4 Mart 2026 Çarşamba

ÇEVİRİ/ Hameney'in ölümü ve İran İslam Cumhuriyeti'nin geleceği

Hameney'in ölümü, her ne kadar İran İslam Cumhuriyeti için büyük bir darbe olsa da, tek başına bu rejimin sonu anlamına gelmemektedir. İran İslam Cumhuriyeti, 47 yıl boyunca, güvenlik, ideolojik ve ekonomik yapılarının bir kişinin ötesinde işlediğini göstermiştir. Ancak bu olay, kuşkusuz sadece bu rejime değil, aynı zamanda tüm bölgesel İslamcı hareketlere de ağır bir darbe vurmuştur. Lübnan Hizbullahı’ndan Irak ve Yemen’deki bağlı gruplara kadar, bu hareketlerin hepsi bir şekilde Tahran ekseninden besleniyordu ve Hameney bu grupların ideolojik ve siyasi sembolüydü. Bu sembolün çöküşüyle birlikte, kriz İran sınırlarını aşacaktır.

Cumartesi sabahı, Amerika ve İsrail'in koordineli saldırılarıyla İran topraklarına başlayan savaş, Pazartesi günü yeni ve çok daha karmaşık bir aşamaya girmiştir. İsrail, Tahran’a karşı yeni bir hava saldırısı başlattığını ve hedefinin "gökyüzünde hakimiyet kurmak ve operasyonel yolları başkente açmak" olduğunu duyurdu. Aynı zamanda Tahran'da, dini liderin ölümünden kaynaklanan boşluğu doldurmak için geçici bir yönetim yapısının oluşturulacağı açıklanırken, İran ile İsrail arasındaki çatışmalar aralıksız devam ediyordu. Savaşın etkileri, Hürmüz Boğazı’ndan enerji hatlarına, uluslararası uçuşlardan Pakistan ve Irak sokaklarına kadar genişlemiş durumda.

Hameney'in ölümü, her ne kadar İran İslam Cumhuriyeti için büyük bir darbe olsa da, tek başına bu rejimin sonu anlamına gelmemektedir. İran İslam Cumhuriyeti, 47 yıl boyunca, güvenlik, ideolojik ve ekonomik yapılarının bir kişinin ötesinde işlediğini göstermiştir. Ancak bu olay, kuşkusuz sadece bu rejime değil, aynı zamanda tüm bölgesel İslamcı hareketlere de ağır bir darbe vurmuştur. Lübnan Hizbullahı’ndan Irak ve Yemen’deki bağlı gruplara kadar, bu hareketlerin hepsi bir şekilde Tahran ekseninden besleniyordu ve Hameney bu grupların ideolojik ve siyasi sembolüydü. Bu sembolün çöküşüyle birlikte, kriz İran sınırlarını aşacaktır.

Bugün itibariyle, İran İslam Cumhuriyeti’nin geleceği, kesinlikle İslam Devrimi’nin savunucusu olan Devrim Muhafızları (Sepah) olmadan şekillenemez. Ancak Sepah, homojen bir yapı değildir. Bu kurum, savaş alanında mücadele eden askeri kanatla, İran ekonomisinin büyük kısmını kontrol eden ve son derece güçlü bir mali oligarkiye sahip iki farklı ama iç içe geçmiş bölümden oluşur. Sepah'ın bu savaşta uğradığı ağır kayıplar, bu iki kanat arasındaki dengeyi alt üst etmiştir. Askeri kanat, savaşla yıpranmış ve tükenmişken, siyasi liderlik kapasitesini kaybetmiş durumdadır. Bu boşluk ise ekonomik kanadın lehine işlemektedir.

Eğer güç transferi sürecinde bu derin uçurum daha da derinleşirse, istikrarı sağlayacak olan bir yapının ortaya çıkması yerine, içsel bir güç mücadelesinin fitili ateşlenmiş olacaktır. Özellikle savaş dışı ve iç kriz zamanlarında, askeri yönetim rejim için içsel bir istikrar sağlamakta yetersiz kalacaktır.

