30 Nisan 2026 Perşembe

Arzu Demir yazdı / Baş fail Süleyman Soylu da yargılanacak mı?

Gülistan Doku soruşturmasının bundan sonraki aşamasını hep birlikte göreceğiz. Özellikle ailenin ve Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları'nın 6 yılı aşkın bir süredir yürüttüğü mücadelenin yanı sıra faşist şeflik rejiminin kendi içindeki hesaplaşmanın da bir sonucu olarak ortaya saçılan suç tablosunu asla unutmayalım. Her "intihar etti" denilen kadının ölümünün arkasında küçüğünden büyüğüne bir erkek devlet ve onun suç şebekesinin olabileceğini kendimize, birbirimize sık sık hatırlatalım. 

Faşist şeflik rejimi, sömürgeci savaşı, Kürt kadınlarının bedenlerinde yürütüyor. Gerilla Ekin Wan'ın katledildikten sonra cansız bedeninin çıplak bir şekilde teşhir edilmesinden, özyönetim direnişi günlerinde polis ve jandarma özel harekat birliklerinin talan ettikleri evlerde yatak odalarının duvarlarına, aynalara kadınlara yönelik olarak "Geldik, yoktunuz" yazmalarına kadar çok ağır bir savaş bu. Faşist Türk devleti, zamanla unutulmaya bıraktığı bu suçlarının hiçbirinin hesabını vermedi. 

Sadece bu da değil. Kadınların, evde, sokakta, okulda, işyerinde karşılaştıkları şiddetin arkasında da "koca bir devlet" bulunuyor. Kast ettiğim şey; erkek egemenliğinin bir sistem olması, erkek yargının, karakteri gereği fail erkekleri cezasızlık zırhı ile koruması değil sadece. Fail erkeklerin her birinin kadınlara karşı işlediği suçun üzerini örtmesinde devlet; polisi, askeri, yargısı, medyası, siyasetçisi, valisi, hastanesi ve maliyesi ile bilfiil görev alıyor. Muazzam bir işbirliği söz konusu. Memurundan valisine herkes bu çarkın içinde. 

Gülistan Doku, bu gerçeği çok daha çıplak biçimde ortaya koyan bir örnek oldu. 

Çiçeği burnunda Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "adalet sopası"nın uzanmadığı bir isim var; Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Kısa adıyla SS, Dersim'den Batman'a ve daha pek çok Kürdistan kentinde kadınlara karşı işlenen erkek devlet şiddetinin faillerinden biri olarak öne çıkıyor. O, kadınlara karşı bu sömürgeci savaşı yürüten bir lider; uzman çavuşları, polisleri, savcıları, doktorları, memurları, medyasıyla bir devlet çetesinin lideri.

Hem Gülistan Doku hem de İpek Er'in tecavüze uğradıktan sonra katledilmelerinde failleri aklayan her adımın altından SS çıktı. 

2020 yılının 16 Temmuz günü 18 yaşındaki İpek Er, uzman çavuş Musa Orhan'ın tecavüzüne uğradıktan sonra intihar girişiminde bulunmuştu. Uzun süre hastanede yoğun bakımda tutulmuş, 18 Ağustos'ta yaşamını yitirmişti. Ölüme sürüklenen İpek'in geride bıraktığı mektubunda yaşadığı acı, çaresizliği, yalnızlığı açığa çıkınca, sokaklara dökülen kadınların karşısına SS, erkek devletin bilindik söylemleri ve aygıtlarıyla dikilmişti. 

İpek'in ölümünün ardından "Cenaze bizim cenazemizdir" diyerek öncelikle aileye bir sınır çizmişti. İpek'in ağabeyi polis olduğu için, "devlet babaya güvenmelerini", adalet ararken fazla ileriye gitmemelerini hatırlatmıştı. Çünkü Musa Orhan, bir uzman çavuştu, devletin bir ferdiydi.

Konuyu gündeme getiren HDP milletvekillerini de yavuz hırsız tavrıyla "Elbette bu olayın bazı çevreler tarafından sürekli gündeme getirilmesinin temel nedeni HDP milletvekilinin ve diğer PKK'lıların yaptıklarının üstünü örtmektir" şeklindeki bilindik devlet ağzıyla hedef göstermiş, tehdit etmişti. 

