Hatimoğulları ve Bakırhan din alimleriyle buluştu

İstanbul'da din alimleriyle buluşan DEM Parti Eş Genel Bakanları Hatimoğulları ve Bakırhan, barışın sabır ve umut işi olduğunu bunu da ancak mücadeleyle yapabileceklerini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, "Toplumsal barış ve özgürlük buluşmaları" kapsamında İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde din alimleriyle bir araya geldi. Taksim Hill Hotel'de düzenlenen buluşma konuşan Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) Başkanı Ekrem Baran, toplumda barış ve eşitliğin önemli olduğunu belirterek, peygamberlerin bu konudaki tutumlarına dikkati çekti.
ÇEPNİ: ADALET VE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yaşanan adaletsizlikleri vurgulayarak, "Adaletin terazisi bozulmuştur. Suriye'de Şam yönetimi değiştikten sonra adalet dibe indi. Dürziler, Aleviler katledildi. Kiliseler, inanç merkezleri yakıp yıkıyorlar. Suriye'de adaletin yolu demokratik bir Suriye'den geçer. Bizler aynı zamanda adalet ve barışı kadınlar için istiyoruz. Doğanın hakkı için adalet istiyoruz. Kürt gençlerin defin edilmediği günlerden geçtik. Kürt gençlerin mezarlarının parçalandığını gördük. O nedenle bizler ölüye saygı istiyoruz. İnancımız ve geleneklerimiz gereği önemlidir. Cezaevleri taşmış. Hasta mahpuslar, siyasi tutsaklarla cezaevleri dolmuş. Bizler tüm yoldaşlarımızın arkadaşlarımız için adalet istiyoruz. Bizler en önemlisi İmralı'da bulunan sayın Abdullah Öcalan için adalet ve özgürlük istiyoruz" dedi.
'BARIŞ SABIR VE UMUT İŞİDİR'
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yapacağı belirtilen çağrıya değinen Tülay Hatimoğulları, "Sayın Abdullah Öcalan'dan bir çağrı bekliyoruz, biliyorsunuz. Çatışmaların ve savaşın olduğu bu dönemde barışa ihtiyacımız var. Bunun en önemli adımı Kürt sorununun demokratik ve barış şeklinde çözülmesidir. Bu coğrafya da bir arada yaşamak için herkese çok büyük sorumluluklar düşmektedir. İnsanlığa ve doğaya en büyük borcumuz barışı sağlamaktır. Barış bir sabır ve umut işidir. Bunu mücadeleyle yapabiliriz" diye belirtti.
BAKIRHAN: İNKAR POLİTİKASINDAN VAZGEÇİN
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürtçe üzerindeki baskılara işaret ederek, dinlerde farklı dil ve kültürlere ayrımcılık uygulanmamasına dair telkinlere işaret etti. Kürt din adamlarına yönelik baskılara dikkati çeken ve katledilen Kürt din adamlarını anan Bakırhan, "Biz bugün barış arıyorsak, bir çağrı bekliyorsak. Bugün çağrıyı yapacak olanlar kutsal kitapların emrettiği usule göre davranıyorlar. Kürtler, biz Kürdüz dediği için örneğin Sıddık Turhanlı katledildi. Karslı Ali Boçnak Kürtçe mevlit okuduğu için yüksek cezalar aldı. Yani kendi diliyle eğitim, kültür ve dinini yaşayamıyor. Kimse durduk yere kavga etmedi. Herkes Allah'ın yarattığı dili savunduğu için bugün bedel ödedi. Geçmişteki inkar politikasından vazgeçmeliler. Sayın Öcalan, artık Kürtlerin dili ve kimliği geldiğimiz 21. yüzyılda yaşaması gerektiğini söylüyor. Çağrı çok önemli. Bugüne kadar silahı gerekçe yaparak çoğu Kürdü 'terör' saydınız. Artık bu politikalardan vazgeçin. Kürtlerin kimliğini tanıyın, eşit yurttaşlığı savunun diyeceğiz" ifadelerini kullandı.
