20 Şubat 2026 Cuma

Tutsak sosyalistlere özgürlük!

Tutsak sosyalistlerin siyasi polis merkezlerindeki, faşist mahkemelerdeki ve hapishanelerdeki başları dik duruşlarına, direnç yüklü sloganlarına, umut ve azim aşılayıcı sözlerine şimdi her yerde "Tutsak sosyalistlere özgürlük!" şiarıyla karşılık verme vaktidir. Bu, sadece tutsak yoldaşlara olan borcumuz gereği değil, Erdoğan şefliğindeki saray rejimini ayakta tutan devlet terörü çarkını kırıp atma kararlılığımız ve arayış halindeki emekçileri ve ezilenleri faşist saray rejimini yıkma mücadelesinde mevzilendirme iddiamız gereği de böyledir.

Devrimci sosyalistlere yönelik 3 Şubat saldırısı, faşist şeflik rejiminin 2026 yılını "Terörsüz Türkiye" söyleminde öncelikli ifadesini bulan siyasi hedeflerini sonuca vardırma evresi olarak gördüğünü açıkça ortaya koydu.

Kuşkusuz ki, 2026'da "sonuca vardırma" isteğinin odağında, "ulusal varlığın tanınması" ve "anadilde eğitim" gibi en temel ulusal demokratik hakları dıştalayan bir uzlaşmanın dayatılmasıyla, Kürt ulusal demokratik hareketinin silahsızlandırılması bulunuyor. PKK gerillasının yasal siyasi zemine geçişini kaskatı bir faşist denetime ve Öcalan'ın esaret şartlarında değişimi de tam bir faşist keyfiyete tabi kılacak güdük bir yasa tasarısı meclis komisyonunda bunun için ısıtılıyor.

Kürt ulusal demokratik hareketinin Rojava'daki siyasi statüsünün ve özerk askeri yapısının dağıtılması, uzlaşı sürecinin düğüm noktasını teşkil eden niteliğiyle, "sonuca vardırma" atağının özel bir boyutunu oluşturuyor. HTŞ saldırısı ve kuşatması sonucu SDG'nin imzalamak zorunda kaldığı anlaşmayı düğümün çözümü sayan faşist sömürgecilik, Rojavalı olmayan ulusal demokratik, komünist ve devrimci güçlerin Suriye devlet sınırlarından derhal çıkarılmasını zorlayarak da Rojava'nın devrimci kazanımlarını ortadan kaldırma arayışında.

Devrim, düzen yasallığının dışında örgütlenme ve mücadelenin bütün biçimlerini kullanma kararlılığını ve pratiğini koruyan devrimci parti ve örgütlerin ezilip tasfiye edilmesi, faşist "sonuca vardırma" hamlelerinin belirleyici bir halkası. Bu, ABD ve NATO öncülüğünde uluslararası burjuvazinin dünyanın çeşitli köşelerinde halen yanmakta olan silahlı devrim ocaklarını söndürme, Hindistan'dan Filipinler ve Kolombiya'ya, Filistin'den Türkiye ve Kürdistan'a değin her yerde militan devrimci mücadele kuvvetlerini yok etme içerikli emperyalist-faşist konseptiyle de doğrudan örtüşüyor.

Faşist şeflik rejiminin "sonuca vardırma" yönelimi, CHP başta olmak üzere burjuva muhalefetin bertaraf edilmesini de kapsıyor. Faşist yargı tetikçisi Akın Gürlek'in adalet bakanlığına getirilmesi şeklindeki pervasız meydan okuma, CHP'nin 2026'da saraya biat etme ya da ezilme şeklinde keskin ve kesin bir ikilemle yüz yüze bırakılacağına işaret ediyor.

Emekçi sol hareketin reformist kesiminin kafasını kaldıramaz halde tutulması, ekonomik ve demokratik taleplerle harekete geçecek kitlelerin faşist zor yoluyla susturulması ve sindirilmesi de faşist "sonuca vardırma" hesabının içinde.

