Boğaziçi direniyor: Bizim olandan vazgeçmeyeceğiz
Boğaziçi Üniversitesi'nde kulüp odalarının boşaltılma girişimine karşı direnişe geçen öğrenciler, "Kampüsümüzü terk etmeyeceğiz, kampüsleri özgürleştirmek için her gün mücadele edeceğiz" dedi.
Boğaziçi Üniversitesi'nde kayyum rektör Naci İnci talimatıyla 7 Şubat sabahı, öğrenci kulüplerinin odaları boşaltılmaya çalışıldı. Durumu kabul etmeyen öğrenciler eylem çağrısında bulunarak direnişe başladı. Direnişte yer alan öğrencilerden Aslı Demir ve Ayşe Cebecioğlu, devam eden direnişe dair ajansımıza konuştu.
Aslı Demir, üniversitelerin sermayeye sunularak içi boş üniversiteler yaratılmaya çalışıldığını ifade etti, "Biz öğrenciler olarak yalnızca Hamlin Hall'u değil, yıllardır elimizden alınan üniversite kampüslerini geri almak için buradayız. Kulüp odalarının boşaltılması ilk kez karşılaştığımız bir saldırı değil, daha önce de Güney Kampüsün ücra bir köşesine taşınmıştı ve orada da bir direniş örülmüştü. Ancak şimdi Hamlin Hall'de son kalan Güzel Sanatlar Kulübü, Müzik Kulübü ve birkaç kulüp daha kampüste öğrenciler yokken boşaltılarak üniversitelerin öğrencilerin örgütlenmesine, beraber üretmesine ve dayanışma göstermesine dair tüm niteliğinin yok edilmek istendiği bir tablo var. Bizler elbette ki daha önce direndiğimiz gibi ve daha güçlü bir şekilde buna karşı duracağız. Bu direnişin olabildiğince sürmesi, büyümesi için kampüsümüzü gerekirse hiç terk etmeyeceğiz ve bizim olanı geri almak için, kampüsleri özgürleştirmek için her gün mücadele edeceğiz" dedi.
'CEVABIMIZ DİRENİŞTİR'
Demir, 3 Şubat'ta sosyalist kurumlara yapılan siyasi kırım operasyonunun, kulüp odalarına yapılan saldırılarla aynı dönemde olmasının birbirinden bağımsız olmadığını belirterek, "Elbette ki bu yaşanan saldırıları erkek devlet şiddetinden ayrı bir şekilde değerlendirmiyoruz. Siyasi kırım operasyonlarıyla Boğaziçi direnişinin de en ön saflarında yer alan sıra arkadaşlarımızın tutsak edildiği bir gündemde kulüp odalarının kampüsümüzden bir kez daha sürüldüğünü öğrendik. Öğrencilerin üniversite kampüslerinden çıkarılmak istendiğini, üniversitelerin içinin boşaltılmak istendiğini biliyoruz. Genç kadınların her geçen gün yoksulluğa sürüklendiği, erkekler tarafından katledildiği ve tacizi önleme komisyonlarının etkisizleştirildiği bir üniversite tablosunda genç kadınlar olarak buna cevabımız direniştir. Direnişi büyütmek için buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Bugün bu saldırılar yalnızca Boğaziçi'nin kulüp odalarına yapılmış saldırılar değildir."
'ÜNİVERSİTELER BİZİMLE ÖZGÜRLEŞECEK'
Ayşe Cebecioğlu, üniversitelere yönelik ablukaya karşı direnişi sürdüreceklerine vurgu yaparak, şunları söyledi: "Biz bugün öğrenciler olarak 'Üniversiteler bizim, bizimle özgürleşecek' şiarıyla yürüyoruz. Kampüslerimiz yıllardır öğrencisizleştirilme politikalarıyla karşı karşıya, öğrenci dayanışmasının, öğrencilerin sesi soluğu kesilmek isteniyor. Ancak biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Çünkü biliyoruz artık kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Yıllardır özerk demokratik üniversite sözümüz yok sayılarak bir kuşatma ve abluka sürüyor. Kampüsümüzde polis ablukası ilk değil, biz bunuçocuk istismarını meşrulaştıran Nureddin Yıldız'ın üniversiteye gelişini protesto eden öğrencilerin üzerine polis saldırtan kayyumdan biliyoruz. Kadın cinayetlerine karşı eylemlerde önümüze dizdikleri barikatlardan biliyoruz. Ama onlar da şunu da bilsinler, direnişimiz her zaman meşrudur ve devletin saldırılarını da geri püskürtecek."