Devlet gerçekten DAİŞ'lileri yargılayacak mı?
Tutsak ETHA emekçisi Pınar Gayıp, kaleme aldığı mektupla herkesi Suruç Katliamı sorumlusu DAİŞ'lilerin destekçilerinin yargılanması ve Irak'tan getirilmesi için adalet mücadelesine ve duruşmaları takip etmeye çağırdı.
Ajansımızın tutsak editörü Pınar Gayıp, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi'nden gönderdiği mektupla Suruç Katliamı'nın 128. haftasında herkesi Suruç için adalet mücadelesine çağırdı.
Pınar'ın mektubu şöyle:
"Suruç Katliamı'nın 128. ayındayız. 'Kobanê'nin Yeniden İnşa Kampanyası' kapsamında SGDF'nin çağrısıyla yüzler Kobanê'ye ulaşmak için yola çıktı. Urfa'nın Suruç ilçesinde verilen mola sırasında Amara Kültür Merkezi'nde yapılmak istenen açıklamaya yönelik canlı bomba saldırısında 33 kişi katledildi, yüzlercesi yaralandı. Bu katliam MİT-DAİŞ ve devlet ortaklığı ile gerçekleşti. Bu nedenle de üstü kapatılmak isteniyor.
Yıllardır yinelediğimiz bu vurgu defalarca kanıtlandı. Suruç Katliamı'nın planlayıcısı Ebu Ubeyde kod adlı İlyas Aydın'ın Türkiye ile Irak arasında yürürlükte olan "Suçluların İadesi Anlaşması" kapsamında Türkiye'ye getirilme ihtimali gündemde. Keza Aydın'ın da yer aldığı isimler Rojava'dan Irak'a sevk edildi. Aydın Türkiye'ye getirilir mi, getirilirse yargılanır mı? Bu soruya yıllardır süren adalet mücadelemizde yanıt arayalım.
Avukatların, yaralıların ve ailelerin ısrarı sonucu iddianame 8 ay sonra hazırlandı. Aylar sonra ilk duruşma görüldü. Sanık sandalyesi karar duruşması dahil her duruşmada boştu. Ankara Katliamı davasından tutuklanan ve şu an başka davadan tutuklu olan Yakup Şahin duruşmalara SEGBİS ile katıldı. Şahin, bu duruşmalarda evladı için adalet arayan ailelerle dalga geçti, avukatları tehdit etti, yaralılara gözdağı verdi. Keza Şahin bu cesareti defalarca değişen mahkeme heyetinden aldı. Yaralıların savunmaları nedeniyle soruşturma üstüne soruşturma başlatan heyetler, adeta Şahin'in sırtını sıvazladı. Yine Şahin, Suruç ana davasında karar günü 'Devlet geldi, benden suçu üstlenmemi istedi. Ama beni burada unuttular' dedi. Bu itirafa rağmen Suruç ana dosyası Şahin'e yüklenerek firari sanıklar İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi yönünden tefrik edildi. Suruç yaralıları ve avukatlara beyanları nedeniyle soruşturma başlatıldı. böylece katliamın gerçek sorumluları aklanmak istendi.
Geçtiğiniz haftalarda Birgün Gazetesi'nde MİT'in Şam'da DAİŞ'e yönelik operasyon gerçekleştirdiğine dair açıklaması vardı. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun 'Elimizde canlı bombaların listesi var ama eylem yağmadan yakalamıyoruz' dediği, istihbaratın gözetiminden geçip de Türkiye'de katliamlar gerçekleştirilen 'Bir grup öfkeli genci'ne Suriye'de ulaşmış yani MİT. Aynı MİT, İlhami Bali ile otel odasında yaptığı görüşmede de karşımıza çıktı. Suruç ana davası sonrası tefrik ile devam eden davada savcılığın işini üstlenen Suruç İçin Adalet Platformu kırmızı kodla aranan Bali'nin Konya Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü ortaya çıkardı. Üstelik Bali, Suriye'de yaralandı, asker eşliğinde Türkiye'ye ait ambulansla Konya'ya getirildi.
