İzmir'de "Barış ve Adalet" paneli
İzmir'de HDK tarafından düzenlenen Barış ve Adalet Panelinde konuşan EHB avukatı Özlem Gümüştaş, hukukun tek başına adalet sağlamayacağını belirterek, "Sokakta yürüttüğümüz mücadelenin mahkemede de yürütülmesi gerekir" dedi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İzmir Meclisleri, Kültürpark Gençlik Tiyatrosu'nda "Barış ve Adalet" konulu panel düzenledi. Panelde, Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) ve Suruç Katliamı Davası Avukatı Özlem Gümüştaş, HDP eski milletvekili Mahmut Toğrul, CHP eski milletvekili Zeynep Altıok ve 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık konuşmacı olarak yer aldı.
'BİRLEŞİK MÜCADELE İHTİYACIMIZ VAR'
Madımak Katliamı davasında asıl örgütleyenler, destek olanlar ve görevini yerine getirmeyen kolluğun yargılanmadığını vurgulayan Zeynep Altıok, "Eylemciler arasından sadece 94'ü yargı önüne taşınmıştı. Dava sürecinde koruyucu akıl gündeme geldi. Aynı dönem Hizbullah'ın da katliamları vardı. Onların hepsi serbest kalırken, barış isteyen siyasetçiler, adalet isteyen emekçiler ve geçinebilmek isteyen emekliler tutuklanıyor. Bu sistemin içinde daha büyük acılar, savaşlar devam ederken birleşik mücadele hattında buluşmaya ihtiyacımız var. Birbirimiz için herkesin eşit yaşam hakkı için birbirimizin uğradığı adaletsizliğe ses çıkarmak insan sorumluluğumuzdur" dedi.
'IŞİD'LE İLGİLİ BİLİNMEYEN BİR ŞEY YOKTU'
Türkiye tarihinin bir katliamlar tarihi olduğunu kaydeden Mahmut Toğrul, Suriye'de savaşın başlamasıyla birlikte dünyadaki tüm cihatçıların Antep üzerinden Suriye'ye aktığını anımsattı. Bilinçli ihmalkarlıklar sonucunda Reyhanlı'da başlayan, HDP binalarının bombalanması, Amed mitingi, Suruç, Ankara Gar ve Antep katliamları ile devam eden bir süreç yaşandığını ifade eden Toğrul, "Hepsinin tek ortak noktası, Türkiye'de Kürt mücadelesiyle ortaklaşmak isteyenlerin hedef alınması ve hepsinin Antep üzerinden geçmesi. O dönemde Antep'in arka sokaklarında sayısız derneğin kurulduğu bir zemin vardı. 2015-2016 döneminde bu durum hakkında hükumeti uyarmamıza rağmen, hep bir ağızdan 'Antep'i karalıyorsunuz' diyenler, bu patlamalar karşısında sessiz kaldı. Öyle bir hava oluşmuştu ki Antep'te IŞİD'le ilgili bilinmeyen bir şey yoktu. Açılan bir davada gördüğümüz gibi çetelerin nereden geldiği, nerede konakladığı, nasıl geçiş yaptıklarına varana kadar hepsinin bilgisi Antep Emniyeti'nde var. Bilinmeyen hiçbir şey yok" ifadelerini kullandı.
'ADALET OLMADAN BARIŞ OLMAZ'
Türkiye'nin yakın tarihteki kırılma noktalarından birinin de 2015'de yaşanan saldırılar olduğunu belirten İshak Kocabıyık,o dönemki katliamlardan sorumlu olan Adıyaman merkezli IŞİD hücresi gibi onlarca hücrenin daha bulunduğunu ifade etti. Devletin bu hücreyi 10 ay önceden itibaren teknik takibe aldığını anımsatan Kocabıyık, "Katliamdan bir saat sonra Antep'de bir tane dernek kendini kapatma kararı alıyor. Bu hücrenin üyeleri aynı zamanda bu derneğin de üyesi. Bunu da ortaya çıkardık. Ancak mahkemede olmadık eziyetleri gördük, derneğimizi kapattılar, adalet istediğimiz için mahkemenin huzurunu bozmaktan kaynaklı hakkımızda davalar açıldı, cezalar verildi. Mahkeme heyetinin bütün bunları eziyet olsun diye yapmasının yanı sıra esas sebebi devletin bu katliamlardaki dahlinin ortaya çıkmasını engellemek. Mahkeme öyle bir karar oluşturdu ki sanki devletin bu işte bilgisi ve parmağı yokmuş gibi. Tutuklu sanıklardan 9'una 101 kez ağırlaştırılmış hapis cezası verdiler. Sivas katliamı ve Hizbullah davasında gördük, katilleri serbest bıraktılar. O yüzden bizim için defterler dolusu cezanın bir manası yok. Dolayısıyla bunları da hesap ederek bir barış sürecinin oluşması gerekiyor. Bunu yapacak tek unsur adaletin sağlanması. Barışın ancak adalet tesis edilirse olabilecek bir şey" diye belirtti.
'DAVALAR BİR MİLİM İLERLEMEDEN SONLANDIRILDI'
Son olarak konuşan Özlem Gümüştaş ise şunları söyledi: "Türkiye, tekçi devlet yapısına karşı olarak görünen her şeyin sistematik olarak yok edildiği bir tarih, coğrafya. Katliam serileri üzerinden bir rejim değişikliği yaşandı. Rejim bütün bir katliam tarihi, böyle bir terör üzerine tekçi anlayışı inşa etti. 2015 sonrasında gelişen siyasi düzeni konuşmak barış ve adalet için en önemli halka. Bu yıllar aydınlığa kavuşmadığı sürece barış ve toplumsal adaletten söz etmek mümkün değil. Adalet, barış özgürlük kavramlarını tekrar hatırlatmak bunların 'terör' ile ifadelendirilmesine karşı çıkmak için bunları konuşmak zorundayız. Yargının bu tip olaylarda bir olayı örtmek, zaman aşımına itme gibi mekanizmalarının işlediği bir süreç işletildi. Ailelere sistematik bir zulüm yapıldı. Ölenlerin neden öldüğü, öldürenlerin neden öldürüldüğü tarif edilmiyordu. Basit bir öldürme suçlamasıyla açılan davalarda bir milim ileri gitmeden sonlandırıldı."
'SOKAKTA DA MAHKEMEDE DE MÜCADELE'
Suruç katliamı davasında aranan sanık Deniz Büyükçelebi'nin yaralanarak Konya'da tedavi edildiğine dair bilgiler olmasına rağmen halen bulunamadığını söyleyen Gümüştaş, "Rejimin bu davalar karşısında merkezi bir iradeyle hareket ettiğini görüyoruz. Herhangi bir esnemeye izin bile vermiyorlar. Ezkaza taleplerimizi kabul eden yargı mensuplarının hızlıca görev yerleri değiştirildi. Hiçbir katliam tesadüfi değildir, onu koruyan bir kolluk mekanizması, görmezden gelen idari amirler her zaman vardır. Bu bir devlet anlayışıdır. Burada savunma yaparken teknik hukuk tartışması olmaz. Sokakta yürüttüğümüz mücadelenin mahkemede de yürütülmesi gerekir" diye konuştu.