FLSP lideri Gunaratnam: Halk iktidarı parlamentonun dışında örgütlenmeli
Sri Lanka'da 1 Mart'ta yapılan Frontline Socialist Party (FLSP) 4. Ulusal Kongresi'nin ardından Genel Sekreter Kumar Gunaratnam, ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik ve siyasi krizi, hükümetin IMF programlarını ve Hint Okyanusu'ndaki emperyalist rekabetin Sri Lanka üzerindeki etkilerini ajansımız için değerlendirdi. Gunaratnam, Janatha Vimukthi Peramuna (JVP) hükümetinin neoliberal politikaları sürdürdüğünü belirterek, FLSP'nin hedefinin halkın gücüne dayalı antikapitalist ve antiemperyalist bir alternatif inşa etmek olduğunu söyledi.
1 Mart'ta Sri Lanka Frontline Sosyalist Party'nin (Cephe Sosyalist Partisi, FLSP) 4. Ulusal Kongresi'ni gerçekleştirdiniz. Öncelikle sizi kutlamak istiyoruz. Bu kongre için ne tür siyasi hazırlıklar yapıldı?
2012 yılında Nisan ayında FLSP ilk kongresini gerçekleştirmişti. Bu yıl ise dördüncü kongremizi başarı ile gerçekleştirdik. İçinde bulunduğumuz siyasi koşullar nedeniyle bu kongrenin niteliksel olarak farklı olduğunu düşünüyoruz. Frontline Sosyalist Partisi 2012'de kuruldu ve 14 yıllık bir mücadele tarihinden söz edebiliriz.
Hem uluslararası hem de yerel duruma baktığımızda ciddi bir kriz içinde olduğumuzu görüyoruz. Uluslararası durumu herkes biliyor: Özellikle ABD, Çin, Rusya ve diğer ülkelerle yaşadığı gerilimler nedeniyle sarsılan küresel hegemonyasını korumaya çalışıyor. Dünya savaşının eşiğinde olduğumuz açıkça görülüyor. Öte yandan Sri Lanka 2022'de iflas etti. Aynı yıl gerçekleşen Aragalaya Ayaklanması*, dönemin yürütme yetkisine sahip Cumhurbaşkanı Gotabaya Rajapaksa'yı ülkeyi terk etmek zorunda bıraktı. Bunun ardından sözde sol bir parti olan JVP'nin hükümeti devraldığı bir süreç başladı.
Bugünkü hükümet geçmişte sol bir geleneğe sahip olsa da artık onu sol bir parti olarak görmüyoruz. Parti başka bir kapitalist partiye dönüşmüş durumda; neoliberal ekonomik politikaları sürdürüyor ve kapitalist dış politikalar izliyor. JVP hükümeti bugün Hindistan ve ABD yanlısı bir dış politika izliyor. Daha dün Sri Lanka karasularında bir İran gemisinin saldırıya uğradığı haberi geldi. Sri Lanka istihbaratının desteği olmadan ABD donanmasının böyle bir eylemi gerçekleştirebileceğine inanmıyorum. Bu örnek bile mevcut hükümetin dış politikasını açıkça gösteriyor. JVP artık sol bir parti değildir.
Bu koşullar kongre hazırlıklarınızı nasıl etkiledi?
Bu kongre için yaklaşık sekiz ay hazırlandık. Temel konular üzerine iki kitap da yayımladık. Bir yandan Sri Lanka'daki ulusal sorunun çözümü için yeni bir program ortaya koyduk, öte yandan Sri Lanka'da halk iktidarının nasıl kurulabileceğine dair stratejik bir program geliştirdik.
Stratejimiz nedir diye soracak olursanız; seçimlere katılsak da parlamenterizm anlayışına inanmıyoruz. Bizim görüşümüze göre gerçek halk iktidarı parlamentonun ya da temsil kurumlarının dışında örgütlenmelidir. Bu nedenle önümüzdeki birkaç on yıl içinde halkın gücüyle iktidarın nasıl kazanılabileceğine dair bir program ortaya koyduk.
Kongre öncesinde bu konuları parti üyelerimiz ve özellikle ön saflarda siyaset yapan yoldaşlarımızla tartıştık. Hazırlık sürecinde herkesten bu belgeleri okuyup öneriler ve değişiklikler sunmalarını istedik.