Demek ki, devrimci sosyalistlere dönük 3 Şubat siyasi kırım saldırısı, faşist şeflik rejimi açısından, 2015 yazında başlamış olan faşist terör döneminin aşağılık hedeflerine vardırılmasında kritik bir eşik karakteri taşıyor. Uzlaşı sürecinin faşist inkarcı ve sömürgeci tasavvura göre ilerlemesinin önündeki engeller böyle kaldırılacak, "iç cepheyi güçlendirme" faşist politikası böyle nihayete erdirilecek, faşist şeflik rejimi için dikensiz gül bahçesi böyle yaratılacak!

Öyleyse, "yargı devleti"nin çarkları daha hızlı dönecek, siyasi polise ve MİT'e, saraydan talimatlı mahkemelere ve hapishanelere dayalı faşist saldırganlığın menzili daha da artacak, 2026 yılı boyunca olayların akışı olağanüstü hızlanacak. Ve öyleyse, şimdi dört bir yanda "Tutsak sosyalistlere özgürlük!" diye haykırmak, faşist şeflik rejiminin siyasi hedeflerini sonuca vardırma hamlelerinin önüne etkili bir devrimcidemokratik barikat örme anlamı taşıyacak.

"Tutsak sosyalistlere özgürlük!" şiarını yükselten bir politik kampanya, bugün açık ki, devrimci sosyalistlerin rutin bir tutuklama saldırısı karşısında kendilerini siyaseten ve hukuken savunmaları darlığında ele alınamaz. Ne mevzu bahis faşist tutuklama saldırısının muhtevası ne de bunun karşısındaki devrimci direnişin görkemi böyle bir darlıkla bağdaşır.

Tutsak sosyalistlere özgürlük kampanyası, ulusal demokratik taleplerin sömürgeci cenderede öğütülmesi karşısında Kürt halk özleminin, kazanılmış demokratik hak ve özgürlüklerin fütursuzca gasp edilmesine karşı artan antifaşist tepkinin, yoksullaşma krizinin durmaksızın mayaladığı işçi ve fakir öfkesinin, faşist ataerkil tahakküme bilenen kadın itirazının, kökleri kazınmak istenen LGBTİ+'ların varoluş çığlığının güncel politik mücadelede ön cephesi olacaktır.

8 Mart'ta Rojin Kabaiş için adalet diyen tutsak sosyalist kadınların özgürlüğü istenecek, Newroz'da Kürt ulusal demokratik hakları uğruna mücadele eden tutsak sosyalist yurtseverlerin özgürlüğü gündemleşecek, 1 Mayıs'ta işçi sınıfı ve emekçilerin sınıfsal ve siyasal taleplerini bayraklaştıran tutsak sosyalistlerin özgürlüğü haykırılacaktır.

Tutsak sosyalistlere karşı devrimci sorumluluğunun yerine getirilmesi, şüphesiz ki, devrimci çalışmalar bütünlüğü içinde en öncelikli olandır. Devrimci-demokrat avukatların seferberliği, tutsak aileleriyle ilişkilerin örgütlülüğü, tutsak ihtiyaçlarını karşılama çabalarının genişliği ve sistematikliği, yalnızca devrimci sosyalistlerin değil, bütün ilerici, antifaşist ve devrimci güçlerin önündeki görevlerin tayin edici bir parçasıdır. Avrupa'da başlayan "kardeş tutsak" kampanyası bu bakımdan yol açıcı bir inisiyatif örneğidir.

"Tutsak sosyalistlere özgürlük!" şiarı, önümüzdeki haftalarda Türkiye ve Bakur Kürdistan sathında, Kürt ulusal demokratik talepleri uğruna mücadelelerde, kadın özgürlük hareketlerinde, sendikal etkinliklerde ve işçi direnişlerinde, öğrenci gençlik eylemlerinde, kültür-sanat gösterilerinde, politik kitle buluşmalarında yaygınca dillendirilecektir. Toplantılarda, panellerde, söyleşilerde, konserlerde, kahvaltılarda, açıklamalarda bayraklaşacaktır. Bu şiar, bir yandan da, Avrupa kentlerinin meydanlarında yükselecek, enternasyonal devrimci ilişkilerde yankılanacaktır.