Suruç Katliamı'nın canlı bombacısı Yunus Emre Alagöz; Adıyaman, Antep ve Urfa istihbaratının gözü önünde elini kolunu sallayarak Suruç'a ulaştı. DAİŞ'in katliam yapacağı ve ona göre önlem alınması uyarısına rağmen 20 Temmuz 2015'te kentte "önlem" alınmadı. Uyarıyı dikkate almadığı için yargılanan dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal'a 7 bin 500 lira para cezası verilip 12 takside bölündüğünde Yunus Emre Alagöz'ün kardeşi Abdurrahman Alagöz, 104 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Katliamı'nı gerçekleştirmişti. Üstelik Ankara Katliamı, Yunus Emre Alagöz'ün kimliğinin açıklanmasının ardından Alagöz ailesinin diğer oğulları Abdurrahman'ın da DAİŞ'e katıldığı, onun da bir saldırı gerçekleştirebileceği ihbarı sonrası düzenlendi.
Söz konusu uyarı ve ihbarı dikkate almayan MİT, bir kez de sanık polislerin davasında karşımıza çıktı. Yargılanan polislerden Ahmet Oğuz Davarcı kendilerinin sadece piyon olduğunu söyleyerek MİT'e işaret etti. Kendini kurtarmak için Davarcı'nın yaptığı bu itiraf sonrası Antep, Sultanahmet, havaalanı, Reina katliamları; İstiklal Caddesi saldırısı gerçekleşti.
Suruç için adalet mücadelesi yürüten onlarca kişi şu an tutuklu. 11 yıla yakındır ısrarla mücadeleyi bırakmayan yaralılar ve tanıklar defalarca MİT tarafından tehdit edilirken 33 kişinin canına bin 500 lira biçildiği gün "Savaş bölgesine gitmek istediği" için SGDF yüzde 50 kusurlu ilan edildi.
Suruç Katliamı tanığı olarak "kaçma şüphesi" iddiasıyla tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi'nde tutulurken, DAİŞ'li "Ebu Hanzala" kod adlı Halis Bayancuk tahliye edildi. Devletin DAİŞ'lileri yargılamak istemediğine son örnek oldu.
Yazının başında adını zikrettiğimiz İlyas Aydın 2019 yılında QSD tarafından yakalanarak tutuklandı. Türkiye'nin Irak Büyükelçisi Anıl Bora Erdinç tarafından Bağdat'ta düzenlenen panelde Türkiye vatandaşı DAİŞ'lilerin iade edileceğine ilişkin yeşil ışık yakıldı. CENT-COM da 12 Şubat'ta Suriye'den yaklaşık 5 bin 700 DAİŞ'linin Irak'a nakledildiğini duyurmuştu.
11 yıla yakın Suruç için adalet mücadelesinde yaşananların özetine ek olarak yıllar süren Suruç davamızda her talebimiz reddedildi. Reddi hakim, sanıkların mahkemeye getirilmesi, firari sanıkların iade edilip Suruç Davası'nda yargılanması "7 Haziran-4 Kasım arasına ilişkin konuşursam yer yerinden oynar" sözlerini sarf eden Davutoğlu'nun sanık olarak dinlenmesi, katliam gününe dair 5 saatlik kayıp görüntünün dosyaya eklenmesi taleplerimiz de reddedilenler arasında.
Suruç Davası'nda bunlar yaşanırken Sultanahmet ve Reina katliamı davalarında failler beraat etti. Ankara Katliamı Davası'nda katliamın "İnsanlığa karşı işlenmiş suç" sayılması talebi bölge mahkemesi tarafından reddedildi, davada tutuklu sanık kalmadı. Taksim patlamasındaki isimlerin DAİŞ geçmişi ve bombacının kardeşinin "Abim DAİŞ'li" söylemi kamuoyunda gizlendi.
Dolayısıyla İlyas Aydın olur da Türkiye'ye iade edilirse kendisinden önceki DAİŞ'liler gibi yargılanmayacak. Zira devletin bu yönde bir çabası olmadığı gibi açıklaması da yok. Derdimiz sadece aparat DAİŞ'lilerin yargılanması değil. Yıllardır süren adalet mücadelemizde katliamda sorumluluğu bulunan devlet görevlilerinin yargılanması, Davutoğlu'nun dinlenmesi, firari sanıklar Büyükçelebi ve Bali'nin getirilmesi başta olmak üzere sırladığımız tüm taleplerimizin kabul edilmesi.
Suruç için adalet mücadelesi yürütenler başta olmak üzere tüm işçi emekçileri, kadınları, gençleri, özcesi adalet talep eden herkes Suruç katili olan DAİŞ'lilerin destekçilerinin yargılanması için Irak'tan getirilmesi ve katliamda devletle yaptıkları ortaklıkları bir bir anlatması ve katliamlar silsilesi olarak tarihe geçen o dönemin bütün kirli ilişkilerinin açıklanması için taraf olmaya, mücadeleye ve duruşmaları takip etmeye çağırıyoruz.