'TOPLUMDA BÜYÜK BİR SİYASİ BOŞLUK VAR'
Bir yandan bu belgeleri hazırlarken diğer yandan kongreye kadar çeşitli propaganda kampanyaları yürüttük. Çok yoğun bir çalışma oldu. Ama kongrenin başarılı olmasını istiyorduk. Bugünkü siyasi koşullarda JVP nezdinde sözde solun kapitalist bir partiye dönüştüğü artık halk tarafından da görülüyor. Bu nedenle toplumda büyük bir siyasi boşluk oluştu. Bizim temel hedefimiz bu boşluğu doldurmak.
Bu nedenle kongrenin hem siyasi hem de ideolojik olarak başarılı olması gerekiyordu. Beklediğimiz sonuçları elde ettiğimizi düşünüyoruz. Özellikle işçi sınıfının ve diğer siyasi aktörlerin dikkatini çekmeyi başardık. Programımız tamamen antikapitalist ve antiemperyalist temellere dayanıyor ve insanların bunu fark etmesini istedik. Bu açıdan önemli bir adım attığımızı düşünüyoruz.
Bugün JVP'nin hükümeti yönetmesi hakkındaki değerlendirmeleriniz nedir?
JVP 1965'te kuruldu ve neredeyse altmış yılı geride bıraktı. Sonunda 2024 seçimlerinde yeniden iktidara geldiler. Programlarını tamamen değiştirerek parlamentoda çoğunluğu elde etmeyi başardılar. Adeta 180 derecelik bir dönüş yaptılar ve şimdi kapitalist bir hattan ilerliyorlar.
2022'deki ekonomik çöküşten sonra hem önceki hükumet hem de mevcut hükümet IMF programlarını uyguluyor. Bu politikalar özellikle işçi sınıfı başta olmak üzere halk üzerinde ağır sonuçlar doğurdu. IMF reçeteleri kapitalist sınıfa, yani en üst kesime yarıyor.
Ekonomide IMF çizgisi izlenirken dış politikada da Hindistan ve ABD emperyalizmine yakınlaşma görülüyor. Öte yandan hükümet yeniden Terörle Mücadele Yasası'nı (PTA) gündeme getirdi. 1979'da yürürlüğe giren bu yasanın uzun süredir kaldırılması talep ediliyordu. JVP geçmişte PTA'ya karşı mücadele etmişti. Ama şimdi bunun yerine “Devleti Terörden Koruma Yasası” (STA) adıyla yeni bir versiyon getirmeyi planlıyor.
'JVP KAPİTALİZMİN YENİ SAVUNUCUSU OLDU'
Bu durum JVP'nin artık kapitalist devletin yeni savunucusu hâline geldiğini gösteriyor. Sol bir görüntü altında kapitalizmin yeni koruyucuları oldular. Ekonomik politikalarıyla, dış politikalarıyla ve antidemokratik uygulamalarıyla bu gerçek giderek daha açık hâle geliyor.
Hükümet Hindistan, Japonya ve ABD ile çeşitli savunma anlaşmaları imzaladı ancak bu anlaşmaların içeriği halka açıklanmadı. Bir zamanlar eleştirdikleri siyasi kültürü şimdi kendileri sürdürüyorlar.
JVP ile önceki hükümetler arasındaki tek fark, ülkeyi yöneten elit sınıfın değişmiş olmasıdır. Ama sınıfsal bileşimi ne olursa olsun izlenen program aynı kapitalist programdır.
JVP'nin programındaki bu değişime halk nasıl tepki veriyor?
Önümüzde iki önemli ideolojik sorun var. Birincisi şu: Biz literatürümüzde 1948'deki sözde bağımsızlıktan bu yana ülkeyi yöneten partilerin dönemini “76 yıllık lanet” olarak tanımlıyoruz. Birleşik Ulusal Parti (UNP), Sri Lanka Özgürlük Partisi (SLFP) ve bunların ittifakları ülkeyi uzun süre yönetti.
Ancak bugün JVP ve NPP hükümetinin izlediği ekonomik program ve dış politika, önceki hükümetlerin sorumluluğunu adeta aklamış oldu. Aynı programı uyguladıkları için halkın gözünde sol partilerin farklı bir programı olmadığı gibi yanlış bir algı yaratılıyor. Bu bizim için büyük bir ideolojik mücadele alanı.
