13 Ocak 2026 Salı

Bakırhan: Paris'te İsrail'le mutabakat yapan Kürtler miydi?

Halep'teki Kürt mahallelerine dönük saldırıların "İsrail'le işbirliği" iddiası öne sürülerek meşrulaştırılmak istendiğine işaret eden Tuncer Bakırhan, "Paris'te İsrail'le istihbarat anlaşmaları yapıp Halep'te Kürt'ün kafasına bomba yağdırmak, anti-Kürt mutabakatının en kirli halidir. Hani Kürtler, İsrail'le ilişki içindeydi, İsrail onları destekliyordu. Utanın ya! Paris'te İsrail'le mutabakat yapan Kürtler miydi" diye sordu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Egemenliğin her an ihlal edilen bir olguya, hukukun iktidarların elinde bir sopaya dönüştüğünü belirten Bakırhan, "Avrupa'da yıpratma, Ortadoğu'da sıcak çatışma, batı yarımkürede tahakküm var. Pasifik'teki gerilimler ise tüm dünyayı ilgilendiriyor. Bunların tamamı bizi ilgilendiriyor. Peki, tüm bunlar bize ne anlatıyor? Bu yeni dönemi doğru okumayan, kendi siyasetini de doğru hayata geçiremez. Bizim görevimiz korku siyasetine karşı kurucu, demokratik bir siyaset inşa etmektir. Üçüncü Yolu çok daha fazla sahiplenmek, örgütlemek ve dile getirmektir" dedi.

'BU İTİRAZ İRAN HALKLARININ EN MEŞRU HAKKIDIR'
İran'da süren ayaklanmaya işaret eden Bakırhan, "Yüksek enflasyonun, işsizliğin, ağır yaşam koşullarının altında ezilen halklar ve inançlar barışçıl biçimde itiraz ediyor. Bu itiraz İran'daki halkların, ezilenlerin en temel ve meşru hakkıdır. Rejim ise dünyanın her yerinde olduğu gibi bildik cevaplarla müdahale ediyor. Copla ve topla, gözaltı, cezaevi ve idam tehdidiyle müdahale ediyor. Çok iyi bilinsin ki hiçbir iktidar kendi yurttaşlarının iradesine rağmen kalıcı olamaz" ifadelerini kullandı.

"İran'ın ve Ortadoğu'nun geleceği, copların ve darağaçlarının gölgesinde asla kurulamaz. Kürt'ün, Fars'ın, Azeri'nin, Beluç'un, kadınların ve gençlerin eşit yurttaş olduğu demokratik bir zeminde kurulabilir" diyen Bakırhan, DEM Parti olarak halkların ve ezilenlerin, demokrasi ve özgürlüklerin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.

'ASLA BU KATLİAMI ONAYLAMAYACAĞIZ'
Cihatçı Heyet Tahrir Şam'a (HTŞ) bağlı ve Türk devleti destekli çetelerin Halep'teki Kürt mahalleleri Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'ye dönük saldırılarına dikkat çeken Bakırhan, şöyle devam etti: "Şam rejimi ve Türkiye'nin güdümündeki çeteler, IŞİD'in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere harekete geçtiler. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'nin 100 yıllık sakinlerine terörist diyorlar. Bunu diyenler gerçeği çarpıtıyor, algı oluşturuyor, yalan söylüyor! Oysa biz canlı yayınlarda IŞİD'in mahallelere akın ettiğini gördük. Televizyon kanalları gösterdi. Terörist arıyorsanız IŞİD amblemiyle oradaki sivillere saldıran, onları katleden o paramiliter güçlere bakın. O kadar rahatlar ki IŞİD armalarını bile sökmeden Kürt'ü katletmek için o mahallelere yöneliyorlar. Ve bize sessiz kalmamızı söylüyorlar. Asla sessiz kalmayacağız. Asla bu katliamı, zulmü onaylamayacağız."

'HALEP'TE YENİ BİR HALEPÇE DENEMESİ YAPILDI'
Bu zihniyeti iyi tanıdıklarını söyleyen Bakırhan, "Şengal'de kadınları köle pazarlarında satan, Kobanê'de vahşeti dayatan o zifiri karanlığı çok iyi tanıyoruz. Biz bunları daha geçen gün esir aldıkları bir Kürt kadın savaşçıyı binadan aşağı attıkları alçaklıklarından tanıyoruz. Halep'te binadan aşağı atılan kadın savaşçıya sessiz kalanlar da bu vahşeti yapanları destekleyenleri de inşallah gün yüzü görmez! Onları unutmayacağız. Hiç söz eğip bükmeden net olarak ifade edeyim: Halep'te yeni bir Halepçe denemesi yapıldı. Amaç oydu. Yeni bir Halepçe yaratmak istediler. Buradan o karanlık hesapları yapanlara sesleniyoruz: Kim olursanız olun, Kürtleri soykırım kıskacında tutarak çürümüş rejimlerinizi asla ayakta tutamayacaksınız! Kürt'e soykırım salık vererek siyasi hesaplarınızı asla gerçekleştiremeyeceksiniz. Çünkü biz izin vermeyeceğiz" dedi.

