18 Nisan 2026 Cumartesi

Berfin Polat hapishaneden yazdı / İktidara karşı çocuk olma hakkını savunmak

Bugün yetişkin gibi yargılanan çocuklara olur verirsek yarın yasal olarak katledilen, istismar edilen, işçi cinayetlerinden hayattan koparılan, "rızası vardı" denilerek yok sayılan çocuklar için son koruma kalkanını da ellerimizle yok etmiş olacağız. O yüzden çocukların çocuk olma hakkını savunalım ve asıl suçunun çocuklara karşı sorumluluklarının yerine getirmeyen iktidar olduğunu haykıralım.

Son aylarda gazetelerde, haberlerde suça sürüklenen çocuklara dair sayısız istatistik yayınlanıyor. AKP'nin "çeteler tarafından kullanılan çocuklar" argümanı, ABD'de bir çocuğun yetişkin mahkemesinde yargılanacak olması, Fransa'da çocukların ceza yargılamasında yaşının düşürülmesine yönelik yasa taslağı, akran zorbalığının suça dönüşmesinde toplumsal nedenlerin göz ardı edilmesi; küresel çapta çocuk olma haline yönelik bir saldırı olduğunu gösteriyor. Veriler, istatistikler, yasalar, öne çıkarılan tekil örnekler meselenin toplumsal yanını, sorumluların ise iktidar ve kapitalist sistem olduğunu gizlemek için kullanılıyor.

Adalet Bakanlığı Şubat ayında "cezaevinde tutulan tutuklu ve hükümlüler" isimli bir rapor yayınladı. Hapishanelerde 4 bin 505 çocuk olduğunu ve bunların 3 bin 302'sinin hükümlü olduğunu açıkladı. 2024 yılında hakim karşısına çıkan çocuk sayısının ise 134 bin 383 olduğu ifade ediliyor. Siyasi iktidar, artan adaletsizliğe, cezasızlığa karşı toplumda yükselen öfkeyi kendi lehine çevirmek için suça sürüklenen çocukların yargılanma yaşının düşürülmesi politikasını kullanıyor. Sayıya indirgenen toplumsal bir sorun, arkasındaki nedenlerinin göz ardı edilmesi ve sadece sonuçları ile ilgilenilmesi ile birlikte çocukların aleyhine işliyor. Büyük bir panik yaratılarak hazırlanacak yasa taslağında toplumsal onay alınmaya çalışılıyor.

Suça sürüklenen çocuklar gerçeği; eğitim sistemi, medya, devlet erkinden başlayan şiddet dili ve korunup kollanan mafya babaları, işsizlik, geleceksizlik ve toplumsal yaşamın kutuplaştırılmasına kadar bir dizi politikanın sonucudur. Kapitalist sistemin yarattığı bu karmaşık sorun, elbette çocukların yargılanma yaşının düşürülmesiyle çözülemez. O zaman tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de siyasi iktidar neden bu çözümde/çözümsüzlükte ısrar ediyor ve toplumsal algıyı örgütlemek için toplumun sinir uçlarıyla oynuyor? Çünkü çocukların yargılanma yaşının düşürülmesi aynı zamanda çocuk tanımındaki yaş sınırını değiştireceği için çocuğa karşı işlenmiş suçların da yeniden düzenlenmesini doğuracaktır. İktidar bakımından temel olan çocukların toplumsal yaşama uyumu değil çocuk olma halinin yeniden tanımlanmasıdır ki bu çocuk olma haline saldırının ta kendisidir.

