30 Nisan 2026 Perşembe

Atılım Gazetesi Başyazısı / 1 Mayıs'tan 8 Mayıs'a antifaşist mücadeleyi yükseltelim

Faşizme, emperyalist soygun savaşlarına, 3. emperyalist paylaşım savaşı hazırlıklarına karşı, öğrenci grevi/boykotu ve sokak gösterileri örgütlemek devrimci ve antifaşist gençliğin güncel görevidir. Komünist gençlik, Avrupa'da iyi bir örgütleyicisi ve öncü kuvveti olacağı bu eylemi, Türkiye'de, Bakur'da, Rojava'da da örgütlemek; paneller, sempozyumlar, belgesel film gösterimleri ve müzik dinletileri biçiminde zenginleştirmek için seferber olmalıdır. Parti güçleri bu devrimci çalışmada gençlik kuvveti gibi mevzilenmek, çalışmanın başarısı için emekçilikte, örgütsel ve pratik çalışmalarda güçlü bir kararlılık, özveri ve inisiyatif sergilemek sorumluluğuyla karşı karşıyadır.
 

Politik, moral savaşımın odağında duran Taksim 1 Mayıs Alanı konusunda inisiyatif ve mevzi kaptırmamak isteyen faşist şeflik rejimi 1 Mayıs öncesi, keyfiliği saklanamaz olan gözaltı saldırılarını başlattı. Faşist zorbalıkla gasp edilen, faşist yasak altında tutulan Taksim 1 Mayıs Alanı hakkının geri alınması kararlılığı sergileyeceklerini açıklayan devrimci ve antifaşist partilerden, gruplardan, çevrelerden onlarca kişi gözaltı terörüne maruz bırakıldı. Biliyoruz ki, örgütleyici ve öncü olacakları düşünülen bu kadın, erkek, LGBTİ+ işçiler, gençler, emekçiler, yoksullar kendilerinden sonra saldırıya uğrayacaklarla birlikte 1 Mayıs akşamına değin faşizmin gözaltı merkezlerinde tutulacaklar. Sarayın kulu durumundaki hakimlerin çoğunlukta olduğu mahkemelerdeki muharebenin nasıl sonuçlanacağını bilmek olanaklı değil. Fakat tüm bunların irade kırıcı olamayacağını, Taksim 1 Mayıs Alanı hakkının geri alınması için fiili meşru mücadele kararlılığının pratikleştirileceğini biliyoruz.

Burada, Taksim 1 Mayıs Meydanı için başvuru yapıldığı ilan edildiği halde Kadıköy başvurusunda bulunmanın antifaşizm, antişovenizm iddialı özneler bakımından tam bir gaflet olduğunu not etmek isteriz. Böyle bir tutumun faşist şeflik rejiminin Taksim yasağına yığınlar nezdinde meşruiyet kazandırmaya hizmet edeceğini; "Taksim 1 Mayıs alanına çıkmaya hazırlanıyorlar" diye henüz yasak bile ilan edilmemişken başlatılan gözaltı terörünün haklı gösterilmesi amaçlı faşist psikolojik savaşa kolaylık sağlayacağını düşünememek imkansızdır. Sol duyudan yoksun bu aceleciliğin özeleştirisinin yapılması politik ciddiyetin, fiili meşru temelde kurulmuş, fiili meşru mücadelelerle geliştirilmiş, kitleselleştirilmiş ve can bedeli savunulmuş kurumların yöneticiliğini yapmanın gerektirdiği önemli bir siyasi ve ahlaki borçtur.

1 MAYIS'TAN 8 MAYIS'A ANTİFAŞİST ENTERNASYONAL MÜCADELE
Bu yıl 1 Mayıs tüm dünyada yalnızca emperyalist küreselleşmeye, kapitalizmin sömürüsüne, genel bir özellik olarak işgücünü yağmalamasına ve emperyalist küreselleşmenin tüm ezilenlere hayatı zehir eden değişik tipten iktisadi, toplumsal sonuçlarına karşı değil, faşizme karşı mücadele günü olarak da enternasyonal bir nitelik taşıyor.

Devlet başkanlığı ve hükümetler biçimindeki faşist yönetimler, faşist şeflik rejimleri, faşist diktatörlükler, burjuva devletlerin istihbarat örgütlerince kol kanat gerilen, desteklenen, şu veya bu sayıda kapitalist tekelin mali desteğine sahip ya da henüz bu tipten destekler edinememiş politik yaşamda yeni boy gösteren sivil faşist gruplar, partiler tüm dünyada faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. Bu yeni faşist hareketler parlamentoda etkinlik kurmayı, seçim mücadeleleri zemininde hükümet veya devlet başkanlığı mevzileri elde etmeyi; bunlara dayanarak kendilerini uzun süre yönetimde tutacak anayasal, yasal, idari-kadrosal ve mali önlemler almayı; kültürel, ideolojik dayanaklar, tekelci kapitalist destekler oluşturmayı örgütleyen bir çizgide hareket ediyorlar. Devrimci parti ve örgütlerin yokluğundan veya bu nitelikteki parti ve örgütlerin yığınlara dönük faaliyetlerinin, politik eylemlerinin sınırlılığından, zayıflığından yararlanarak emperyalist küreselleşme kapitalizminin işçilerin, kent emekçilerinin, emeklilerin, işsizlerin, emekçi köylülerin ve yoksulların çalışma ve yaşam koşullarını ağırlaştıran, zorlaştıran, çekilmez hale getiren sonuçlarına cepheden karşıtlık görünümlü demagojilerle, göçmen düşmanlığına, ırkçılığa, kadın düşmanlığına, dinsel önyargı ve düşmanlıklara dayalı biçimde kuvvet topluyorlar.