'GÖREVİMİZ ÇAĞRI SONRASI BAŞLIYOR'
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yapacağı çağrıya dikkati çeken Bakırhan şöyle devam etti: "Görevimiz çağrı sonrası başlıyor. Bugüne kadar devlet baskısı nedeniyle her kesime gidemedik. Devlet tüm taleplerimizi 'terörize' etti. Sayın Öcalan, devletin elindeki bu sopayı alarak, iktidarın ne kadar samimi olduğun, haksızlık üzerindeki sis perdesini kaldıracak. Çağrı sonrası her kesime gideceğiz, anlatacağız. Yaşamamızın hak olduğunu, Allah'ın yarattığı bu kavmin haklarını savunmanın diğer halkların da bir görevi olduğunu anlatacağız. Umarım daha demokratik bir ortamda yaşayacağız. Kürtler barışmak istiyor. Bir arada devletin zulmünün olmadığı, eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyor. Kürtler Kürtçe mevlit okuduğu için ölmek istemiyor. Bu kadar acıya rağmen halen kardeşlik elini uzatan bizim kadar başka bir halkta dünyada bulunmaz. Kürtler Hewlêr'den Mardin'e İstanbul'a kadar her yerde bu süreci destekliyor. Bugüne kadar demokratik adım atmayanların gerçek yüzü ortaya çıkacak. Meleyê Cizîrê, Feqiye Teyran'dan günümüze kadar davasını sahiplenen bir halkız. Yanımızda diğer inanç ve düşüncelerden halklar var. Bugün dünyanın en dinamik gücü biziz. Sahada kazanıp masada kaybetmeyeceğiz. Masada kaybetmek istemiyorsak herkesi ikna etmeliyiz. Karadenizlisini, Trakyalısını ikna etmeliyiz. Kürtler bir barış zemini yaratmak istiyoruz. İstanbul yoğun Kürt nüfusludur. Batman'daki, İstanbul'daki tüm Kürtler mutlu olsun istiyoruz. Ama birileri İslam'ı bir kalkan olarak kullanarak, diğerlerini yok sayıyor.
'MÜCADELEYİ BARIŞLA TAÇLANDIRACAĞIZ'
"Diyanet bizim inançlarımıza hizmet etmiyor. Bir anlayışa hizmet ediyor. Birileri iktidarını devam etsin diye bir şeyler yapıyor. Bu yanlı ve devletçi, diğerlerinin inançlarını reddeden anlayışa karşı herkesi bilgilendirmeniz gerekiyor. Biz de tüm ülkede bunu anlatacağız. Sayın Öcalan son 50 yıldaki en büyük soruna en kapsayıcı bir çözüm geliştirecek. Umarım iktidar demokratik adımları atar, umarım Kuzey ve Doğu Suriye'ye saldırmaz. Çünkü buradaki Kürtler oradakilerle kardeştir. Bir çözüm olacaksa Suriye'de, Kuzey Doğu Suriye'de, İstanbul'da da eşit ve adil bir şekilde olacak. Birkaç gün için bir heyetimiz gidecek. Sonrasında sayın Öcalan devletin ezberini bozacak bir çağrı yapacak. Allah'ı yarattığı renklere, kavimlere kimlerin daha çok saygı gösterdiğini göreceğiz. Eğer çağrı sonrası demokratik adımlar atılmazsa onları daha rahat deşifre edeceğiz, maskelerini düşüreceğiz. Kürtler anadilini istiyorum, kayyım atama diyor, demokrasi diyor ama sandık kuruluyor sonra kayyım atanıyor. Bunların gerçek yüzü yapılacak çağrı ile ortaya çıkacaktır. Bu mücadeleyi barışla taçlandıracağımız bir sürece giriyoruz. Onun için durmak yok. Halkları ülkede barışa ikna edersek emin olun kimse bizi kandıramaz. Ama diğer tarafta bu oyuncu devletin ne yapacağını kimse bilemez. Bunu yapacak güce sahip olduğumuzu inanıyorum. Yakıldık, yıkıldı ama barışı mümkün hale getirdi. Bugün barış konuşuluyorsa, İmralı adasına gidilip sayın Öcalan'dan çağrı bekliyorsak sizin mücadeleniz sayenizde. Dolayısıyla mücadelemizi barışla taçlandırmanın arifesindeyiz. 72 millet için demokrasi getirebiliriz. Bunun koşulları var. Dünya değişiyor, bu inkarcı sistemde değişecek."
Konuşmaların ardından buluşma basına kapalı devam etti.