ESP Dosyası Avukatlarından açıklama: Yargılanmak istenen ezilenlerin politikasıdır
ESP Dosyası Avukatları yaptığı açıklamada, sosyalistlere dönük siyasi kırım saldırısının hukuki bir dosya olmadığına dikkat çekerek, "Bu operasyon ile yargılanmak istenen 'ezilenlerin politikasıdır'. Ancak şu da unutulmamalıdır ki onların hiçbir terazisi, ezilenlerin eşitlik ve özgürlük mücadelesini tartmaya yetmeyecektir" dedi.
ESP Dosyası Avukatları, 3 Şubat'ta Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve sosyalist kurumlara dönük gerçekleşen siyasi kırım saldırısında yaşanan hukuki süreç ve hak ihlallerine dair İstanbul Barosu Galata Kültür Merkezi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Adalet için Hukukçular, Demokrasi İçin Hukukçular temsilcileri yer aldı.
Toplantıda ilk olarak konuşan ÖHD Eş Başkanı Serhat Çakmak, bu davayla ESP'nin tüm çalışma alanları sınırlandırılırken, hukuk ve yargı mekanizmasının yarattığı bir krizle karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Çakmak, "Bir davada avukatlar dosyaya erişemiyorsa, savcılıkla görüşemiyorsa, etkin bir müdafilik görevini yerine getiremiyorsa bu durum yargının nasıl bir vahamet içinde olduğunu gösteriyor" dedi.
'HUKUK ZEMİNİNDE TARTIŞILAMAZ'
ESP'ye basın açıklamaları, toplantılar gibi parti faaliyetleri gerekçe gösterilerek sayısız operasyon yapıldığına dikkat çeken Çakmak, şunları söyledi: "Bu meseleyi salt hukuk zemininde ele alıp tartışırsak bir hakikati ortaya çıkaramamış oluruz. Bir siyasi partinin faaliyetlerine doğrudan bir müdahale, iktidarın kendisine muhalif gördüğü bir geleneği sindirme amacıyla yürüttüğü bir dava."
'TOPYEKUN SİNDİRME SALDIRISI'
ÇHD İstanbul Şube adına konuşan avukat Yağmur Kavak, Suruç Katliamı'ndan beri devletin sistematik bir şekilde ve birçok baskı mekanizmasıyla ESP'ye yöneldiğini belirtti. Kavak, Şubat ayında gerçekleşen saldırıyla yargının, siyasi faaliyetlere dönük topyekun bir sindirme amacı taşıdığını belirterek, "Demokratik faaliyetler, basın açıklamaları, kadın eylemleri, mezar başı anmaları, insanların kendi duruşmalarına katılması, sosyal medya paylaşımları müvekkillerimize suç olarak isnat edildi" diye konuştu.
'HUKUKİ VE SİYASİ MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ'
Devrimciler ve sosyalistlerin uzun yıllardır itirafçı beyanlarıyla yargılandığına ve bu soruşturmada da bununla karşılaşıldığına dikkat çeken Kavak, şöyle devam etti: "Sosyalist tutsakların derhal özgürlüğüne kavuşmasını talep ediyoruz. Bunun için hukuki ve siyasi olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. ESP'li ve SGDF'li arkadaşlar bu saldırıların işe yaramayacağını gösterdiler ve göstermeye devam ediyorlar."
'KELEPÇELİ DOKTOR MUAYENESİ'
İHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Avukat Jiyan Tosun, siyasi kırım saldırısı sonrası derneğe hem tutsaklardan hem de tutsak yakınlarından birçok başvuru yapıldığına dikkat çekerek gözaltından hapishane sürecine birçok hak ihlali yaşandığını söyledi. Tosun, şu ifadeleri kullandı: "Polisin şiddetine maruz kalan birçok kişinin kelepçeli doktor muayenesi ve polislerin muayene odasından çıkmaması polislerin şiddetini ifade etmenin engellenmesini ortaya koyuyor. Hastalıkları olan, tedavisi devam eden, gözaltına alınmasaydı o gün ameliyat olacak ileri yaşta tutsaklar var. Tutuklama istisna bir durumdur. Savcılığın hiç ifade almadan tutuklamaya sevk etmesi bu ilkeyi açıkça ihlal etmek demektir."