Devrimci irade baştan sona talan edilen ve neredeyse tüm kadroları tutsak alınan sosyalist kurumları, dernek, sendika ve parti merkezlerini işler halde tutmayı elbette başaracaktır. Parti kitlesiyle ve çeperiyle fiziki bağları sürdürüp tazelemenin elverişli yöntemlerini mutlaka devreye sokacaktır. Tutsak sosyalistlere özgürlük kampanyası, bu başlıca devrimci görevler boyutuyla, faşist şeflik rejimi ile devrimci sosyalistler arasında cereyan edecek bir örgütsel irade savaşı niteliği de taşıyacaktır.

Emekçi sol hareket içinde devrimci sosyalistlerle dayanışma tutumlarının yeni bir düzeye varan yaygınlığı, çeşitliliği ve etkinliği, takdir edilmesi ve hakkı verilmesi gereken bir devrimci ve antifaşist duygudaşlık örneği olduğu kadar, 3 Şubat siyasi kırım saldırısının gerçek muhtevasının sezildiğinin de işaretidir. Bu politik duygudaşlık ve sezgi faşist şeflik rejimine karşı antifaşist cepheleşmeyi geliştirme doğrultusunda yeni ve güncel bir imkan demektir. Bu imkanın değerlendirilmesi ise devrimci hareketin bileşenleriyle, fiili meşru mücadelede yer alma isteği ve potansiyeli taşıyan yasal parti ve örgütlerle beraber, faşizme karşı özgürlük için güç birliği ya da özgürlük için birleşik mücadele platformu tipinde ortak bir oluşuma ilerlemenin ertelemeden gündeme alınmasını gerektirir.

Politik savaşım bugün had safhada sertleşmiş olabilir. Zorluk ve engellerse aşılmazmış gibi görünüyor olabilir. Lakin, olağanüstü sertleşmiş politik savaşımın artan ihtiyaçlarını yanıtlamak da, aşılmaz görünen zorluk ve engellerle başa çıkmak da devrimci sosyalistlerin mayasında var. Zaten 3 Şubat saldırısı faşist şeflik rejiminin bu devrimci sosyalist mayanın tamamen ayırdında olduğunun ve devrimci sosyalistleri başlıca bir tehdit saydığının en şaşmaz ispatı değil mi?

O halde, politik kararlılık ve politik iddia bilenecek, emekçi ve ezilen kitlelere güven tazelenecek, zorluklara göğüs germe dirayeti sergilenecek, koparıp alma tarzı kuşanılacaktır. Devrimci sosyalistleri fiili meşru mücadele mevzilerinden, yasal örgütlenme alanlarından tasfiye etmeyi hedefleyen saldırıya karşı tutsak sosyalistlere özgürlük kampanyasına böyle yüklenilecektir.

Tutsak sosyalistlerin siyasi polis merkezlerindeki, faşist mahkemelerdeki ve hapishanelerdeki başları dik duruşlarına, direnç yüklü sloganlarına, umut ve azim aşılayıcı sözlerine şimdi her yerde "Tutsak sosyalistlere özgürlük!" şiarıyla karşılık verme vaktidir. Bu, sadece tutsak yoldaşlara olan borcumuz gereği değil, Erdoğan şefliğindeki saray rejimini ayakta tutan devlet terörü çarkını kırıp atma kararlılığımız ve arayış halindeki emekçileri ve ezilenleri faşist saray rejimini yıkma mücadelesinde mevzilendirme iddiamız gereği de böyledir.

*Bu yazı Atılım Gazetesi'nin 256. sayısından alınmıştır.