Elbette 18 yaşına kadar her insanın çocuk sayılmasının temel bir nedeni var. İnsanların bilişsel, psiko-sosyal ve duygusal gelişmelerinin büyük oranda tamamlanmasını ifade eder. Kuşkusuz coğrafi, kültürel ve birtakım genetik nedenler, bu gelişme dönemlerinde farklılıklar yaratır. Ama bunlar çevresel etmenlerin insan üzerindeki etkisine, bireysel ve ulusal farklılıklara ilişkin bir tartışmanın konusudur. Biz şimdilik bunlara girmeyeceğiz. Bilişsel, duygusal ve psiko-sosyal gelişimin yani karar verme, davranışlarının doğuracağı sonuçları öngörme, mukayese etme, adalet, suç, ceza, iyi ve kötü gibi nitelikleri ve erdemleri kazanmanın büyük oranda tamamlandığı 18 yaşının, evrensel çocuk hakları tarafından tanımlandığını ve bunun her çocuk bakımından bir hak olduğunu yeniden hatırlatacağız. Bu hak; hem devletlerin hem toplumların hem ailenin hem de bireylerin çocuklara dair sorumluluğunu tarif ederken aynı zamanda da çocukların sahip olduğu hakların garanti altına alınmasını zorunlu kılar. Çocuk işçiliği, eğitim hakkı, çocuğa karşı işlenmiş suçlar, evlilik yaşı gibi birçok düzenleme çocuk olma yaşının 18 olarak kabul edilmesi üzerine inşa edilir. Elbette, tüm bu tablo içinde suça sürüklenen çocuklar gerçeği vardır. Bu sürüklenme hali, çocuklarla ilgili yükümlülüğünü yerine getirmeyen iktidarlar, daha sonra aileler ve çevresel etmenler diyebileceğimiz mafya, çete ve şebekeler tarafından yapılır.

Tam da bu nedenle kendini bu kadar örgütlü bir suça sürüklenme gerçeğinden koruyamayan çocukların güvencesi, evrensel çocuk hakları ile tanımlanan "18 yaşına kadar herkes çocuktur" ilkesidir. Bu hak aynı zamanda çocukların hem davranışlarının bireysel nedenleri ve sonuçları hem de onları korumayan iktidarın yerine getirmediği sorumlulukları hesaba katmak anlamına gelir. Böylece çocuk olma haliyle toplumun çocuklara karşı görevleri dengelenir.

Ama maalesef Türkiye başta olmak üzere hiçbir kapitalist ülkede çocuklar güvende olmadığı gibi adil bir hukuk, politik ve toplumsal sistem içinde yaşamıyor. Ve bugün adaletsizlik, çocuk olma yaşının düşürülmesi ile yasallaştırılmak isteniyor. Böylece emperyalist küreselleşmenin ve işbirlikçisi devletlerin çürümüşlüğüne ve ayyuka çıkan kirli düzenlerinden yayılan pis kokuya yasal bir kılıf bulunmak isteniyor. Aynı zamanda da daha fazla kar için çocukların işçilik adı altında sömürüsünün önündeki cılız yasal engellerin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Bu tablodaki erkek egemenliğinin çocuk istismarı başta olmak üzere çocuğa karşı işlenen suçlardaki işbirlikçisi her sınıftan erkek de sus payını alacak elbette. İşte, çocuk olma haline yönelik küresel saldırının arkasındaki temel neden bu. İktidarın suça sürüklenen çocukları yetişkin mahkemesinde yargılanmasına daha önce şahit olduk. Toplumsal olaylarda yer aldığı için TMK kapsamında yargılanan ve kamuoyunda "taş atan çocuklar" olarak bilinen siyasi intikam saldırısı hala hafızamızda. Ancak bu defa saldırı daha kapsamlı zira iktidar uzun vadede çocuğa karşı işlenen suçlarda da çocuk olma yaşını düşürmek istiyor. Zaten MESEM'lerle, staj ve mesleki eğitim adı altında işçilik yaşını düşürdü, kayıt dışı çalışan çocuklar gerçeği ise koca bir kara delik. Evlilik yaşı, eğitim hakkı gibi birçok konuda parça parça yapılan düzenlemelerde kız çocukları başta olmak üzere çocukların hakları gasp edildi. Şimdi de bütün bu suçlar yasal bir zemine oturtularak çocuk bedeninin, emeğinin azgın sömürüsünün yolu açılmak isteniyor. Tam da bu nedenle suça sürüklenen çocuklarla ilgili yapılacak yasa tasarısına karşı çıkmak, çocukların işlediği suçların ardındaki toplumsal ve siyasal nedenleri sorgulamak ve bu nedenlerin ortadan kaldırılması için mücadele etmek hepimizin toplumsal görevi olduğu kadar; çocuklara karşı da temel bir sorumluluğumuzdur.

Bugün yetişkin gibi yargılanan çocuklara olur verirsek yarın yasal olarak katledilen, istismar edilen, işçi cinayetlerinden hayattan koparılan, "rızası vardı" denilerek yok sayılan çocuklar için son koruma kalkanını da ellerimizle yok etmiş olacağız. O yüzden çocukların çocuk olma hakkını savunalım ve asıl suçunun çocuklara karşı sorumluluklarının yerine getirmeyen iktidar olduğunu haykıralım.