Ivana Benario yazdı / 17 Nisan: Tecavüzcü İsrail Devletiyle Yüzleşme Günü
📢 OKURA UYARI: Yazarımız Ivana Benario'nun 17 Nisan nedeniyle İsrail zindanlarında Filistinli tutsakların yaşadıklarını anlattığı bu yazısında, tecavüz saldırısına ilişkin raporlardan kimi alıntılar yer almaktadır.
Filistin halkı adına, tarihin akışını değiştiren 7 Ekim eyleminin ardından, bölge derin bir değişim sürecine girmiştir. Soykırım, savaş ve krizin hüküm sürdüğü coğrafyada, bugün siyonist İsrail'in Lübnan'a yönelik soykırım saldırıları, içerideki günlük saldırganlığı geri plana düşürmeye başladı. Ancak Gazze'deki yavaşlatılarak devam eden soykırım ve Batı Şeria'daki etnik temizlik saldırıları, aynı zamanda İsrail hapishanelerindeki 'kara delikler'de tutulan Filistinli esirlerin yaşadığı zulümle birleşiyor. Bu esirler, intikam duygusuyla beslenen, asla kabul edilemeyecek işkencelere tabi tutuluyorlar.
Filistinlilere yönelik yeni idam yasası, zindanlardaki katliamlara yasal bir kılıf sunmaktadır. 17 Nisan Filistinli Tutsaklar Günü, 7 Ekim sonrasında tırmanan bu gündelik saldırganlıkla yüzleşmek ve yüzleşme üzerinden mücadeleyi yükseltmek için kritik bir dönemeçtir.
BİR HALKI YOK ETME HIRSI
ABD emperyalizminin neredeyse sınırsız desteğini arkasına alarak, bölgedeki yayılmacı hedefler güden Siyonist İsrail, Filistin halkının yaşam hakkını açıkça hedef alırken, insanlığa karşı işlediği suçların hiçbirinden çekinmiyor. Sınırsız zorbalık, zorla sürgün etme, mülksüzleştirme, militarizasyon ve katliam üzerine inşa edilmiş bir sömürge devleti, çocuklardan bile sakınmaz. Gazze'de soykırım sırasında katledemedikleri çocukları, şimdi ise çadır okullarında ders saatinde kurşunlayarak öldürüyor. Örnekler çok. Yakın zamanda Gazze'den gelen bir habere göre, alıkonulan 1 yaşındaki bir bebeğe, esir olan babasını itiraf ettirmek amacıyla babanın gözleri önünde işgal askerleri tarafından sigara ve çivilerle işkence yapıldı. İşgal güçlerinin elinde 10 bine yakın Filistinli tutsak arasında, yetişkinlerle birlikte ağır şiddet, açlık ve tecrite maruz kalan çocuklar da bulunuyor.
Amaç, Filistinlilerin gelecek perspektiflerini ve yaşam temellerini yok etmek. Siyonist baskı, her türlü şiddet biçimini kapsar, cinsel şiddet dahil.
CİNSEL ŞİDDET İSRAİL DEVLETİNİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİĞİDİR
Cinsel şiddet ve tecavüz, İsrail devleti tarafından kurumsallaşmış, sistematik hale getirilmiştir. Bir devlet politikası olarak, Filistin halkını bastırmak, onurunu kırmak ve yok etmek amacıyla uygulanmaktadır. İşgal güçleri, kadın ve erkek askerler, gardiyanlar, kurum temsilcileri bu şiddetin parçasıdır. Askeri, yargı, sağlık kurumları ve geniş gözaltı yetkisi veren "Unlawful Combatants Law"* gibi yasaları kapsayan bir sistemdir. Şu an İsrail'i yöneten soykırım suçlusu faşistlerle de sınırlı değildir; cinsel şiddet, Israil'in devlet geleneğidir.
Gazze El Avda Hastanesi'nden doktor Ahmed Mahanna, görevde olduğu dönemde, 7 Ekim'den kısa süre sonra tutuklama deneyimlerini anlatırken, "İşgal cezaevlerinde yaşadığım korkunç olayları anlatıyorum çünkü bunlar sadece Filistinli tutukluların bedenlerine uygulanmadı, aynı zamanda onların onuruna ve insanlıklarına karşı işlendi" şeklinde yaşadığı şiddeti tarif etmişti.