'MSB'NİN AÇIKLAMALARINI KABUL ETMİYORUZ'
Milli Savunma Bakanlığı'nın HTŞ'yi destekleyen açıklamasına tepki gösteren Bakırhan, "Bunu kabul etmiyoruz! O bakan Türkiye'nin savunma bakanıdır. 20-25 milyon Kürt'ün yaşadığı bu ülkede bizleri de temsil ediyor. Sadece birkaç dakika empati yapsın sayın Bakan ya! Kendinizi Türkiye'de yaşayan bir Kürt yurttaşın yerine koyun. Bu manzara size ne anlatır? Bu manzara karşısında hangi duyguları taşırsınız? Sivil Kürt'ün mahallesine topu tankı dayamışlar, hastaneleri ve camileri vuruyorlar; kadınlar, çocuklar toz duman içerisinde nereye kaçacağını bilemiyor. Bir de Kürt'e akıl veriyor. Biraz vicdan! Kürt ne yapsın? Yetmedi mi? Ne istiyorsunuz Kürt'ün Halep'te yaşadığı mahallelerden" diye sordu.

"Hangi ülkenin televizyon kanallarında bu kadar Kürt karşıtı, Kürt düşmanı program ve yorum var? Birisi çıkmış diyor ki: 'Halep'te Kürtleri kırıyorlar. Size ne var?' Be aptal herif, onlar insan; onlar bizim canımız, akrabamız, kanımız. Değil Kürt, kim olursa olsun biz bu vahşete karşı çıkarız. Orada mücadele edenlerle dayanışırız. Kardeşlik edebiyatı yapanlara da sesleniyorum: Kıbrıslı Türk'ün hakkını savunduğun kadar, Halep'teki Kürt'ün hakkını da savunsaydın acaba bu katliam ve vahşet görüntüleri ortaya çıkar mıydı? Bir gün de Kürt'ün hakkını savunun" diyen Bakırhan, hep birlikte katliam isteyen bu ırkçıların maskelerinin düşürülmesi gerektiğini vurguladı.

'PARİS'TE İSRAİL'LE MUTABAKAT YAPAN KÜRTLER MİYDİ'
Bakırhan, şöyle devam etti: "Tek derdi Kürt'e dönük saldırılar gerçekleştirmek isteyenlere soruyoruz: Şam'ın 50 km ötesinde, Golan'da başka ülkelerin bayrakları dalgalanırken; İsrail, Şam'ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken görünmez olan o egemenliğiniz, neden söz konusu Kürtler olunca bir anda görünüyor oluyor? Bunu bir soralım. Halep'te hastaneler vuruldu. Sivil yerleşim yerleri ağır silahlarla dövüldü. Yüz binler günlerce aç susuz bırakıldı. İsrail'in Gazze'de uyguladığı, dün ve önceki günlerde Kürtlere karşı Şeyh Maksut ve Eşrefiye'de uygulandı. Gazze için gözyaşı döküp ertesi gün Halep'i Gazzeleştirme ikiyüzlülüğünü hepimiz görüyoruz. Değil mi arkadaşlar? Gazze'ye ağlayıp Halep'e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır. Paris'te İsrail'le istihbarat anlaşmaları yapıp Halep'te Kürt'ün kafasına bomba yağdırmak, anti-Kürt mutabakatının en kirli halidir. Hani Kürtler, İsrail'le ilişki içindeydi, İsrail onları destekliyordu. Utanın ya! Paris'te İsrail'le mutabakat yapan Kürtler miydi? Bir de utanmadan açıkça bunu söylüyorsunuz. Yalancı algıcılar. Bunların derdi ne İsrail'in genişlemesidir ne İran'ın güçlenmesidir ne de IŞİD'in canlanmasıdır. Bunların tek bir derdi var: Kürt düşmanlığı. Allah başınıza inşallah Kürt kadar taş düşürsün. Altını tekrar çizmek istiyorum. IŞİD armalı çetelerle sivillere saldırmak, hastaneleri vurmak düpedüz cinayettir, katliamdır. Buna göz yumanlar, destek verenler de onun ortağıdır. Çağrımız herkesedir. Halep'teki bu insanlık suçuna sessiz kalmak IŞİD zihniyetine onay vermektir."

'HALEP'TEKİ SALDIRILAR DERHAL DURDURULMALI'
"Suriye halklarının ve Kürtlerin geleceği bu kanlı pazarlık masalarında değil, halkların onurlu direnişinde ve demokratik birliğinde yazılacaktır" diyen Bakırhan, Halep'teki saldırıların derhal durdurulması, ambargonun kaldırılması ve insani koridorların açılması çağrısında bulundu.

