25 Mart 2026 Çarşamba

Özel İtalyan Lisesi Grev Sözcüsü Aydın: Dayanışmayla kazanılabilir

Özel İtalyan Lisesi'nde eğitim emekçileri ayrımcı uygulamalara ve ücret eşitsizliğine karşı başlattıkları grevin 52. gününde. Grev Sözcüsü Fırat Aydın, mücadelenin ancak büyük bir dayanı8şmayla kazanılabileceğini söylerken MEB'in okula öğretmen ataması yapmasına karşı "Grev kırıcılığı suçtur. Bunu MEB de yapsa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da yapsa sonuç değişmez" dedi

İstanbul Beyoğlu'nda bulunan Özel İtalyan Lisesi'nde çalışan 14 Türkiyeli öğretmenin ayrımcılık, çalışma koşullarındaki adaletsizlik ve düşük ücret politikasına karşı 2 Şubat'ta başlattığı grev 52. gününde devam ediyor. Greve giden sürece ve öğretmenlerin taleplerine dair Grev Sözcüsü, Edebiyat Öğretmeni Fırat Aydın ile Kızıl Bayrak Gazetesi muhabiri, ajansımız için konuştu.  

Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri olarak haklarınız için 52 gündür grevdesiniz. Kısaca, greve giden süreci aktarabilir misiniz?
Tez-Koop-İş Sendikası'nda arkadaşlarımızla birlikte örgütlendik ve yetki belgesini bakanlıktan aldık. Kanuni olarak öngörülen bütün yasal süreçleri takip eden müzakereler yapıldı.

Fakat bu müzakereler hiçbir zaman okul yönetimi tarafından sorunu çözme anlayışıyla yürütülmedi. Tamamen süreleri kullanıp süreci mümkün olduğu kadar uzatma bakış açısıyla ilerletildi. Yani Türkiyeli öğretmenlerin, burada çalışan öğretmenlerin sorunlarını çözmeye yönelik herhangi bir bakış açısı taşımadı okul yönetimi.

ALTI KAT ÜCRET FARKI
Burada çalışan ve greve çıkan öğretmenlerin yaşadığı sorunlar nelerdir?

Öncelikle İtalyan öğretmenler ve Türkiyeli öğretmenler arasında ciddi bir fark var. Ücret olarak altı-yedi kat fark bulunuyor. Türk öğretmenler altmış-yetmiş bin civarında ücret alırken, diğer meslektaşlarımız bunun altı-yedi katı ücret alıyor.

Türkiyeli öğretmenler yirmi yedi saat derse giriyor; İtalyan öğretmenler on sekiz saat derse giriyor. Yani iş yükü olarak da iki kat fark söz konusu.

EK DERS VE NÖBET İÇİN ÖDEMELER YAPILMIYOR
Türkiyeli öğretmenler ek derslere girdiklerinde herhangi bir fazla mesai ücreti almazken, İtalyan öğretmenler ek derslere girdiklerinde fazla mesai ücreti alıyor. Yine okulda olmazsa olmaz nöbet görevini sadece Türkiyeli öğretmenler yapıyor; İtalyan öğretmenler bu görevi yapmıyor. Türkiyeli öğretmenler bu görev için de ekstra herhangi bir ücret almıyor. Özetle; hem ücret hem de çalışma koşulları açısından çok büyük bir fark söz konusu. Türkiyeli öğretmenlerin çalışma koşulları oldukça ağır. Yoksulluk sınırının altında bir ücretle adeta köle gibi çalıştırılıyorlar. Ne yazık ki öğretmen olarak da bir değer görmüyorlar ve okul yönetimi tarafından aşağılanmalara maruz bırakılıyorlar. 

Bu direnişte öne çıkan taleplerinizde neler var?
Türkiyeli öğretmenlerin temel taleplerinden biri, bu ayrımcı bakış açısının ortadan kaldırılmasıdır. Aynı zamanda öğretmenlik statüsünün ve öğretmene verilen saygının eşit düzeyde olması talep edilmektedir. Bu sağlanıncaya kadar da mücadele devam edecektir.

Grev kararı alındıktan sonraki süreçte yaşanılanları kısaca belirtebilir misiniz?
Toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanamayınca grev süreci kaçınılmaz oldu. Yasal süreler tükendiği için, haklarımızı kaybetmemek adına tüm süreçleri kullandık ve 2 Şubat'ta greve çıktık. Grevin elli ikinci günündeyiz.

Grev süresince maalesef yüzde yirmi beşlik bir zam teklifinin dışında başka bir teklif gelmedi. Bu da Türkiye gerçeklerine uygun, rasyonel bir çözüm sunmadı. Bu nedenle grev devam etti.

Bu süreçte bakanlığın tutumu ne oldu?
Okul yönetimi, Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşerek öğretmen talebinde bulundu. Sorunu çözmek ve toplu sözleşmeyi imzalamak yerine Milli Eğitim'den öğretmen talep edildi. Milli Eğitim de bu talebi kabul ederek ikame öğretmen görevlendirmesi yaptı.

Geçici olduğu söylense de bu uygulama grevin etkisini kırmaktadır. Grev kırıcılığı suçtur. Bunu Millî Eğitim Bakanlığı da yapsa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da yapsa sonuç değişmez.

'MEB GREV KIRICI BİR ROL ÜSTLENİYOR'
Biz burada kanuni bir grev yapıyoruz. Ancak bu grev, atanan ikame öğretmenlerle etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Nitekim bu atama sinyalini alan okul yönetimi, müzakere masasından çekilmiş ve yeni bir teklif sunmayacağını sendikaya bildirmiştir.

Bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığı'nın yapması gereken, bu kararı geri çekmek ve okul yönetimine toplu sözleşmenin imzalanması için baskı yapmaktır, öğretmenlerin grevini kırmak değildir.

Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı'nın grev kırıcı bir rol üstlendiğini görüyoruz. Bu da ülkemiz adına son derece üzücü bir durumdur. Okul yönetimi ise muhtemelen dışarıdan bakarak, “Grev var ama işler aksamıyor” düşüncesiyle süreci izlemektedir.

DAYANIŞMA ÇAĞRISI
Son olarak; buradan ilerici kurumlara, işçi-emekçilere bir çağrınız, ifade etmek istediğiniz bir şey var mı?

Bu süreçte dayanışma gösteren kişi ve kurumlar oldu. Ancak bu mücadele ancak daha geniş bir dayanışmayla kazanılabilir.

Bu nedenle bir çağrımız var. Cuma günü saat 14.00'te İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde, Millî Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı ikame öğretmen görevlendirmesine karşı sesimizi yükselteceğiz. Tüm siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları ve toplumun tüm kesimlerini bu eyleme katılmaya davet ediyoruz. Umarım başarılı bir eylem olur ve sesimiz daha güçlü bir şekilde duyulur.

*Kızıl Bayrak Gazetesi, ajansımız ETHA ile dayanışmak amacıyla bu haberi hazırladı.