13 Şubat 2026 Cuma

Kapitalizmin foseptik çukurundan bir sızıntı: Epstein dosyaları

Lümpen burjuvazi burjuva toplumun siyasi, iktisadi, ideolojik belirleyenidir. Burjuvazinin ahlaki ve moral değerlerini bu lümpen burjuvazi temsil etmektedir. Epstein dosyaları çürümenin bu genişletilmiş yeniden üretiminin, burjuva lümpenleşmenin ulaştığı düzeyi gözler önüne sermektedir.

Dünya, on binlerce sayfadan oluşan Epstein dosyaları ile çalkalanıyor. Ne var ki gerçekler sümen altı ediliyor, olan biten, "normal" olandan bir sapma, kimi insanların sapkınlıkları olarak tartışılıyor. Zorla kaçırılan ya da aldatılarak seks kölesi yapılan, sistematik tecavüz, darp, hapiste tutulma ve şantaj gibi her türden işkenceye tabi tutulan, kimi iddialara göre kanları içilen, etleri yenen çoğu kadın olan çocuk yaştaki kurbanların yaşadıklarının asıl kaynağı olan kapitalizmin vahşeti, tepeden tırnağa çürüyen ve kokuşan sermaye düzeni gözlerden gizleniyor.

Dosyalarda ABD başkanlarından İngiliz Kraliyet ailesine, teknoloji ve finans devlerinden Nobel ödüllü bilim insanlarına, Arap devletlerinin şeyhlerinden Norveç kraliyet ailesine, pek çok ülkenin devlet görevlilerine kadar binlerce büyük burjuva ve devlet yöneticisinin adı geçiyor. Sadece bu geniş, tecavüzcü "vampir" listesi bile ortaya çıkanın bir sapma değil, tepeden tırnağa çürüyen ve kokuşan ve bütünüyle bir foseptik çukuru halini alan kapitalizm havuzundan bir sızıntı olduğunu göstermeye yeter.

PARA, PİSLİK VE KAN
Epstein dosyalarında ortaya çıkan gerçekler bir sapkınlığı değil kapitalizmin çürüme hallerini, sermayenin gerçek kimliğini ve kişiliğini ortaya seriyor. Epstein vakası, kapitalizmin ta kendisidir. "Sermaye", der Marx, "Dünyaya her gözeneklerinden kan ve pislik fışkırarak gelir… Eğer para, dünyaya bir yanağından kan lekesiyle geliyorsa; sermaye, tepeden tırnağa, her gözeneklerinden kan ve çamur damlayarak gelir."

Bugün dünyanın en zengin yüzde 10'u küresel servetin yüzde 75'ine sahiptir. En yoksul yüzde 50 ise, yaklaşık 4 milyar insan, servetin sadece yüzde 2'sini paylaşıyor. En zengin 60 bin kişi (yüzde 0,0001) dünyanın en yoksul 4 milyar insanın servetinden üç kat daha fazla varlığı elinde bulunduruyor. Biraz daha derinleşelim, dünyanın en zengin 12 kişisinin serveti, dünya nüfusunun en yoksul 4 milyar insanın toplam varlığından daha büyük. Bu rakamlar eşitsizliğin, vahşi birikimin, sömürünün, sermaye ve varlık yoğunlaşmasının hangi düzeye ulaştığını, nasıl bir "vampir" haline geldiğini gözler önüne seriyor.

12 zengin ve 4 milyar yoksul insan… Sadece bu eşitsizlik uçurumu, burjuva toplumun nasıl bir dehşet dengesi üzerinde durduğunu göstermeye yeter.
Bütün bu eşitsizliğin kaynağı "açık, gaddar, doğrudan sömürü"dür. Birikim için birikim, sermayenin varlık biçimidir. "Açgözlülük ve bireysel çıkar tutkusu" sermayenin tek hareket ettirici gücüdür. Zenginler için, para sahipleri için insan, bir canlı, kişilik sahibi ve hakları olan biri değil, üzerinden kar elde edilecek bir nesne, bir varlıktır, herhangi bir "şey"dir. Sermaye için yoksul insanlar, işçiler sadece ve sadece bir meta, bir sömürü nesnesidir. Sermaye sahipleri için kendileri dışında "insan" yoktur, geriye kalanlar birer sömürü ve haz aracıdır.

Böyle bir toplumda zenginler için her şey mübahtır, yoksullar ise her şeye müstahaktır, onlar alınıp satılabilir, kaçırılabilir, tecavüz edilebilir, onların etleri koparılabilir, kanları içilebilir, onlar bir hiçtir, onlar kullanılabilen ve değiştirilebilen birer meta ve tüketildikten sonra çöpe atılan birer atıktır. Bu, burjuva toplumun temel yasası, ahlakı, değer yargısıdır. Epstein dosyaları bu burjuva ahlakın gerçek görüntüsüdür.