Yeni faşist hareketlerin temsilcisi, sözcüsü, teşvikçisi ve baş destekçisi olarak, Ortadoğu ve Önasya'yı kana bulayan, 3. emperyalist dünya savaşı hazırlıklarını hızlandıran Trump'ın ABD'de Antifa'ya savaş açtığı, Avrupalı emperyalist devletlerden kendi alanlarında bu savaşa katılmalarını istediği biliniyor. Trump yönetiminin Antifa'yı "süreğen bir merkezi güvenlik sorunu" olarak gördüğü; ABD'nin Aralık 2025'te Almanya, İtalya ve Yunanistan'dan bazı Antifa grupları resmen "yabancı terör örgütleri" ilan ettiği; halkın bir süre önce yönetimden uzaklaştırdığı Orban'ın da ABD'nin hemen ardından aynı Antifa yapıları Macaristan'ın "terör listesi"ne eklediği; Trump'ın Antifa'ya karşı AB devlet yöneticilerini davet edeceği karşıdevrimci bir uluslararası toplantı örgütlemeye hazırlandığı malum. AB devletlerinin ve İngiltere'nin, sivil faşist partilerin, grupların, platformların propaganda eylemlerini önlemek veya örneğin Filistin'e dönük faşist Siyonist soykırım saldırılarının durdurulması için sokaklara çıkan Antifa güçlere karşı 2026 içinde giriştiği ev baskınları, gözaltı ve tutuklama terörü bu yönelimi bütünlüyor.

Buna karşın, dünyanın dört bir yanında başta gençlik olmak üzere devrimci ve antifaşist güçler faşizme, emperyalist Siyonist faşist işgal ve katliamlara, sömürgeci, yağmacı savaşlara ve 3. emperyalist dünya savaşı hazırlıklarına karşı mücadeleyi yükseltiyor.

Bunlardan biri olarak, 17 gençlik örgütünce 23 Mart'ta İtalya'da toplanan "zorunlu askerlik ve savaşa karşı uluslararası ve enternasyonalist gençlik meclisi" Mayıs'ta, emperyalist soygun savaşlarına, Batı Avrupa'da yeniden gündemleştirilen zorunlu askerliğe karşı Avrupa çapında "öğrenci grevi" örgütleyeceğini ilan etmişti. "Öğrenci grevi" için Kızılordu savaşçıları tarafından Almanya parlamento binasının çatısına orak çekiçli kızıl bayrak dikilmesinde simgelenen ve Hitler Almanya'sı tarafından bir emperyalist paylaşım savaşı olarak başlatılan 2. dünya savaşının antifaşist zaferle sonuçlandığının ilan edildiği 8 Mayıs seçilmiş bulunuyor. Güncel politik önemi kadar, eylem günü olarak 8 Mayıs'ın seçilmesi ABD ve Avrupa burjuvazisinin, Sovyetler Birliği öncülüğünde, Balkanlar'dan Batı Avrupa'ya işgal ve faşist egemenlik altındaki tüm ülkelerde komünist partizanların omuzlarında yükselen zaferi "Batı demokrasisi"ne, burjuva güçlere mal etme yalanına Avrupa'dan verilecek cevap olarak da çok önemli ve değerlidir.

Bu eylemi dünyanın dört bir yanına yaymak, faşizme, emperyalist soygun savaşlarına, 3. emperyalist paylaşım savaşı hazırlıklarına karşı, öğrenci grevi/boykotu ve sokak gösterileri örgütlemek devrimci ve antifaşist gençliğin güncel görevidir. Komünist gençlik, Avrupa'da iyi bir örgütleyicisi ve öncü kuvveti olacağı bu eylemi, Türkiye'de, Bakur'da, Rojava'da da örgütlemek; paneller, sempozyumlar, belgesel film gösterimleri ve müzik dinletileri biçiminde zenginleştirmek için seferber olmalıdır. Parti güçleri bu devrimci çalışmada gençlik kuvveti gibi mevzilenmek, çalışmanın başarısı için emekçilikte, örgütsel ve pratik çalışmalarda güçlü bir kararlılık, özveri ve inisiyatif sergilemek sorumluluğuyla karşı karşıyadır.