Koçyiğit: Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın ve yardımlar ilk elden ulaşsın
Mecliste gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Rojava'nın hala kuşatma altında olduğuna dikkat çekerek, insani yardımların ulaşması için Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılması çağrısı yaptı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mecliste basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
1 Şubat'ın Dünya Rojava ile Dayanışma Günü ilan edildiğine işaret eden Koçyiğit, Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında milyonların Rojava'yla dayanışmak için alanlara çıktığını belirtti. Koçyiğit, "Rojava Devriminin kazanımlarının hepimizin kazanımları olduğunun; Rojava'da ete kemiğe bürünen bütün değerleri savunmanın insanlık açısından çok önemli olduğunun da altını bir kez daha çizmek istiyorum" dedi.
Rojava'yla dayanışma eylemlerine dönük saldırılara tepki gösteren Koçyiğit, "İnsani koridor açılsın, saldırılar dursun, siviller korunsun diyen insanlarımızla hep beraber sokaktaydık. Peki, bütün bu talepler bir suç muydu? Bu talepler ülkeyi bölen bir şey miydi? Bu talepler doğru mu değildi? Haklı mı değildi? Neydi buradaki sorun? Bu taleplere şiddetle, copla, darpla, gözaltıyla, tutuklamayla verilen yanıttaki amaç neydi? Buradan bir kez daha sormak istiyoruz. Çok açık ve net bir amaç vardı: Halkı korkutmak, halkı sindirmek; Rojava ile dayanışmayı, Rojava ile kurulan bağı koparmak" ifadelerini kullandı.
'DİYAR KOÇ ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ'
Çok sayıda insanın işkence gördüğünü, gözaltına alındığını hatırlatan Koçyiğit, "Diyar Koç, polis tarafından orada darp edildi ve beyin kanaması geçirdi. Nusaybin'den beri sürecini anbean takip ediyoruz. Nusaybin'de hayatı tehlikesi olmasına rağmen, beyin kanaması geçirmiş olmasına rağmen oradaki beyin cerrahı taburcu etti. Sırf siyasi saiklerle, sırf oradaki kolluk baskısı nedeniyle taburcu etti. Diyarbakır'a sevk edildi ve cezaevine gönderildi. Cezaevi, Diyar Koç'un genel durumu kötü olduğu için kabul etmedi. Bu sefer Diyarbakır'da yoğun bakıma alındı. Orada günlerce kaldı. Hayati tehlikesi olduğu için, genel sağlık durumu kötü olduğu için Diyarbakır'dan da Ankara Etlik Şehir Hastanesine sevk edildi" dedi.
Diyar Koç'un ertesi gün Sincan Kapalı Hapishanesindeki hastaneye gönderildiğini ve sevk sırasında bir hemşire tarafından ölümle tehdit edildiğini belirten Koçyiğit, Koç'un ayrıca fiziksel ve sözlü tehdide maruz kaldığını söyledi. Diyar Koç'u ölümle tehdit eden faşist hemşireye dokunulmazken, Rojava'ya destek için saçını ören bir hemşirenin hemen gözaltına alınıp açığa alındığını hatırlatan Koçyiğit, "Etlik Şehir Hastanesinden Sincan Cezaevine götürülme sürecinde Diyar Koç'a refakat eden hemşire hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Gereğinin yapılmasını istiyoruz. Yapanın yanına kar kalan değil, yapandan hesap sorulan bir düzenin kurulması gerektiğini söylüyoruz" dedi.
Bu süreçte en az 550 kişinin gözaltına alındığını ve 80 kişinin tutuklandığını belirten Koçyiğit, "Sokağa çıkmış insanlar ve demiş ki katliam olmasın, çocuklar ölmesin, kuşatma kalksın, Kürtlerin yaşam hakkına kast etmeyin. Kast ederseniz de biz kardeşleri olarak, biz halklar olarak buradayız ve bunu kabul etmiyoruz demişler. Bunun neresi suç" diye sordu.
'BİRİLERİ NEFRET ÜZERİNDEN SİYASET YAPIYOR'
Saç örme eylemine katılanlara dönük baskı ve şiddete işaret eden Koçyiğit, "Bütün bunların cezasızlık politikasından ve nefret suçlarına karşı bu ülkede bir yasanın olmamasından kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. Bir gün stadyumlarda kadına yönelik cinsiyetçi ve ırkçı nefret suçu işleniyor; bir gün sokakta, bir gün kollukta, bir gün başka bir kamu dairesinde. Buna karşı bir mekanizmaya, buna karşı bir yasaya ihtiyaç var. Binlerce defa söyledik. Nefret suçlarını engellemek için. Ama iktidardan tek bir adım yok. Neden? Çünkü kullanışlı aparat. Toplumu konsolide etmenin, bir yere yönlendirmenin aracı haline gelmiş nefret saikleriyle işlenen suçlar. Birileri bunun üzerinden siyaset yapıyor. Nefret siyaseti yapıyor" dedi.