ÇÜRÜMENİN GENİŞLETİLMİŞ YENİDEN ÜRETİMİ VE LÜMPEN BURJUVAZİ
"Finans aristokrasisinin zevkleri, mülkiyetin artık üretimden kopuk olduğu ve sadece lüks tüketim üzerinden varlık gösterdiği bir noktada, zorunlu olarak anormal ve sapkın bir karakter kazanır. Para, çamur ve kanın birbirine karıştığı bu bataklıkta, her türlü doğal bağ çözülür." (Marx)

Marx'a göre finans aristokrasisi, üreterek değil, başkalarının zaten var olan zenginliklerini cebe indirerek servet kazanır. Bu yapıda zevk ve sefahat artık sapkınlaşır; para, çamur ve kanın birbirine karıştığı bir bataklık yaratır.

Günümüzde üç büyük mali sermaye kuruluşu (BlackRock, Vanguard ve State Street) 25 trilyon dolarlık bir varlığı yönetmektedir. Bu düzeyde bir varlığın Almanya, Fransa ve İngiltere'nin yıllık GSYH'sinden büyük olması sermayenin merkezileşme ve finanslaşma düzeyini göstermesi bakımından çarpıcıdır. Bu üç şirket dünyanın en büyük 500 şirketinde büyük hissedar konumundadır.

Dünya genelinde toplam borç miktarı 315 trilyon doları aşmıştır. Dünya ekonomisinin ürettiği toplam değerin yaklaşık üç katı borç bulunmaktadır. Yılda 450 milyar dolardan fazla faiz ödemesi geri kapitalist ülkelerden mali merkezlere aktarılmaktadır.

Marx'ın mali aristokrasi olarak tarif ettiği katman bugün dünya ekonomisine hakimdir. Bugün dünyadaki büyük sanayi devlerinin hisselerinin yüzde 70-80'i yatırım fonları ve bankaların elindedir. Sanayi sermayesi mali sermayenin bir çeşit tahsildarı haline gelmiştir. İşçilerden sızdırılan artıdeğer büyük oranda finans merkezlerine akmaktadır.

Sermayenin bu anormal ve sapkın karakteri onun varlık biçimi haline gelmiştir. Mali oligarşi, devletlerin, medyanın, bankaların, teknoloji ve sanayi şirketlerinin hakimidir. Paradan para kazanan bu bir avuç burjuva, sömürüde olduğu gibi, yaşam hakimidir. Paradan ve sefahatte de bütün aşağılık nitelikleri kendinde yeniden ve genişletilmiş olarak üretmektedir. "Mali aristokrasi, zevkleriyle olduğu gibi kazanç sağlama tarzıyla da lümpen proletaryanın burjuva toplumunun doruklarındaki yeniden doğumundan başka bir şey değildir." (Marx) Mali oligarşi, burjuvazinin bu ayak takımı, lümpen burjuvazi, günümüzde burjuva toplumun hâkimi, yöneticisi haline gelmiştir. Lümpen burjuvazi burjuva toplumun siyasi, iktisadi, ideolojik belirleyenidir. Burjuvazinin ahlaki ve moral değerlerini bu lümpen burjuvazi temsil etmektedir.

Epstein dosyaları çürümenin bu genişletilmiş yeniden üretiminin, burjuva lümpenleşmenin ulaştığı düzeyi gözler önüne sermektedir.

FOSEPTİK ÇUKURUNUN BEKÇİ KÖPEĞİ: BURJUVA DEVLET
Legal finansal varlıklar dışında 32 trilyon dolarlık gizli finansal bir varlık olduğu biliniyor. Epstein dosyaları, bu 32 trilyonluk devasa havuzun küçük bir bölümünü içermektedir.

Bu varlıklar kabuk şirketlerde tutulur ve sermayenin sahibi gizli kalır. Bu para sahipleri sadece vergiden kaçmaz, her türlü yasal sınırlamadan da kendilerini uzak tutar, "özgürleşir"ler. Böylece çocuk ticaretinden, insan kaçakçılığına, uyuşturucu ticaretinden, kadın bedeni ticaretine kadar her şeyi serbestçe yaparlar.

Buradaki "gizlilik", gerçekte sahtedir. Bütün bu yasadışı paralar, bankalar ve şirketler üzerinden aklanır ve devletlerin bilgisi dahilinde "yasal" sisteme girer.
Burjuva devletin yüksek bürokrasisi, devlet yöneticileri ve istihbarat kurumları bütün bu işlemlerin, yasadışı kazançların bilgisine sahiptir. Dahası bunlar, bütün bu yasadışı kazançların ve işlerin suç ortağıdır. Ortaya çıkan küçük sızıntılar bile bu ortaklığın hangi düzeyde olduğunu göstermektedir.

Epstein'de olduğu gibi bu gizlilik perdesi bir biçimde aralandığında burjuva devlet perdeyi yırtmak yerine onu yamamanın yol ve yöntemlerini aramaya girişmektedir. Gerçeğin bütünüyle açığa çıkmaması için bütün devlet kurumları ve medya harekete geçirilmektedir. Bazen dosyaların büyük bölümü gizlenmekte bazen kimi tanıklar öldürülmektedir. Aynı zamanda, medyada sahte haberlerle asıl gerçeğin bilgisi örtülmektedir.