Çok sayıda uluslararası, Filistinli ve İsrailli insan hakları kuruluşu tarafından belgelenen raporlarda, Filistinli tutsakların anlatımlarını okumak büyük güç gerektirir.
Örneğin, Watchdog Euro-Mediterranean Human Rights Monitor tarafından hazırlanan bir rapor, gündelik cinsel işkencenin boyutlarını ayrıntılı bir şekilde belgelemektedir.
Kuzey Gazze'de Sde Teiman Gözaltı Merkezi'nd etutulan bir eski kadın tutsak şunları aktardı: "İki maskeli asker tarafından iki gün boyunca çıplak halde metal bir masaya yatırıldım ve tecavüze uğradım. Bütün gece ellerim bağlı, çıplak ve kanlar içinde bırakıldım. Ertesi gün aynı askerler tarafından tekrar tecavüze uğradım. Ölmek istedim. Bunu duvarlar ardında başka bir soykırım olarak nitelendiriyorum. Görüntülerim çekildi. Daha sonra askerler videoları göstererek işbirliği yapmazsam görüntüleri yayınlamakla tehdit etti."
Sde Teiman'dan bir başka Filistinli tutuklu ise şunları anlattı: "Askerler beni soyunmaya zorladı, köpekler üzerime idrar yaptı ve tecavüz etti. Eğitilmiş askeri köpek, anüsümü penetre etti ve dövüldüm."
Filistinli tutsakların avukatı Khaled Mahajna, başka bir olayı şöyle anlattı: "Sde Teiman'da bir asker, bir Filistinli tutuklunun anüsüne yangın söndürücü memesi soktuktan sonra içeriğini boşalttı; bu ciddi iç yaralanmalara ve şiddetli ağrılara yol açtı."
Bir başka eski tutuklu şöyle dedi: "Metal bir yatağa bağlandım ve askerler ile eğitimli bir köpek tarafından tekrar tekrar tecavüze uğradım. Anüsümde şiddetli ağrı hissettim ve bağırdım; her bağırışımda dövüldüm. Bu birkaç dakika sürdü, askerler görüntülerimi çekerek alay etti. Asker ancak boşaldıktan sonra içimden ayrıldı. Aşağılayıcı bir pozisyonda bırakıldım. Ölmek istedim. Kanıyordum."
Benzer şekilde devam eden anlatımlarda, soykırımcı İsrail devletinin aşağılık işkenceleri açıklanmaktadır.
Cinsel şiddet yalnızca Filistinlilere yönelik değildir; özgür Filistin'i temsil eden tüm insanları hedef almaktadır. Tutsakların Sesi Platformu tarafından düzenlenen Politik Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Konferansı'nda söz alan Zora temsilcisi gazeteci Anna Liedtke, Özgürlük Filosu'na bağlı olarak Gazze ablukasını delmeye yönelik yola çıkan gemiden gözaltına alındığını ve İsrail hapishanelerine götürülürken tecavüz işkencesine uğradığını açıklamıştı. "Filistinli tutsaklar bu işkenceye uğruyor. Utanması gereken ben değilim, Siyonist devlettir" diyerek, kadınlar adına cinsel şiddete karşı mücadele edeceğinin söz verdi.
ZÜLME KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTMEK İÇİN YÜZLEŞMEK
Bölge halklarına küstahça bir demagojiyle seslenen Netanyahu'nun temsil ettiği Siyonist İsrail devleti, emperyalist küreselleşmenin dünyayı sürüklediği savaş koşullarında en aşırı devlet terörü örneklerini sergileyen taraflardan biridir.
Bu vahşetle yüzleşmek, hapishanelerdeki koşulları ifşa etmek ve Filistinli tutsakların sesi olmak, özgür insanlık görevidir.
Aktif yüzleşme için 17 Nisan önemli bir vesiledir, ancak yalnızca bir günle sınırlı kalamaz.
