18 Ocak 2026 Pazar

Viyana'da 'Kürdistan'da ulusal demokratik haklar ve özgürlük mücadelesi' paneli

"Kürdistan'da ulusal demokratik haklar ve özgürlük mücadelesi" başlığıyla Viyana'da düzenlenen panelde sunum yapan MT yazarlarından Çelebi, İsrail kadar Türkiye'nin de işgalci olduğunun altını çizdi. PKK ve Öcalan ile yapılan görüşmelerin başından bu yana Türk devletinin teslimiyet çağrısı yaptığını kaydeden Çelebi, "Sürecin adında bile ortaklaşılamazken, bu süreçten nasıl barış beklenebilir" sorusunu yöneltti. Çetelerin Halep'teki saldırılarına rağmen direnişin kazanacağını vurgulayan Çelebi, TKŞ'li komünistlerin Rojava'yı savunduğunun da altını çizdi. 

Viyana'da, Marksist Teori Dergisi yazarı Arif Çelebi'nin katılımıyla "Kürdistan'da ulusal demokratik haklar ve özgürlük mücadelesi" başlıklı bir panel düzenlendi. Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu'nun (AVEG-KON) Kürdistan'da emekçi çözüm tartışmaları, 16 Ocak'ta Viyana'da Jelka Derneğinde gerçekleştirilen panelle devam etti. Panel, cihatçı çetelerin Halep'e yönelik saldırılarında ölümsüzleşen direnişçiler adına saygı duruşuyla başladı.

'AB VE ABD EMPERYALİSTLERİ ROJAVA DEVRİMİNİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYOR'
Söz alan Arif Çelebi, günümüzde yaşanan emperyalist saldırganlık bağlamında Kürdistan'da süren direnişi ele aldı. Çelebi, "Halep'te yaşananlar, Rojava'ya yapmak istediklerinin provası olmuştur. 4 Ocak'ta Şam görüşmeleriyle başlayan sürecin, Paris'te HTŞ, İsrail ve Türkiye'nin vardığı anlaşma ile Rojava'ya yönelik saldırılar arasında bağ vardır. Bu saldırıların ABD'nin izniyle gerçekleştiğini unutmamamız gerekiyor. Avrupa Birliği de Halep'te yaşanan katliamlar sırasında Golani'ye 620 milyon avroluk destek sağlamıştır. Bu devletler yaşanan katliamın sorumlularıdır" dedi.

ABD ve Türkiye'nin Rojava'daki özerk yönetimin siyasal gücünü belediyeler düzeyine indirmeyi hedeflediğini belirten Çelebi, sömürgeci Türk devletinin Suriye'nin bir "Arap Cumhuriyeti" olarak kalmasını desteklediğini ve siyasal haklar yerine Kürtlerin belli bireysel haklarla yetinmesini istediğini ifade etti.

'İSRAİL İŞGALCİ İSE TC DE İŞGALCİDİR'
Bugün Kuneytra ve Golan Tepeleri'nin İsrail tarafından işgal edildiğini hatırlatan Çelebi, İsrail'e işgalci deniliyorsa Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî'yi işgal eden sömürgeci Türk devletinin de aynı şekilde işgalci olarak tanımlanması gerektiğini belirtti. Türk burjuva medyasında yaygınlaştırılan kara propagandaya da dikkat çeken Çelebi, Türk burjuva basınında çıkan haberlerle Türk devletinin kendi savaş suçlarının ifşa edildiğini söyledi.

'HALEP'TE TESLİM OLMAYAN İRADE KÜRDİSTAN'I BİRLEŞTİRDİ'
Tüm emperyalist devletlerin Halep saldırılarında aynı safta yer alarak katliama karşı sessiz kaldıklarını ifade eden Çelebi, buna karşın Halep'te destansı bir direnişle ölümsüzleşen savaşçıları andı. Bu direnişle Rojava'nın emperyalizme karşı da savunulduğunu vurgulayan Çelebi, Halep'te yaşananların ABD'nin Ortadoğu planından ve yeni belirlediği ulusal güvenlik stratejisinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.

ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırılarına ve Güney Amerika'daki emperyalist planlarına da değinen Çelebi, dünyanın büyük bir savaştan önce saflaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Çelebi, "Savaşlardan önce, özellikle Ortadoğu'da devletlerin merkezileştirilmesi ve devlet dışı tüm güçlerin yok edilmesi gerekiyor. ABD'nin denetiminde ve İsrail'in jandarmalığında devam eden gelişmelerde Türkiye de kendi payını kapmaya çalışıyor. ABD, İsrail'i merkezde tutarak Türkiye'yi de kontrol altında tutmak istiyor. Bütün bu süreç Kürtler için tehlikeler kadar fırsatlar da barındırıyor. Kürdistan'ın özgürlük mücadelesi bu süreçle birlikte uluslararası bir boyut kazanmıştır. Ancak Türk devleti, Kürtlerin statü kazanmasını bir beka sorunu olarak görüyor" dedi.

'SÜREÇ HALEP'TE KANA BULANMIŞTIR'
PKK ve Öcalan ile yapılan görüşmelerin başından bu yana devlet tarafından bir teslimiyet çağrısı yapıldığını ifade eden Çelebi, Halep'te yaşanan katliamla birlikte "süreç"in de kana bulandığını belirtti. Komisyona sunulan AKP-MHP raporlarında "terörsüz Türkiye" dışında bir vurgu olmadığını söyleyen Çelebi, "Sürecin adında bile ortaklaşılamazken, bu süreçten nasıl barış beklenebilir" sorusunu yöneltti. Halep'teki saldırıların ardından her iki tarafın da pozisyonlarını yeniden değerlendireceğini belirten Çelebi, direnişin kazandıracağını ifade etti.

'TKŞ'Lİ KOMÜNİSTLER ROJAVA'YI SAVUNUYOR'
Rojava'daki komünistlerin rolüne dikkat çeken Çelebi, TKŞ'nin konferansında Rojavalı komünistlerin aldıkları kararlarla Rojava devrimini savunmanın yanı sıra devrime antiemperyalist ve antikapitalist bir yön kazandırmanın önemine işaret etti. Toplumda sosyalist bilinci yaymanın ve sosyal devrim için mücadele etmenin Rojava'da da güncel görevler arasında olduğunu söyleyen Çelebi, komünistlerin Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkını şartsız ve koşulsuz kabul etmeleri gerektiğinin altını çizdi. Bu süreçte Kürtlerin kendi ulusal cephelerini kurmalarının ve ortak bir program ile hedef doğrultusunda hareket etmelerinin önemini bir kez daha vurguladı.

'TÜRK İŞÇİSİNİ DÜZENE BAĞLAYAN EN BÜYÜK ETKEN ŞOVENİZMDİR'
Panelin sonunda kemalist cumhuriyetin Kürtlere yaşattığı zulmü hatırlatan Çelebi, birleşik devrim için şovenizme ve ırkçılığa karşı çıkmanın önemini vurguladı. Türkiye'de yaşanan "süreç" ile silahlı mücadele ve devrimci mücadeleyle bir şey elde edilemeyeceği mesajının verildiğini, asıl hedefin ise umutların ortadan kaldırılması olduğunu belirten Çelebi, Türkiye'de ve dünyada bir yönetememe krizi yaşandığını ifade etti. Buna karşı örgütlü mücadelenin büyütülmesi, Kürtlerin ulusal demokratik hak taleplerinin savunulması ve yeniden gündeme getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Katılımın ve ilginin yoğun olduğu panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.