5 Nisan 2026 Pazar

Milei sonrasında Arjantin ekonomisi düşüşte!

Javier Milei'nin Arjantin'de devlet başkanlığı görevine gelmesinden bu yana, ülke dünyada ikinci en büyük sanayi gerilemesini yaşadı. Arjantin'in ekonomik bağımlılıklarını ciddi derecede artıran Milei, Arjantin halkını yoksullaşma ve işsizlik krizine sürüklüyor.

2023 yılında kendini "anarko-kapitalist" olarak tanımlayan Javier Milei'nin Arjantin'de devlet başkanlığı görevine gelmesinden bu yana, ülke dünyada ikinci en büyük sanayi gerilemesini yaşadı. ABD eksenli faşist bir çizgiye konumlanan ve Arjantin'in mali ekonomik bağımlılıklarını ciddi derecede artıran Milei, mücadeleci toplumsal hareketler geleneğine sahip Arjantin halkını yoksullaşma ve işsizlik krizine sürüklüyor.

Birleşmiş Milletler verilerine dayanan danışmanlık firması Audemus, imalat sektörünün neredeyse yüzde 7,9 küçüldüğünü tahmin ediyor. Sadece sanayi üretimi alanında 2 bin 400'ün üzerinde işletme kapanırken, 73 bin iş kaybı yaşandı; tüm sektörler genelinde ise 22 binden fazla işletme kapanmak zorunda kaldı. Bu düşüşün başlıca sorumlusu olarak, Milei'nin politikaları nedeniyle yaşanan talep düşüşleri ve yabancı ithalata açılan pazar gösteriliyor.

İş kayıpları ve işletme kapanışları sektörler arasında yaygın bir şekilde yaşanıyor: Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre, sektörlere bağlı olarak işletmelerde yüzde 23'ye varan düşüşler görüldü. Özellikle tekstil üretimi yüzde 24, giyim sektörü yüzde 15, metal işleme ise yüzde 8,1 oranında etkilenmiş durumda. Geçen yılın Aralık ayında sendika federasyonu IndustriALL, metal sektöründe iş kayıpları ve fabrika kapanışları olduğunu bildirdi; otomotiv ve tarım makineleri üretimi de ciddi şekilde etkilendi.

Bu kapsamda, Arjantin'in 920 kişiyi istihdam eden tek lastik üreticisi Fate'in kapanması dikkat çekiyor. Arjantin pazarının açılması, lastik ithalatını neredeyse yüzde 35 artırırken, aynı dönemde fiyatlar yüzde 40 düşerek yerel üretimi zor duruma soktu.

Milei'nin planı, genel olarak madencilik, enerji ve tarıma odaklanıyor. Reel ücretleri düşürerek enflasyonu kontrol altına almaya çalışması ise halkın yoksullaşma krizini derinleştiriyor.

Yoksulluk ve kitlesel işsizlik korkusu arasında, daha fazla işçi düşük ücretlerle çalışmaya zorlanıyor ve yaşam standartları düşüyor. Hükümetin hedeflediği emek reformu, tüm işçi haklarının azaltılması yönünde bir eğilim yaratmayı amaçlıyor; ancak bu girişim kitlesel protestolar üzeri Ulusal İş Mahkemesi tarafından durduruldu.