'DOSYADA HİÇBİR İLERLEME YOK'
Demokrasi için Hukukçular adına Leyla Han Tüzel bir partinin ve demokratik kurumların siyaset tarzına yönelik topyekun bir saldırı olduğuna dikkat çekerek, "Bu operasyon ESP'yi siyasetin dışına çıkarma amacıyla hiçbir hukukilik kaygısı duyulmadan yapılmıştır. Savcının ifade almaya dahi ihtiyaç duymadan tutuklamaya sevk etmesi bunun açık göstergesidir. 3 Şubat'tan beri bu dosyada hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Hala iddianame hazırlanmadı. İnsanlar özgürlüklerinden mahrum edilmiş durumda, biz iddia makamını hukuka davet ediyoruz" dedi.
'ESP BİATSIZ BİR MÜCADELE VERİYOR'
İHD MYK üyesi Eren Keskin ESP'nin bir yok etme operasyonuyla karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi: "ESP biatsız bir mücadele veren bir siyasi parti. ESP'ye yapılan operasyonun ve tutuklanmalarının sebebi budur. Türkiye Cumhuriyeti yargısı hiçbir zaman bağımsız olmadı. Ama bu dönemki kadar hukukun yerle bir olduğu, tutuklama kararlarının bu kadar fütursuzca verildiği bir dönem yok."
'6 NO'LU HAPİSHANEDE HAK GASPLARI ARTARAK DEVAM EDİYOR'
Konuşmaların ardından ESP Dosyası Avukatları adına basın açıklamasını avukat Doğukan Taşdan okudu. Taşdan, tutsak edilerek Marmara 6 No'lu Hapishanesi'ne sevk edilenlere yönelik hak gasplarının artarak devam ettiğini belirtti: "Yaşam alanlarının kamera ile izlenmesi, karara dayanmayan hücre uygulamaları, sürgün sevkler, havalandırma kısıtlamaları. Bilindiği üzere tutsak müvekkillerimiz bu uygulamalara karşı süresiz dönüşümlü açlık grevine başlamışlardır."
'YARGILANMAK İSTENEN EZİLENLERİN POLİTİKASIDIR'
Soruşturmada suç isnadı kapsamında değerlendirilen eylemlerin; 1 Mayıs'a katılmak, grev örgütlemek, özgürlükçü çizgide avukatlık yapmak, doğayı savunmak, haber yapmak, hasta tutsaklar ile dayanışmak, parasız anadilde eğitim istemek veya hayatını kaybetmiş kişilerin mezarlarını ziyaret etmek olduğunu söyleyen Taşdan, "Başka bir ifadeyle; bu operasyon ile yargılanmak istenen açık ve net bir şekilde 'ezilenlerin politikasıdır'. Ancak şu da unutulmamalıdır ki onların hiçbir terazisi ezilenlerin eşitlik ve özgürlük mücadelesini tartmaya yetmeyecektir" dedi.
Müvekkillerinin özel hayatlarının gizliliği, masumiyet karineleri ihlal edilerek, adil yargılanma haklarına müdahale edildiği ve özgürlüklerinin ellerinden alındığını belirten Taşdan, şöyle konuştu: "Soruşturmayı yürüten makamların öncelikle hasta tutsaklar bakımından tahliye kararı vermesini, bunun yanında mükerrer yargılama yasağı ilkesi nedeniyle derdest ceza davası bulunan müvekkillerin tutuklulukları yönünden değerlendirmesini bir an önce yapmasını ve nihayet soruşturma dosyası ile ilgili geç olmadan bir karar vermesini talep ettiğimizi kamuoyuna bildiriyoruz."