Marmara hapishanelerinde 3 ayda bin 326 hak ihlali
İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Ekim, Kasım, Aralık 2025 döneminde Marmara Bölgesi hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu yayımladı. Raporda, hapishanelerdeki kapasite fazlalığının yanı sıra, sağlık hakkı ihlallerine, yaygın ve sistematik biçimde sürdürülen işkence ve tecrit uygulamalarına dikkat çekilerek, tutsaklar ve aileriyle dayanışma çağrısı yapıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin üç aylık raporunu Beyoğlu'nda bulunan dernek binasında yaptığı basın toplantısı ile kamuoyuna duyurdu. Ekim, Kasım ve Aralık 2025 aylarını kapsayan rapor; tutsak başvuruları, basın taraması ve resmi veriler ışığında hazırlandı. Raporda, hapishanelerdeki yapısal sorunların çözülmediği gibi, ihlallerin birçok başlık altında derinleşerek devam ettiği vurgulandı.
KAPASİTE FAZLALIĞI DEVAM EDİYOR
Hapishanelerin mevcut kapasitesinin çok üzerinde tutulmasının, tutsakların yaşam koşullarını doğrudan etkilediğine dikkat çekilen raporda, kapasite yoğunluğuna ilişkin şu veriler paylaşıldı: "1 Aralık 2025 itibari ile 433 bin 543 olan mahpus sayısı; 2 Ocak 2026 tarihi itibari ile 338 bin 109'u hükümlü, 63 bin 905'i tutuklu, 18 bin 946'sı kadın, 4 bin 421'i çocuk, 6 bin 285'i 65 yaş üstü olmak üzere 402 bin14'e gerilemiş olup, kapasitesi 305.286 olan 403 hapishanede hali hazırda 96 bin 728 mahpus kapasite fazlası bulunmaktadır." Raporda, infaz düzenlemeleri kapsamında tahliyeler yaşanmasına rağmen hapishanelerde kapasite fazlası sorunu çözülemediği belirtilerek, hapishanelerde halen yüzde 31,68 oranında kapasite fazlası tutsağın bulunduğu belirtildi.
SAĞLIK HAKKINA ERİŞİM ENGELİ
Raporda, en yaygın ihlal alanlarından birinin sağlık hakkı olduğu vurgulandı. Tutsakların hastaneye sevk edilmemesi, sevklerin geç yapılması, kelepçeli muayene dayatması ve tedavi süreçlerinin keyfi biçimde engellenmesi öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Özellikle hasta tutsaklar açısından durumun hayati boyutlara ulaştığına dikkat çekilen raporda şu ifadelere yer verildi: "Hasta mahpusların tedaviye erişimi engellenmekte, infaz erteleme talepleri taraflı biçimde değerlendirilmekte ve bu durum mahpusların yaşam hakkını doğrudan tehdit eder hale gelmektedir."
İŞKENCE, KÖTÜ MUAMELE VE AĞIR TECRİT
Raporda, işkence ve kötü muamele yasağının sistematik biçimde ihlal edildiğine dair çok sayıda başvuruya yer verildi. Fiziksel şiddet, psikolojik baskı, çıplak arama, keyfi hücre aramaları ve onur kırıcı uygulamaların birçok hapishanede rutin hale geldiği belirtildi. Özellikle yüksek güvenlikli ve "kuyu tipi" olarak tanımlanan hapishanelerde uygulanan ağır tecrit politikalarına dikkat çekilen raporda, şu değerlendirme yer aldı: "Ağır tecrit uygulaması, mahpuslar açısından bir işkence yöntemi haline gelmiş, tahammül edilemez boyutlara ulaşmıştır."
İLETİŞİM VE SOSYAL HAKLAR
Raporda, tutsakların aileleri ve dış dünya ile kurdukları iletişimin ciddi biçimde sınırlandırıldığı vurgulandı. Telefon görüşlerinin kısıtlanması, mektupların geciktirilmesi ya da gönderilmemesi, gazete ve yayınlara erişimin engellenmesi ile sosyal faaliyetlerin uygulanmaması yaygın ihlaller arasında sıralandı. Bu uygulamaların tecrit politikalarının tamamlayıcı bir parçası haline geldiği vurgulann raporda, "Tutsakların iletişim hakkı sistematik biçimde ihlal edilmekte" denildi.
BESLENME,TEMİZLİK VE TEMEL İHTİYAÇLAR
Raporda, tutsakların yeterli ve sağlıklı beslenme ile temiz suya erişim konusunda da ciddi sorunlar yaşadığı kaydedildi. Verilen yemeklerin besin değerinden uzak olduğu, hijyen koşullarının sağlanmadığı ve tutsakların temel ihtiyaçlarını kantin yoluyla karşılamak zorunda bırakıldığı belirtildi. Bu durumun da hem yoksullaşmayı hem de eşitsizliği derinleştirdiği ifade edildi.
İNFAZDA KEYFİLİK VE TAHLİYE ENGELLERİ
Raporda, İdare ve Gözlem Kurulları aracılığıyla tahliyelerin keyfi biçimde ertelendiği vurguladı. Denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarının "iyi halli olunmadığı" gerekçesiyle engellendiği, bu uygulamaların infazda eşitlik ilkesini ihlal ettiğine dikkat çekilen raporda, "İdare ve Gözlem Kurulları aracılığıyla özgürlük hakkına yönelik ihlaller artarak devam etmekte, itiraz mekanizmaları ise etkisiz bırakılmaktadır" ifadelerine yer verildi.
TUTSAKLARLA DAYANIŞMA ÇAĞRISI YAPILDI
Raporda, Ekim, Kasım, Aralık 2025 döneminde Marmara Bölgesi hapishanelerinde toplam bin 326 hak ihlali tespit edildiği belirtilerek, bunun yalnızca İHD'ye ulaşan başvurular ve basına yansıyan vakalarla sınırlı olduğu hatırlatıldı. Raporun sonunda şu çağrı yapıldı: "Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri sadece mahpusların mücadelesi ile değil dışarıdan yürütülecek mücadelenin desteği ile önlenebilir. İçeridekilerin küçük de olsa sesi olabilmek ve duyarlılık yaratmak için sorunları görünür kılmak amacıyla hazırladığımız bu rapor, aynı zamanda, hapishanelerde yaşanan ve devasa boyutlara ulaşan sorunlar karşısında mahpuslarla ve mahpus aileleri ile dayanışma çağrımızdır."