Hameney, üç on yıl süresince, sadece ideolojik bir lider değil, aynı zamanda rejimin farklı çıkar gruplarını bir araya getiren bir figür olmayı başarmıştı. O, paralel yapılar arasındaki dengeyi koruyan, mezhepçi hiziplerin çatışmalarına arabuluculuk eden ve kendi döneminde oluşturduğu mafyatik ağlar arasındaki huzuru sağlayan bir liderdi. Ancak bu dengeleyici rol, onun ölümünden sonra sona erdi.

Gerçek şu ki, bu boşluk hala devam eden savaşın ortasında oluştu. İki seviyede üst düzey rejim liderlerinin ölümünün ardından, içsel istikrar sarsılmış durumdadır. Daha önce kriz içinde olan bir rejim, şimdi lideri olmadan ve savaşın ortasında sıkışıp kalmıştır.

Buna ek olarak, İran’ın karşılaştığı ekonomik baskılar da gittikçe artmaktadır. Uzun yıllardır süren yaptırımlar, yapısal yanlış yönetimler ve şimdi de savaşın getirdiği ağır ekonomik yük, İran’ı artık geri dönülmesi imkansız bir noktaya taşımıştır. Halk, enflasyon, işsizlik ve enerji, su, elektrik gibi temel hizmetlerdeki yetersizlikler nedeniyle zor durumdadır. Bu rejim, savaş krizinden hayatta kalsa bile, eski yönetim biçiminde devam etmesi mümkün değildir.

İran halkı bu rejimi reddediyor ve bu nefret, derinleşmiş bir öfkeye dönüşmüş durumda. Ancak bu öfkenin devrimle sonuçlanması için bir organizasyon ve hazırlık gereklidir ve bu noktada İran toplumu ciddi kırılmalarla karşı karşıyadır. Protesto hareketleri dağınık kaldı, toplumsal kabul görebilecek bir liderlik yok ve değişim için gerekli güç henüz iktidarı devralma kapasitesine sahip değil.

Eğer İran İslam Cumhuriyeti bu krizi atlatmayı başarırsa, güç transferi meselesi önümüzdeki haftalarda ve aylarda rejim içinde ana mücadele konusu haline gelecektir. İran Anayasası'na göre, yeni liderin seçilmesi görevi, Uzmanlar Meclisi'ne aittir; ancak bu hukuki yapı, gerçek kararların mızrak ve para ile belirlendiği bir ortamda, sadece sembolik bir role sahip olacaktır. Perde arkasında, Sepah'ın askeri ve ekonomik kanatları, muhafazakar dini liderlik ve devletin teknokratları arasında, her birinin kendi hayatta kalma hesaplarıyla yoğun bir pazarlık süreci yaşanacaktır.

Bu dönüşüm sürecinde, işçi ve emekçi halkın çıkarları açısından asıl mesele, yukarıda yaşanacak gelişmelerin ne tür fırsatlar ve tehditler doğuracağıdır. Geçiş dönemi, her zaman hem bir değişim penceresi hem de yeni bir otoriter yapının yeniden üretileceği bir alan olma potansiyeline sahiptir. Eğer toplumun ileri güçleri bu boşluğu dolduramazsa, başka despotik güçler bu boşluğu farklı bir biçimde dolduracaktır.

Hameney'in ölümü, İran İslam Cumhuriyeti'nin temel taşlarından birini yıkmıştır. Ancak diğer taşlar hala yerinde duruyor. İran’ın geleceği, yalnızca rejimin zayıflığından değil, aynı zamanda farklı bir gelecek inşa etmek isteyenlerin gücünden ve hazırlığından da şekillenecektir. Bu hazırlığı kazanma çabası, şu an içinde yaşadığımız bu kritik dönemin temel meselesidir.

*Aşağıdaki linkte yer alan bu yazı, ETHA tarafından çevirildi.

Kaynak: https://komalah.org/%d9%85%d8%b1%da%af-%d8%ae%d8%a7%d9%85%d9%86%d9%87%d8%a7%db%8c-%d9%88-%d9%81%d8%b1%d8%af%d8%a7%db%8c-%d8%ac%d9%85%d9%87%d9%88%d8%b1%db%8c-%d8%a7%d8%b3%d9%84%d8%a7%d9%85%db%8c/