Faşist Devlet Bahçeli'nin DEM Parti'yi hedef alan sözlerine işaret eden Bakırhan, "10 Mart Mutabakatına uymayan SDG ve Kürtler değil, rejimdir. Bu açık ve net ortadadır. 1 Nisan Antlaşmasıyla SDG Halep mahallelerindeki ağır silahlarını çekmedi mi? Silahlı militanlarını çekmedi mi? Buna rağmen oraya saldırılıyor. 10 Mart Mutabakatına uymayan, Şam yönetiminin ta kendisidir; onu destekleyenlerdir, ona cevaz verenlerdir, yol açanlardır. İkincisi, daha kısa süre önce -ki Alevi arkadaşlar da burada- Alevilere ve Dürzilere açık katliam yapanlar bugün Kürtlere yönünü çevirmiştir. Bu da somut bir gerçek değil mi? Biz buna sessiz kalmayacağız sayın Bahçeli" dedi.

'ÖCALAN'LA 40 GÜNÜ AŞKIN SÜREDİR GÖRÜŞME YAPILMIYOR'
40 günü aşkın süredir Kürt ulusal demokratik hareketi önderi Abdullah Öcalan'la bir görüşme yapılmadığına dikkat çeken Bakırhan, "Bir yıldır rolünü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz. Ama ortada henüz bir şey yok ya da bizim bildiğimiz bir şey yok. Diyoruz ki artık sayın Öcalan'ın özgür yaşam ve iletişim koşullarının sağlanması gerekmiyor mu? Son olarak, DEM Parti'nin elbette sürecin sağlığı ve selameti için, kalıcı bir barış için önerileri olur ve olacaktır. Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam televizyon kanallarını açıp izlesin. Parmak sallayan bazı iktidar yöneticilerini ve medyadaki yüzleri bizzat kendisi görecektir. Bizim uyarılarımız parmak sallamak değildir, barış için el uzatmaktır" ifadelerini kullandı.

'UYUŞTURUCUYA KARŞI KOLEKTİF MÜCADELE İÇİNDE OLMALIYIZ'
Türkiye'de uyuşturucu bağımlısı sayısının 15 milyona yaklaştığını belirten Bakırhan, bu madde bağımlılığının ileride daha büyük felaketlere yol açacağını söyledi. "Çocuk ve gençler bağımlı hale getiriliyor, suç ağlarında kullanılıyor. Sosyal medyada insan öldürmeye ilişkin fiyat listeleri yayınlanıyor. İnsanların fikir ve düşüncesini hemen takip edip onları gözaltına alanlar biraz bu insan öldürme fiyat listesini yayınlayanlarla uğraşsın, gözaltına alsın, tutuklasın. Sokaklarda uyuşturucu çeteleri cirit atıyor. Hele gidin bir bölgeye bakın" diyen Bakırhan, Türkiye'de uyuşturucunun münferit değil sistematik bir sorun olduğunu kaydetti.

"Uyuşturucu, kumar, ekran bağımlılığı neredeyse her yere yayıldı. Bu çürümeden çeteler para kazanıyor. Sistem görmezden geliyor. Sonuçta yaşamlar dağılıyor, gelecekler kararıyor. Bu durum, toplumda yaşanan çöküşün en sarsıcı göstergelerinden birisidir. Bir de bağımlılıkla mücadele ettiklerini söylüyorlar. Bağımlılıkla mücadele yalnızca tedavi ya da rehabilitasyon politikalarıyla çözülmez. Bağımlılık bireysel tercihlerden çok toplumsal koşulların, çevresel etkenlerin ve sistemin neden olduğu bir halk sağlığı sorunudur" diyen Bakırhan, bunun suçlusunun sistemin kendisi olduğunu vurguladı. Bakırhan, herkesin uyuşturucu madde bağımlılığına karşı kolektif mücadele içerisinde olması gerektiğinin altını çizdi.

'BU DEVİRDE 20 BİN LİRAYLA GEÇİNİLİR Mİ'
En düşük emekli maaşının 20 bin lira yapılmasına değinen Bakırhan, "Bu devirde 20 bin lirayla geçinilir mi? Ekmek, simit, patates, makarna alsan bile yetmeyecek bir parayı öneriyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bunu reddediyoruz. Emekli yurttaşlarımızın, arkadaşlarımızın dün de bugün de yarın da yanında olacağız. Değerli emekli kardeşim, sana reva görülen bu sefalet bir zorunluluk değildir; iktidarın bir tercihidir, bilinçli tercihidir. Bunu bil. SMO çetelerine maaş ödenmezse senin maaşın artar. Kürt ölsün diye cenge gidilmezse hepimizin karnı doyar. Faize milyarlar verilmezse emin ol hepimiz mesut mutlu yaşarız" dedi.

14 OCAK'TAKİ İŞ BIRAKMA EYLEMİNE ÇAĞRI
KESK'in 14 Ocak'ta gerçekleştireceği iş bırakma eylemine işaret eden Bakırhan, "KESK emekçilerinin zam ve gösterge başta olmak üzere haklı taleplerinin tümünü destekliyoruz. 14 Ocak eylemine de tüm gücümüzle destek vereceğimizi bir kez daha buradan belirtiyorum. Bütün üyelerimizin, vekillerimizin, çalışanlarımızın KESK'in yarın yapacağı etkinliğe aktif bir şekilde katılmasının da buradan çağrısını yapıyorum" ifadelerini kullandı.