21 Ocak 2026 Çarşamba

'Rojava devrimini savunmak sadece Kürt halkının görevi değil'

DAİŞ çetelerinin iktidara taşındığını ve Türk devletinin de desteklediğinin altını çizen Devrimci Parti Genel Başkanı Öneren, Rojava devriminin kazanımlarının kaybedilmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Öneren, "Siyonizmle, emperyalizmle ve bölgedeki halk düşmanı güçlerle temas kuran, onları destekleyen Türkiye'deki faşist iktidara karşı da burada direniş sergilemeliyiz" çağrısı yaptı. 

Rojava devriminin boğulmak istenmesine karşı Türkiye devrimci hareketinin görevlerini ve yürütülmesi gereken mücadeleye ilişkin Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Özgür TV'den Arzu Demir'e konuştu. 

'IŞİD AYNI ZAMANDA İKTİDARA TAŞINMIŞTIR'
Devrimci Parti Genel Başkanı Öneren, kadınların öncülüğünde yapılan Rojava devriminin Kobanê'nin kurtuluşu için direniş, güçlü bir mücadele hattıyla devam ettiğini kaydetti. Torun, "Emperyalizm ve faşizmin yenilebildiği ortaya çıktı yani yenilmez denilen emperyalizm Rojava devrimiyle yenildi. Kürt özgürlük mücadelesi hiçbir zaman ABD'nin bir askeri karargahı olarak inşa edilmedi. El-Kaide ve ondan türeyen IŞİD'e baktığımızda, ABD'nin emperyal bölge halklarına karşı kullandığı terör aparatıdır. Şu an emperyalist planları doğrultusunda IŞİD aslında yok olmuş görünüyor ama IŞİD'in yerini Golani aldı. Fark eden hiçbir şey yok. Zihniyet aynı zihniyet, ikisi de aynı ve iç içedir. IŞİD aynı zamanda iktidara taşınmıştır" dedi. 

'MÜCADELENİN HİÇE SAYILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ'
Kürt özgürlük hareketinin, Türkiye işçi sınıfı ve ezilen bölge halklarının emperyalizmin farkında olduğunun altını çizen Öneren, "Kürt özgürlük hareketi Rojava'da sınırları yıkarak Qamışlo'ya geçmek için direndi. Kürt özgürlük hareketi veya entrnasyonal dayanışma için orada olan sosyalistler geri çekilmiş değiller. Bu saldırılar karşısında sinmiş de değiller. Büyük bir mücadele içindeler şu an ve her an değişen çok sıcak bir ortamdayız. Biz Rojava'nın bir halklar devrimi olduğunu unutmadık. Emperyalizmin ve faşizmin burada bir daha yenileceğinden hiç kuşkumuz yok. Bugün Rojava özerk yönetiminden direniş çağrısı var, yalnızca Kürt halkına yönelik değil; yalnızca Kürt halkının görevi değil, Ortadoğu'nun, Avrupa'nın ve dünyanın dört bir yanındaki tüm ezilenlerin burada görevi ve sorumluluğu vardır. Özellikle devrimci, sosyalistlerin sorumluluğu çok. Biz Devrimci Parti olarak yaptığımız bir açıklamada yeniden çağrıda bulunduk; işçi sınıfına, kadınlara, gençlere sömürüye karşı savaşa ve inkara karşı ayağa kalkma çağrısıydı. Devrimci Parti olarak açıkça şunu ilan ediyoruz; siyonizme, emperyalizme, sömürgeciliğe ve Türkiye faşizmine karşı halkların mücadelesi çok önemlidir. Burada hep HTŞ gündeme getiriliyor ama bunları aynı zamanda Türkiye'deki faşist iktidar da destekliyor. Yanında yer alıyor. Bu kadar inançla, mücadeleyle kazanılan Rojava devriminin hem Kürtlerin hem bizlerin yeniden elde edilmesine, bu kadar verilen mücadelenin hiçe sayılmasına izin vermeyeceğimizi deklare ediyoruz" ifadelerini kullandı. 

'TÜRKİYE'DEKİ FAŞİST İKTİDARA KARŞI DA DİRENİŞ SERGİLEMELİYİZ'
Öneren, sosyalistlerin ve devrimcilerin sorumluluğuna ilişkin ise şunları söyledi: "Rojava devrimi gerçekleştiğinde, Kobanê direnişinde sosyalistler de orada, enternasyonal dayanışma adına bulundu ve gereken gücü, mücadeleyi verdiler. Şu anda da bundan farklı düşünülemez. Kobanê bugün yeniden kuşatılmak isteniyor. Halklara saldırılıyor, hapishanelerden cihatçı teröristler salınarak korku yayarak teslim almak istiyorlar buraları. Ama teslimiyete kesinlikle izin verecek bir lüksümüz yok. Biz sosyalistler kesinlikle birleşik bir devrimci hattan, birleşik bir mücadele hattından hep beraber bir yol çizerek kendimize Kürt özgürlük mücadelesinin yeniden Rojava'nın verilmemesinin, kaybedilmemesinin; kazanımlarının üzerinin oturulmamasının mücadelesini vereceğiz. Buradan çağrımızdır yine; Rojava devriminin kazanımları yok edilemez kesinlikle. Bugün cihatçı çetenin devamcıları bu kez de başarılı olamayacaklar garantisini veriyoruz. Ve nasıl bugün sınır zorlandıysa, teller devrilmeye çalışıldıysa, burada mücadele istikrarlı bir şekilde devam etmelidir. Siyonizmle, emperyalizmle ve bölgedeki halk düşmanı güçlerle temas kuran, onları destekleyen Türkiye'deki faşist iktidara karşı da burada direniş sergilemeliyiz."