'ROJAVA GÜNLERDİR KUŞATMA ALTINDA'
Rojava'nın günlerdir kuşatma altında olduğunun altını çizen Koçyiğit, insanların en temel malzemelere ulaşamadığını söyledi. "Un yok, ekmek sıkıntısı var. Hastanelerde ilaç sıkıntısı var. En başta kronik hastalığı olanlar, şeker ve tansiyon hastaları ilaca erişemiyor. Diyaliz hastaları büyük risk altında. Oksijen olmadığı için yeni doğan bebekler kuvözlerde ölümle yaşam arasında. Oksijensizlik nedeniyle yeni doğanları kaybetme riski var. Elektrik olmadığı için, ısınamadığı için insanlar hipotermi nedeniyle donuyor" diyen Koçyiğit, Kobanê'de altı çocuğun donarak yaşamını yitirdiğini hatırlattı.
'MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI AÇILSIN'
Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın Kobanê'yle bitişik olduğunu belirten Koçyiğit, kapı açılırsa yardımların ilk elden yarım saat içerisinde Kobanê'de olacağını kaydetti. DEM Partili belediyelerin, kent konseylerinin çok sayıda yardım topladığını ve bu yardımların bekletildiğini dile getiren Koçyiğit, hükümete şöyle seslendi: "Gün gerçekten Kürt halkını gözetme günüdür. Gereğini yapma günüdür. Sözü eyleme günüdür. Kardeşliği pratikleştirme günüdür. Sınır kapısını açabilirsiniz. Bunu açmanın önünde hiçbir engelin olmadığını hepimiz biliyoruz. Şimdi o sınır kapısının açılması gerçek anlamda kardeşlik köprülerini artıracaktır ve insanların kırılan duygularını onarmak açısından da bir adım olacaktır. Buradan bir kez daha bu talebi yinelemek istiyoruz. Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın ve halkımızın topladığı yardımlar ilk elden oraya ulaşsın."
'BU ANLAŞMA BİR BİTİŞ DEĞİL BAŞLANGIÇTIR'
29 Ocak'ta HTŞ yönetimi ve QSD arasında sağlanan anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirten Koçyiğit, "Bu anlaşmanın bir bitiş değil, aksine demokratik bir Suriye inşası için başlangıç olduğuna inanıyoruz. Anlaşmanın en önemli kısmının pratikte olduğunu ifade etmek istiyoruz. Evet, anlaşma önemlidir fakat anlaşmanın önemi kadar anlaşmanın pratikleşmesi de çok önemlidir. Demokratik kamuoyunun da bu anlaşmanın pratiğe dökülmesi sürecini takip edeceğini de çok yakından biliyoruz. Biz de bunu takip edeceğiz. Suriye'de Kürtler, Aleviler, Dürziler, Türkmenler ve diğer bütün kimliklerin güvenceye alındığı demokratik bir ülkenin kurulması için bu anlaşma bir başlangıç noktası olabilir" dedi.
'DEPREM BÖLGESİNDE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ'
6 Şubat deprem katliamının yıldönümü olduğuna işaret eden Koçyiğit, depremin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen bölgede hiçbir şeyin değişmediğini söyledi. İnsanların hala konteynerde yaşadığını belirten Koçyiğit, "Hala sağlıktan tutalım eğitime kadar her şeye erişimde büyük sorunlar yaşıyorlar. Ama daha önemlisi bir mülkiyet hakkı gasbıyla da karşı karşıyalar. İmar aflarından tutalım da Rezerv Alan Yasasına kadar, mülkiyet hakkı korunmayan ve halkın ürettiği şeylere el koyan bir anlayış var. Zeytin dalındayken, narenciye dalındayken bahçeler söküldü" dedi.
Koçyiğit, şöyle devam etti: "Yeni yılda Antakya, Defne, Samandağ, Harbiye ve çevresinde on binlerce insan 48 ila 72 saat arasında elektriksiz kaldı. Ama buna dönüp bakan olmadı. Hipotermi nedeniyle donma tehlikesi geçirdi insanlar. Buna da dönüp bakan olmadı. En son gittiler konut teslimi yaptılar. Direkt bizzat Hatay'da olanlar bunu söylüyor. Kötü olan yerlerin önünü kapattılar. Cumhurbaşkanının geçeceği alanları asfaltladılar, makyajladılar ve orada bir konut teslim töreni gerçekleştirdiler. İşte böyle makyajla gerçekten halkın acılarının üzerini kapatarak bambaşka bir algı, bambaşka bir gerçeklik inşa etmeye çalışıyorlar. Oysa bir arka sokağa geçtiğinizde hakikatin böyle olmadığını, insanların çok büyük bir yıkım içerisinde yaşama tutunmaya çalıştığını görüyoruz."