canel, gençlerle çok doğrudan iletişim kuruyor ama sadece küçük bir gruba ulaşıyor. En önemli şey, daha fazla gence ulaşmak ve onların sorunlarını dinlemek. Bize gelişmemize yardımcı olmalarını ve sorunlarını çözmek için mekanizmalar aramamızı sağlamalarını istiyoruz. 1959'daki devrimden beri bu şekilde uygulandı ve bu ihmal edildi. Bir zamanlar, Devrimi Savunma Komiteleri (CDR), "sokak planları" adı verilen etkinlikler yapıyordu. Bu neydi? Örneğin, bir hafta sonu, Cumartesi ya da Pazar günü, sokaklar araç trafiğine kapatılır, böylece çocuklar güvenli bir şekilde oynayabilirdi. Böyle fikirler tekrar gündeme gelmeli, çünkü insanlar buna ihtiyaç duyuyor. Eğlenceye, neşeye ihtiyaçları var, değil mi? Bu anlamda, daha fazla şey yapılması gerekiyor.
Siyasi eğitimdeki eksiklikler. Küba'daki yöneticiler son yıllarda neleri daha iyi yapabilirdi?
Birçok şey var. Dışarıdan bakmak, nelerin daha iyi yapılabileceğini söylemek daha kolaydır. Boks ringindeyken, yumruğun nereden geldiğini görmek zordur. Ama dışarıda olduğunda, yumruktan nasıl kaçılacağına dair daha iyi bir yorum yaparsın. Ancak sen ringde değilsin, kendi başına hareket etmek zorunda değilsin. Dışarıdan söz söylemek, eleştirmek ve "şöyle ya da böyle olmalıydı" demek oldukça kolaydır. Ama çoğu zaman, karar verilecek durumlar, yeterli bilgiye sahip olmadan ve olayların neden olduğu hakkında bir şey bilmeden hareket etmeyi gerektirir. Ama şüphe yok ki, biz hata yaptık. Örneğin, 2021 yılında para birimi sistemini değiştirdiğimizde, iki para birimi olan Peso Convertible CUC ile Peso Cubano CUP'yi sadece CUP'ye indirdik, çünkü bir ülkede yalnızca bir para birimi olmalıydı. Bu değişiklik çok kötü bir zamanda yapıldı. Sonuç olarak, şimdi dört para birimimiz var: CUP'nin yanı sıra dijital para birimi Moneda Libremente Convertible (MLC), Amerikan Doları ve Euro. Bu durum, ekonomi için oldukça zorlayıcı bir şey, en azından benim gözlemlerime göre. Ancak ben bir ekonomist değilim, bir doktorum. Para birimi reformundan daha fazla, bana göre sosyal açıdan zararlı olan şey, aynı yıl içinde özel şirketlerin (Mipymes) kabul edilmesiydi.
Bu, toplumun eşitliğini zedeler mi?
Evet. Küba hiçbir zaman tamamen eşit bir toplum olmamıştı. Ama büyük farklar yoktu. Şimdi ise Mipymes (küçük ve orta ölçekli özel işletmeler) yeni zenginler yaratmaya başladı ve bunun sonucunda bazı insanlar, başkalarını sömürme hakkına sahip olduklarını düşünüyor. Bu, mücadele edilmesi gereken bir şey; bu tür işletmelerin çok iyi bir şekilde denetlenmesi gerekiyor. Sorun şu ki, bu Mipymes başlangıçta, devletin üretemediği şeyleri üretmeleri için kabul edildi. Ama şimdi bu Mipymes’lerin çoğu üretmiyor, aksine ithalat yapıyorlar ve ürünleri o kadar yüksek fiyatlarla satıyorlar ki, sıradan Kübalıların ücretleriyle bunları karşılamak mümkün olmuyor. Bu, hoşnutsuzluğa, artan toplumsal eşitsizliklere yol açıyor ve bu, Küba toplumu için gerçekten çok zararlı.
Babanız Che Guevara'nın hangi fikirleri bugün uygulanabilir ve bu krizle mücadelede yardımcı olabilir?