Ne yapılması gerektiği sorusuna, demokrasinin beşiği olduğunu öne süren bir burjuva devlette, emperyalist Fransa'da, hukukun işlemediği bir örnek dava ile 41 yıl zindanda tutulan Georges Ibrahim Abdallah, ETHA'ya yaptığı açıklamada yalın bir biçimde yanıt vermişti: "10.000 Filistinli tutsak var. Hapishanelerde çocuklar var. Her şeyden önce, çocuklar var. Her şeyi ortaya koymalısın. Onları özgürleştiremiyorsanız eğer, en azından dayanışma göstermelisiniz; bunu düşünmeniz bile yeterlidir. Çocuklarınız için, Filistin'deki bu çocuklar için bir şeyler yazın, 'Seni seviyorum' deyin ve bunu hapishaneye gönderin. Onları destekleyin. Onlara mesajınızı götürün. Onlara herhangi bir mesaj gönderin, sosyal medyada veya köyünüzde çocuğun adını taşıyan bir mektup komitesi oluşturun. Filistinli tutsaklar etrafında kenetlenin. Herkes bir şeyler yapmalı, gerçekten küçük fikirler büyük etki yaratacaktır.
Tutsaklar için büyük bir hareket olmalı, hepimiz birlikte hareket etmeliyiz...
Kim olduğunuzu tanımlayın. Örgütlenin. Eğer tutsakları önemsemiyorsanız, bugün kim olduğunuzu anlayamazsınız. Bu tutsakların neye ihtiyacı var? Onlara dokunmazsanız, insanların ihtiyaçlarını anlayamazsınız. O zaman direnişçi olamazsınız. On binlerce tutsak insandan bahsediyoruz. Onlar insandır. Aileleri, varlıkları, hayatları, hikayeleri var. İsrail güçleri onlara karşı silah kullanıyor ve ateş açıyor.
Bu, Siyonist varlığın son aşamasıdır; bu yüzden bu kadar barbarcadır. Tutsaklar, yoldaşlarının önünde tecavüze uğruyorlar; yoldaşlarının önünde tecavüze uğradıklarında fotoğrafları çekiliyor. Şimdi bu görüntüleri şovlarında sergiliyorlar. Bir tutsak sadece bir et parçası değildir; bir insandır, insan. Mücadelede kalması gerekir. Bağlarını koruması gerekir. Mücadeleye devam etmesi, yalnız olmaması, ona mesajı ileten yoldaşlara bağlıdır. Tutsaklar için mücadelede kalmak hayatta kalmak anlamına gelir. Ona ve yakınlarına yazın, ona orada olduğunuzu hissettirin, bunun bizim görevimiz olduğunu ve bize hiçbir maliyeti olmadığını anlayın. Bunu düşünmeniz sizden on dakika alacak. Ama bu aynı zamanda tutsak insanın geleceğini belirler.
Siyonist işgal altında tutsaklara ne olduğunu biliyoruz. Nasıl zorla kollarını arkalarında kelepçelenmiş halde, köpekler gibi yerden yiyip içmek zorunda kaldıklarını. Onları böyle yemek yemeye zorlarken, ayaklarıyla kafalarına basıyorlar. Bu işkence, aşağılama, vahşet. Hapishanede nasıl muamele gördüklerini biliyoruz. Buna nasıl sessiz kalabiliriz? Buna karşı çıkmalıyız. Tutsakların isimlerini paylaşın. Onları düşünün... Çok fazla bir şey de gerektirmiyor. Tutsaklar için harekete geçin."
*Hukuka Aykırı Savaşçılara Karşı Yasa
Kaynaklar:
https://etha55.com/haberdetay/el-avda-hastanesinden-mesaj-uluslararasi-dayanisma-bize-inanilmaz-manevi-guc-verdi-219109
https://www.middleeasteye.net/news/i-wished-death-sexual-violence-israels-prisons-organised-state-policy
https://etha55.com/haberdetay/zora-temsilcisi-israil-hapishanesinde-tecavuze-ugradim-212261
https://etha55.com/haberdetay/georges-abdallah-filistinli-tutsaklar-icin-harekete-gecin-211537