İkinci sorun ise şu: Bu hükümetin başarısızlıkları nedeniyle insanlar “sol yönetemiyor” demeye başladı. “Sol iktidara geldi ve başarısız oldu” algısı yayılıyor. Bu iki durum ideolojik mücadelemizde ciddi engeller yaratıyor.
Sri Lanka'nın jeopolitik açıdan önemli konumu, özellikle ABD ve Çin emperyalizmi bağlamında nasıl değerlendirilmeli? Yaklaşan savaş tehlikesine karşı halkı nasıl hazırlamayı düşünüyorsunuz?
Kongremizde bu konuyu özellikle vurgulamaya çalıştık. Bir yandan ABD emperyalizmine karşıyız, diğer yandan da ABD-Hindistan yayılmacılığına karşıyız.
Sri Lanka dünyanın çok stratejik bir bölgesi olan Hint Okyanusu'nda yer alıyor. Dünya deniz ticaret yollarının yaklaşık yüzde 60'ı bu bölgeden geçiyor. Ülkemizde doğal limanlar var. Örneğin Colombo Limanı çok önemli. Çin yatırımıyla güneyde Hambantota Limanı da inşa edildi. Bu nedenle Hindistan, Çin, ABD ve diğer büyük güçler Sri Lanka ile yakından ilgileniyor. Hindistan kendisini Sri Lanka'nın “ağabeyi” olarak görüyor. Çin ise yükselen bir süper güç ve yakında dünyanın en büyük ekonomisi olabilir. Her iki güç de Hint Okyanusu'ndaki deniz yollarıyla yakından ilgileniyor.
ABD için de Sri Lanka jeopolitik açıdan önemli çünkü ABD'nin en büyük rakibi Çin. Bu nedenle hem Hindistan hem Çin Sri Lanka'da ittifaklar kurmaya çalışıyor. Hindistan ise kendi çıkarları doğrultusunda Rusya ve ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Oldukça karmaşık bir tablo var.
Frontline Sosyalist Partisi olarak bizim görüşümüz şu: Sri Lanka'nın dış politikası bağımsız olmalıdır. Hindistan'a, Çin'e ya da ABD emperyalizmine yaslanamayız. Herkesle diplomatik ilişki kurabilir ve ticaret yapabiliriz ama hiçbir süper gücün yanında hizalanmak istemiyoruz. Bu, halkımız için ciddi sorunlar yaratır.
Tarih boyunca Sri Lanka hükümetleri zaman zaman farklı büyük güçlere yakınlaştı. İç savaşın 2009'da sona ermesinden sonra Rajapaksa yönetimi Çin'e yakınlaşmıştı. Bugün ise sözde solcu hükümet Hindistan ve ABD'ye güçlü şekilde yönelmiş durumda.
Kısa süre önce Sri Lanka karasularında bir İran gemisine saldırı gerçekleşti. Ayrıca yeni hükümet ABD, Hindistan ve Japonya ile savunma anlaşmaları imzaladı. Ancak bu anlaşmaların ayrıntıları halka açıklanmıyor. Bildiğimiz kadarıyla bu anlaşmalarda neredeyse her şey pazarlık konusu yapılmış durumda ve bu durum ciddi endişe yaratıyor.
*Aragalaya Ayaklanması
Aragalaya olarak bilinen halk ayaklanması Mart 2022'de Galle ve Colombo'da Sri Lanka hükümetine karşı başladı. Ülkedeki ağır ekonomik kriz, yüksek enflasyon, günlük elektrik kesintileri, yakıt ve temel gıda kıtlığı bu protestoların temel nedeniydi.
Temmuz 2022'de çoğunluğu gençler ve öğrencilerden oluşan protestocular Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde büyük gösteriler düzenleyerek Cumhurbaşkanı Gotabaya Rajapaksa'nın ülkeden kaçmasına yol açtı. Bu süreçte yaklaşık 5.000 kişi tutuklandı ve bir kişi hayatını kaybetti. Frontline Sosyalist Partisi ve özellikle öğrenci örgütü bu ayaklanmada etkin bir rol oynadı.