Öncelikle, onun devrimci etik anlayışı. Babam bu konularda çok katıydı. Bir anekdot var. Babam Sanayi Bakanı olduğunda, çalışanlar yemeklerin yetersizliğinden şikayet ediyorlardı. Babam, "Evimde neredeyse her gün et yiyorum, bu nasıl olabilir?" demişti. "Evet, siz bakan olarak özel bir kota alıyorsunuz." "Ne? Bunu kontrol edeceğim, böyle bir şey olamaz!" dedi. Eve döndü ve anneme bunun doğru olup olmadığını sordu. Annem de evet, bakan için özel bir kota olduğunu belirtti. Babam, "Düne kadar bu böyleydi, bundan sonra öyle bir şey olmayacak" demişti. Yani, O'nun için öncü ile halk arasında hiçbir fark yoktu, hiç bir ayrıcalık yoktu, hatta kendi çocuklarına bile. O andan itibaren, özel kota kalktı. "Bu eve, Libreta'dan (her evin yiyecek dağıtımı için verilen defter) fazla bir şey girmeyecek" dedi. O'nun için eşitlik, bir ilkeydi. Halkına saygı, O'nun için önemliydi ve bu anlamda, devrim önderi olarak olağanüstü bir örnekti. Keşke herkes onun örneğini izlese. Bu, Küba için harika bir şey olurdu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın farklı örnekleri var. Trump, 3 Ocak'ta Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun kaçırılmasından sonra Küba'nın askeri bir müdahale olmadan çökeceğini söyledi. Mart ortasında, Küba hükümeti ABD hükümeti ile görüşmeler yapacağını doğruladı. Başkan Miguel Díaz-Canel, görüşmelerin devam ettiğini onayladı. Siz bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz, ABD ile bir diyalog yürütmek için en iyi konumdayız; ancak her zaman belirli şartlarla, yani eşit haklar, karşılıklı saygı temelinde ve Küba'nın egemenliği asla müzakere edilemez. Bu kriterler doğrultusunda, görüşmelere bir engel yok. Bir sorun yok, ancak bu şartlarla yok.
Trump ile bir müzakere çözümü mümkün mü?
ABD ile bir anlaşmaya varmak neredeyse imkansız. İran'a bakın. Birbirleriyle görüştüler, iddiaya göre müzakere ettiler ve sonra bir anda İran'ı bombaladılar. Başka bir deyişle, ben şahsen her türlü diyaloga açığım. Ama bunun verimli olacağına güvenmek başka bir şey. Babam yıllar önce, Yankee emperyalizmine hiçbir şekilde güvenilemeyeceğini söylemişti. Ne olacağını bekleyip görelim.
Raúl Castro'nun ailesi ve güvenlik aparatındaki kişilerle ekonomik blok olan Gaesa'nın müzakerelerde olduğu iddia ediliyor. Bunlar çok etkili kişiler.
Bu yanlış. Görüşme olasılıkları var, ancak yalnızca demin belirtilen şartlarla.
Eğer ABD ile bir anlaşmaya varılmazsa, Küba'nın ne gibi seçenekleri kaldı? Direnmek ve savaşmak mı?
Evet, o zaman Küba'nın başka seçeneği kalmaz. Küba ne olur diye düşünmemiz gerekiyor. Küba nerede sonlanır? Yeni bir İsviçre mi olur, birinci dünya ülkesi mi olur? Asla; hatta Haiti gibi bile olamayız, çünkü bizi tamamen yok etmeye çalışacaklar. Küba sadece direnebilir ve ilerlemeye devam etmek için çalışabilir.
Bir ABD müdahalesinden korkuyor musunuz?
Bu bir ihtimal. Biz kesinlikle savaş istemiyoruz. İki savaş yaşadım, bir doktor olarak Nigaragua'daki iç savaş sırasında ve Angola'daki İç Savaş sırasında bulundum. Size garanti ederim ki, halkım için hayal edebileceğim en kötü şey budur. Olabilecek en kötü şey. Ama eğer kaçınılmaz ise, bunun için hazırlıklı olmalıyız. Savaşmaya ve direnmeye hazırız. Artık çok iyi koşamam, ama hala ateş edebilirim.
* Röportajın başlığı ETHA tarafından atılmış.