Ayşenur Şimşek dosyasındaki takipsizlik kararının derhal kaldırılması istendi
Ayşenur Şimşek'i 31 yıl önce kaybeden ve katledenlerin cezasızlık politikasıyla korunduğunu kaydeden Cumartesi Anneleri, 1087. buluşmasında "Ayşenur Şimşek dosyasındaki takipsizlik kararları derhal kaldırılmalı; zamanaşımı engelleri ileri sürülmeksizin dosya yeniden açılmalı; bağımsız, tarafsız ve etkin bir soruşturma süreci işletilmeli" talepleri yinelendi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen sevdiklerinin akıbetinin sorulması ve faillerin yargılanması için 1087. kez bir araya geldi. Gözaltında kayıplarla buluşma ve hafıza mekanı Galatasaray Mekanında kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfillerle buluşan Cumartesi Anneleri, hafta 31 yıl önce kaybedilen ve failleri yargılanmayan Ayşenur Şimşek dosyasını kamuoyuyla paylaştı.
FAİLİN DEVLET OLDUĞU VURGUSU
31 kardeşi Aynur başta olmak üzere kaybedilenler için mücadele yürüten abla Fatma Şimşek, gerçek sorumlulara işaret ederek şunları söyledi: "Kardeşimin katillerine emir veren, onları yönlendiren, mahkemelere çıkarıp onları aklayan veya serbest bırakanın devletin ta kendisi olduğunu biliyoruz."

'BARIŞ TALEBİ YALNIZCA BİR TEMENNİ DEĞİL'
Basın metnini ise kayıp yakını İkbal Eren okudu. Düşmanlaştırma ve cezasızlık üzerine kurulu savaş siyasetinin açtığı derin yaraları taşıyanlar olarak; Türkiye'de ve Suriye'de hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, insan onuruna dayalı kalıcı bir barış istediklerinin altını çizen Eren, bu istemin nedenini "şiddet siyaseti yalnızca yaşamları değil, hukuku, hakikati ve adaleti de yok eder" diye açıkladı. Eren, "Yaşadık, gördük, tanığıyız. Zorla kaybetmeler ve ağır insan hakları ihlalleri, hukukun askıya alındığı, insan hayatının değersizleştirildiği şiddet ortamlarının doğrudan sonucudur. Bu nedenle barış talebimiz, yalnızca bir temenni değil; hakikat, adalet ve insan onuru için vazgeçilmez bir zorunluluktur" ifadelerini kullandı.
'AYŞENUR ŞİMŞEK DOSYASINDAKİ TAKİPSİZLİK KARARI DERHAL KALDIRILMALI'
Ayşenur Şimşek'in gözaltına alındığının inkar edildiğini, akıbetinin karartıldığını ve faillerinin cezasızlıkla korunduğunun altını çizen Eren, "Talebimiz açıktır: Ayşenur Şimşek dosyasındaki takipsizlik kararları derhal kaldırılmalı; zamanaşımı engelleri ileri sürülmeksizin dosya yeniden açılmalı; bağımsız, tarafsız ve etkin bir soruşturma süreci işletilmelidir. Hakikat açığa çıkana, adalet sağlanana kadar sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Kaç yıl geçerse geçsin, Ayşenur Şimşek için ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından, kayıp yakınları karanfillerini bir kez daha polis bariyerleriyle ablukaya alınan Galatasaray Meydanına bıraktı.

NE OLDU
Ayşenur Şimşek 27 yaşındaydı. Ankara'da yaşıyordu. 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun olmuş, eczacı olarak çalışmaya başlamıştı. 1991 yılından itibaren ise sağlık emekçilerinin örgütlenmesi çalışmalarında aktif olarak yer aldı; Sağlık-Sen Ankara Şubesi Kurucu Başkanı oldu. Bu çalışmalar nedeniyle iki kez gözaltına alındı, ağır işkence gördü. Ailesi defalarca telefonla arandı; "Bu işleri bırakmazsa sonu kötü olur" denilerek tehdit edildi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Ayşenur'un babası karakola çağrılarak "Kızınız teslim olsun, yoksa onun için hiç iyi olmaz" sözleriyle baskı altına alındı. Bu nedenle eve gelemeyen Ayşenur, ailesiyle düzenli olarak haberleşmeyi sürdürdü. Ancak 24 Ocak 1995 tarihinden sonra Ayşenur'dan bir daha haber alınamadı.
Aile, derhal emniyete, savcılığa ve İçişleri Bakanlığı'na başvurdu. Ancak kendilerine sürekli olarak "Kızınız gözaltına alınmamıştır" yanıtı verildi. Tüm yasal başvuruları sonuçsuz kalan aile, 21 Mart 1995 tarihinde yaptıkları basın açıklamasıyla Ayşenur'u arama kampanyası başlattıklarını kamuoyuna duyurdu. Arama kampanyası sürerken Milliyet gazetesinde bir haber yayımlandı. Kırıkkale yolu üzerinde bulunan genç bir kadının cansız bedeninden söz eden bu haber üzerine aile Kırıkkale Savcılığına başvurdu. 12 Nisan 1995 tarihinde Ayşenur Şimşek'in bedeni, Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığında bulundu.
Otopsi raporuna göre Ayşenur, 28 Ocak 1995 tarihinde öldürülmüştü. Bedeninde ağır işkence izleri vardı; başından ve göğsünden ateşli silahla, yakın mesafeden vurularak katledilmişti. Bedeni 29 Ocak 1995 tarihinde Kırıkkale yolu kenarında bulunmuştu. Daha önce gözaltına alındığı için emniyette parmak izi bulunmasına rağmen, Ayşenur'un cansız bedeni üç hafta boyunca morgda bekletildikten sonra Ailesine hiçbir bildirim yapılmadan "kimliği meçhul" denilerek Kırıkkale kimsesizler mezarlığına defnedilmişti.
Aradan geçen 31 yıla rağmen Ayşenur Şimşek dosyasında etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmedi. Ayşenur'u kaybedenler, işkenceyle katledenler sistematik bir biçimde cezasızlık zırhıyla korundu. Devleti yönetenlere bir kez daha hatırlatıyoruz: Zorla kaybetme, uluslararası hukuka göre süreklilik arz eden bir suçtur. Bu nedenle geçen zaman, devletin etkin soruşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; aksine bu yükümlülüğü ağırlaştırır. Hakikatin açığa çıkarılması, faillerin tespit edilerek yargılanması ve kayıp yakınlarının adalet talebinin karşılanması devletin ertelenemez sorumluluğudur. Ayşenur Şimşek dosyasında sürdürülen inkar ve zamana yayılmış cezasızlık, bu sorumluluğun açık ihlalidir.