Sonuç olarak, İpek'in faili uzman çavuş Musa Orhan yargılama sonunda cezasız kaldı. Hapishanede sadece 7 gün tutuldu. Cinsel saldırı suçundan açılan davada 10 yıl ceza aldı. Bu cezayı üst mahkeme onayladı ama ceza infaz edilmedi. İntihara yönlendirme suçundan açılan dava ise sürüyor. Bu davada da tutuklama yok. İpek mezarda, fail Musa Orhan dışarda.

Süleyman Soylu'nun Gülistan Doku'nun faillerini de koruduğu artık gün gibi ortada. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i yıllarca korudu, hep arkasında durdu, kendisi ile görüşen Gülistan'ın ailesinin gözlerinin içine baka baka yalan söyledi. 

25 Temmuz 2022 tarihinde Gülistan Doku ile ilgili bir soru önergesine verdiği yanıtta, "Vali Tuncel Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır" dedi. "Asılsız iddialar" diyerek koruduğu Vali'nin, oğlu Mustafa Türkay Sonel'in işlediği tecavüz ve cinayet suçlarının üzerini kapatmak için yaptıklarını okuyoruz günlerdir basında. 

Yine SS, Meclis'te kurulan Kadına Karşı Şiddeti Araştırma Komisyonu'nda da açık açık yalan söyledi. Gülistan'ı aramak için ellerinden geleni yaptıklarını iddia etti, "Tüm soruşturmalarımızı ortaya koyduk, bu konudaki tüm işler gerçekleştirildi ve biz bir cinayete rastlayamadık" diyerek aileyi, kadınları, halkı kandırdı. 

"Gülistan Doku'ya ne oldu?" diye soranları da "Bu konuyu, PKK, HDP siyasallaştırmaya çalıştı" sözleriyle hedef gösterdi. SS'nin polisleri, Gülistan Doku için kadınların yaptığı eylemlere saldırdı, 2022 yılında Adalet Bakanlığı'nın önünde eylem yapan Gülistan'ın ailesinin üzerine de polislerini saldı. 

Gülistan Doku soruşturmasını kendisi için meşruiyet kazanma hamlesine çeviren Bakan Gürlek'in bugüne kadar ağzına almadığı isimlerden biri olan Yeldana Kaharman, 28 Mart 2019'da evinde ölü bulunduğunda da İçişleri Bakanlığı koltuğunda Süleyman Soylu oturuyordu. Yeldana'nın röportaj yapmak için çağrıldığı Pertek'te kontrgerilla şefi Mehmet Ağar'ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar'ın tecavüzüne uğradığı, bununla ilgili şikayette bulunmak için karakola gittiği, ardından da evinde intihar ettiği yönündeki çeşitli bilgi ve iddialar basında yer aldı. Bu olay sırasında Tolga Ağar'ın helikopterle bölgeden uzaklaştığı yönündeki bilgileri de muhalif gazeteciler yazdı. Yeldana'nın ölümü de aydınlatılmadan dosyanın üzeri kapatıldı. Bu süreçte Süleyman Soylu'nun rolü ne oldu? HTS kayıtlarından kamera kayıtlarına, hastane raporlarından polise yapılan şikayet başvurusuna kadar tüm bunların ortadan kaldırılmasını sağladı mı?

Yeniden Gülistan Doku soruşturmasına dönersek… Bu suça iştirak edenlerin tamamı hala soruşturmaya dahil edilmedi. Dönemin İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in, "şüpheli"olarak değil, "tanık" olarak ifadesi alındı. Neden? Bütün bu deliller karartılırken, Delen ne yapıyordu? Habersiz miydi tüm bu olanlardan?

Baş fail Süleyman Soylu soruşturmaya dahil edilecek mi? Gülistan Doku soruşturmasının bundan sonraki aşamasını hep birlikte göreceğiz.

Özellikle ailenin ve Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları'nın 6 yılı aşkın bir süredir yürüttüğü mücadelenin yanı sıra faşist şeflik rejiminin kendi içindeki hesaplaşmanın da bir sonucu olarak ortaya saçılan suç tablosunu asla unutmayalım. Her "intihar etti" denilen kadının ölümünün arkasında küçüğünden büyüğüne bir erkek devlet ve onun suç şebekesinin olabileceğini kendimize, birbirimize sık sık hatırlatalım.