9 Nisan 2026 Perşembe

Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreterliği'nden İTÜ'deki tacize ilişkin açıklama: Kurumsal sorumsuzluk

İTÜ'de gerçekleşen tacize ilişkin açıklama yayınlayan Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreterliği, "Yurtlarda kadın öğrencilerin giriş-çıkış saatleri, sosyal yaşamları ve hatta kıyafetleri 'güvenlik' adı altında denetlenirken, temel güvenlik sorumluluğunun yerine getirilmemesi kabul edilemez" dedi.

Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreterliği geçtiğimiz günlerde İzmir Çiğli'de bir KYK kız öğrenci yurdunda yaşanan tacizin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü'ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdu'nda yaşanan tacize ve güvenlik ihlaline ilişkin açıklama yayınladı.

Açıklamada, 8 Nisan akşamı, hakkında suç kaydı ve kayıp başvurusu bulunan bir erkeğin hiçbir denetime takılmadan yurda girebildiği; öğrenci odalarının kapılarını açtığı, çamaşırhanede uygunsuz biçimde bulunduğu ve kadın öğrencileri taciz ettiğinin kamuoyuna yansıdığı hatırlatıldı.

'İHMAL DEĞİL KURUMSAL SORUMSUZLUK'
Bu kişinin saatler boyunca yurt içinde fark edilmemesinin bireysel bir ihmal değil; açık bir güvenlik zafiyetinin ve kurumsal sorumsuzluğun göstergesi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Bu tablo, yükseköğretim alanında ve kamu yurtlarında uzun süredir hakim kılınan yönetim anlayışının doğrudan sonucudur" denildi.

'YURTLAR SORUMLULUĞU KADINLARIN OMZUNA YÜKLÜYOR'
Yurtlarda kadın öğrencilerin giriş-çıkış saatleri, sosyal yaşamları ve hatta kıyafetlerinin "güvenlik" adı altında denetlenirken, temel güvenlik sorumluluğunun yerine getirilmemesinin kabul edilemez olduğuna vurgu yapan Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği, şöyle devam etti: "Bugün yurtlar; koruyan değil denetleyen, güvenlik sağlayan değil sorumluluğu kadınların omuzlarına yükleyen mekanlara dönüştürülmüştür. Kamusal sorumluluk tasfiye edilmiş; yerini keyfiyet, liyakatsizlik ve denetimsizlik almıştır."

TALEPLER
Güvenlik yerine denetimin, özgürlük yerine baskının esas alındığı belirtilen açıklamada şu gereklilikler sıralandı:

"-İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü ve yurt yönetimi, yaşanan olayın tüm boyutlarını derhal ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmalıdır.

-Güvenlik zafiyetine neden olan idari ve yapısal ihmaller ortaya çıkarılmalı; sorumlular hakkında gecikmeksizin idari ve hukuki işlem başlatılmalıdır.

-Yurtlarda uygulanan güvenlik politikaları, öğrencilerin özgürlüklerini kısıtlayan değil; gerçek tehditlere karşı koruyan bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.

-Yurtlarda güvenliği sağlayacak nitelikli personel, denetim ve fiziksel altyapı eksiklikleri derhal giderilmelidir.

-Tacize maruz kalan öğrencilere yönelik psikolojik destek ve ücretsiz hukuki yardım mekanizmaları ivedilikle oluşturulmalıdır.

-Kadınların yaşam tarzına müdahale eden, onları denetim altında tutan ve sorumluluğu bireylere yükleyen anlayış terk edilmelidir."