Diğer yandan devletin ideolojik aygıtları olan biteni bireylerin sapkınlığı olarak göstererek sistemi aklamaya çalışmaktadır. Sistemi kurtarmak için bazen kendi içlerinden birilerini hapse atarak ya da öldürerek sistemi kurtarmaya girişmektedir.

Komplo teorileri de sistemi kurtarma çabasının bir başka yöntemidir. Komplo teorileri suçu "belirsiz ve mistik" odaklara yıkarak, somut sınıfsal ilişki ve mekanizmaları ve burjuva devlet aygıtının sorumluluğunu gizler. Epstein dosyaları bir komplo değil, kapitalist sistemin gerçek yüzüdür. Bir avuç zengin için sıradan olan sapkınlık, yasadışı işler, insan ve kadın bedeni ticareti, çocuklara tecavüzün bir bölümü gün yüzüne çıkmıştır, hepsi bu. Sıradan insan için olağanüstü ve şaşırtıcı olan bu yaşam tarzı zenginler için "doğal" bir haldir.

BURJUVA YÖNETİM BİÇİMİ OLARAK ŞANTAJ
En demokratik cumhuriyette bile büyük burjuvazi, gücünü bir yanda memurların satın alınması, öte yanda hükümet ile borsa arasındaki ittifak yoluyla dolaylı bir şekilde kullanırdı. Günümüzde "gücünü dolaylı kullanma" yerini doğrudan kullanmaya bırakmıştır. Yüksek devlet yöneticilerinin neredeyse tamamı doğrudan mülk sahibi sınıflardan gelmektedir. Bunlar kendi sınıf çıkarları doğrultusunda hareket etmekte, olası sapmalar da şantaj aracı ile düzeltilmektedir.
Epstein dosyalarında da açığa çıktığı gibi her şey ve herkes kayıt altına alınmıştır. Bu kayıtların bir kısmı zorunlu olarak açığa çıksa da büyük bölümü gizli kalmaktadır.

Foseptik çukurunda yüzmeye giden anormal ve sapkın kişilerin büyük çoğunluğu yüksek devlet yöneticilerinden oluşmaktadır. Bu kayıtlar bütünüyle açığa çıkmasa da sapkın zevkler peşinde koşan bu "mutlu azınlık" bu kayıtlardaki yerini bilmektedir. Bu da bu kişilerin finans oligarşisinin çıkarları doğrultusunda yönetilmesini kolaylaştırmaktadır.

Seçimler, burjuva partiler, finans oligarşisinin sahnelediği bir "burjuva demokrasi" tiyatrosundan başka bir anlama gelmez. Şantaj ise bu oyunda suflör işlevi görür, şantaj aracılığıyla oyuncuya rolü hatırlatılır.

KAPİTALİZMİN VAROLUŞSAL KRİZİ VE İNSANLIĞIN VAROLUŞSAL KURTULUŞU
Epstein dosyaları kapitalizmin iktisadi, siyasi ve ideolojik olarak nasıl bir çürüme ve kokuşma içinde olduğunun son örneğidir. Şu ya da bu dönemsel krizden çok öte bir varoluşsal kriz içinde kapitalizm. Bu kriz ideolojik ve moral yozlaşmayı da en uç noktasına vardırmıştır. Görülüyor ki dünya, bir avuç sapkın tarafından yönetilmektedir.

Sermaye başlangıçta nasıl çocuk işçiliği, köle ticareti, sömürgecilik ve zorbalıkla beslendiyse, içine düştüğü bugünkü varoluşsal kriz koşullarında çok daha rezil ve vahşi hal almıştır. Bu bir sapma değil, sermayenin "insanlık dışı" birikim iştahıdır.

Varoluşsal krizden en çok etkilenenlerin başında çocuklar gelmektedir. Dünya genelinde yaklaşık 170 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Bir başka deyişle dünyadaki her 10 çocuktan biri işçidir. Bu çocuk işçilerin yaklaşık yarısı madenlerde, kimyasal tarım işlerinde ve ağır sanayide ve yetişkinlere göre yüzde 50-80 daha az ücretle çalıştırılmaktadır. Bu çocukların 75 milyonu henüz 5 ila 11 yaş arasındadır.

Epstein dosyalarında görüldüğü gibi çocuklar sadece birer "ucuz işgücü" değil, aynı zamanda finans oligarklarının sapkın arzuları için birer "haz nesnesi"dir.

Epstein ağı, bu tip yüzlerce ağdan biridir. İnsanlık kapitalizmin kökünü kurutamazsa kapitalizm insanlığı yok oluşa sürükleyecektir. Epstein dosyaları bu yok oluş sürecinin görünümlerinden biridir.